NAMAZ İLE İLGİLİ HADİSLER

26.10.2023
194

Namazın nasıl kılınır? Namaz kılırken nelere dikkat etmeli? Resulullah’ın Namaz ile ilgili söylemiş olduğu hadisi şerifler şunlardır;

  • Bana Zeyd ibnu Sabit (r.a) dedi ki: “Sen niye akşam namazında (kısaru’l-mufassal denilen) kısa surelerden okuyorsun? Ben Resulullah (sav)’ın Tula’t-Tuleyeyn’i okuduğunu işittim.” (Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade var: “…Dedim ki: Tüla’t-Tuleyeyn nedir? Bana “el-A’raf, öbürü de “el-En’am” diye cevap verdi.”) (Buhari, Ezan 98, Ebu Davud, Salat 132, (812), Nesai, İftitah 67, (2, 169, 170)
  • Resulullah (sav)’ın akşam namazında ve’l-mürselati urfen suresini okuduğunu işittim. Bundan sonra artık bize, ruhu kabzedilinceye kadar hiç namaz kıldırmadı. (Buhari, Ezan 98, Megazi 83, Müslim, Salat 173, (462), Muvatta, Salat 24, (1, 78), Ebu Davud, Salat 132, (810), Tirmizi, Salat 230, (308), Nesai, İftitah 64), (2,168)
  • Resulullah (sav), A’raf süresiyle akşamı kıldırdı. Süreyi ikiye bölerek her iki rek’atte bir parçasını okudu. (Nesai, İftitah 67), (2,170)
  • Resulullah (sav)’ı akşam namazında et-Tur süresini okurken işittim. (Buhari, Ezan 99, Cihad 172, Megazi 11, Tefsir, Tür 1, Müslim, Salat 174, (463), Muvatta, Salat 23, (1, 78), Ebu Davud, Salat 132, (811), Nesai, İftitah 65), (2, 169)
  • İbnu Mes’ud un (r.a) arkasında akşam namazı kılmıştım. Namazda Kulhüvallahü ahad’i okudu. (Ebu Davud, Salat 133), (815)
  • Resulullah (sav) akşam namazında Ha-mim-ed-Duhan süresini okudu. (Nesai, İftitah 66), (2,169)
  • Hz. Ebubekir (r.a) in hilafeti sırasında Medine’ye geldim, arkasında akşam namazını kıldım, ilk iki rek’atinde Fatiha ile (kısaru’l-mufassal denen) kısa sürelerden birer süre okudu. Sonra üçüncü rek’ate kalktı. Ben ne okuyacağını işitmek için hemen kendisine -elbisem elbisesine değecek kadar- yaklaştım. Fatiha ve beraberinde “Rabbena la tuziğ kulübena ba’de iz hedeytena veheb lena min ledünke rahmeten inneke ente’l-Vehhab” (Rabbimiz, bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma. Katından bize bir rahmet lütfet. Sen çok lütfedenlerdensin) ayetini okuduğunu işittim. (Muvatta, Salat 25) (1,79)
  • Abbas İbnu Abdulmuttalip (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ümmetim, akşam namazını yıldızlar cıvıldaşıncaya kadar te’hir etmedikçe fıtrat üzerine devam eder. Ebu Abdullah İbnu Mace der ki: “Muhammed İbnu Yahya’nın şöyle dediğini işittim: “Bu hadis hakkında alimler Bağdat’ta anlaşmazlığa düştüler. Ben ve Ebubekir el-A’yan, Avvam İbnu Abbad İbni’l-Avvam’a kadar gidip sorduk. Bize, babasına ait asıl nüshayı çıkardı, araştırdı, hadisi orada buldu.” (İbnu Mace Sünen (689) – Hds 6196)
  • İbnu Ömer (r.a)  anlatıyor: “Resûlullah (sav) akşam namazında “Kul ya eyyühe’l-kâfirun” ve “Kul hüvallahü ahad” surelerini okurdu.” (İbnu Mace Sünen (833) – Hds 6240)
  • Müezzin akşam ezanını okuduğu zaman Resulullah (sav) ashabından bir grup kalkıp mescidin sütunlarına doğru koşup Resulullah (sav) (evinden) çıkıncaya kadar akşamdan önce ikişer rek’at nafile kılıyordu. (Müslim’in rivayetinde şu ziyade var: “Bazen bir yabancı gelip mescide girecek olsa, namaz kılanların çokluğunu görünce, akşamın farzını kılınmış zannederdi.”) (Buhari, Ezan 14, Salat 95, Müslim, Müsafirin 303, (837), Nesai, Ezan 39, (2, 28, 29)
  • Resulullah (sav) dediler ki: “Akşamdan önce iki rek’at namaz kılın.” (Efendimiz) sonra, insanların bunu bir sünnet yapmasından korkarak “Dileyen kılsın” dediler.” (Ebu Davud, Salat 300, (1281), Buhari, Teheccüd 36, İ’tisam 27, Müslim, Müsafirin 304), (838)
  • Resulullah (sav)’la birlikte, akşam namazından sonra hane-i saadetlerinde iki rek’at (nafileyi) kıldım. (Tirmizi, Salat 320), (432)
  • Resulullah (sav) Beni Abdi’l-Eşhed mescidinde akşam namazını kılmıştı. Cemaat, farzı bitirince nafileyi kılmaya başladı. Bunu gören Resulullah: “Bu, evlerin namazıdır” buyurdular. (Nesai’de şu ifade vardır: “Size, bu namazı evlerde kılmanız gerekir.”) (Ebu Davud, Salat 304, (1300), Nesai, Kıyamu’l-Leyl 1, (3,198, 199)
  • Hazreti Âişe (r.a) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim akşamla yatsı arasında yirmi rek’at namaz kılarsa Allah ona cennette bir köşk yapar.” (İbnu Mace Sünen (1373) – Hds 6395)
  • Râfi İbnu Hadic (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Beni Abdi’l-Eşhel kabilesinde yanımıza geldi. Mescidimizde bize akşam namazı kıldırdı. Sonra da: “Şu iki rek’at (sünneti de) evlerinizde kılın” buyurdu.” (İbnu Mace Sünen (1165) – Hds 6338)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “İmam amin deyince siz de amin deyin. Zira kimin amin’i meleklerin amin’ine tevafuk ederse geçmiş günahları affedilir.” İbnu Şihab der ki: “Resulullah (sav) amin derdi.” (Buhari, Ezan 112, Müslim, Salat 72, (410), Muvatta, Salat 44, (1, 87), Ebu Davud, Salat 172, (936), Tirmizi, Salat 185 (250), Nesai, İftitah 34, 35, (2,144), İbnu Mace, İkamet 14), (851)
  • Buhari’de diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: “Kari (okuyucu) amin deyince siz de amin deyin. Zira melekler “amin” der. Kimin amin’i meleklerin aminine tevafuk ederse geçmiş günahları affedilir.” (Buhari, Da’avat 63)
  • Hazreti Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “İnsanlar amin demeyi terk ettiler. Halbuki Resûlullah (sav), namazda “gayri’l-mağdubi  aleyhim ve la’ddallin” deyince amin derdi, bunu ön saftakiler işitirdi, sonra mescit amin sesiyle dalgalanırdı. (İbnu Mace Sünen (853) – Hds 6245)
  • Hazreti Ali (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ın (sav) “Ve la’d-dâllîn” deyince amin dediğini işittim.” (İbnu Mace Sünen (854) – Hds 6246)
  • Hazreti Âişe nin anlattığına göre: “Resûlullah (sav): “Yahudiler, sizi, selamınız ve amin deyişiniz sebebi kıskandıkları kadar bir başka şey için kıskanmamışlardır” buyurmuşlardır.” (İbnu Mace Sünen (856) – Hds 6247)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Yahudiler sizi, amin deyişiniz kadar başka şey için kıskanmazlar. Öyleyse amin sözünü çok söyleyin.” (İbnu Mace Sünen (857) – Hds 6248)
  • İbnu Ebî Evs (r.a) anlatıyor: “Dedem Evs es-Sakafî, namaz kılarken bazen bana işarette bulunurdu. Ben de ayakkabılarını kendisine verirdim. Şöyle demişti: “Ben Resûlullah’ı (sav) ayakkabıları ile namaz kılarken gördüm.” (İbnu Mace Sünen (1037) – Hds 6299)
  • Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) anlatıyor: “Biz Resûlullah ‘ı (sav) ayakkabıları ve mestleri ile namaz kılarken gördük.” (İbnu Mace Sünen (1039) – Hds 6300)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Ramazan bayramında da Kurban bayramında da guslederdi. (İbnu Mace Sünen (1315) – Hds 6380)
  • Sohbet şerefine eren Fakih İbnu Sa’d (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Ramazan bayramında, Kurban bayramında, Arefe gününde yıkanırdı. Fakih de o günlerde yıkanmalarını aile halkına emrederdi.” (İbnu Mace Sünen (1316) – Hds 6381)
  • Nubayt (r.a) ‘ın anlattığına göre, “haccetmiş, haccı sırasında Resûlullah ‘ı (sav) devesi üzerinde, hutbe verirken görmüştür.” (İbnu Mace Sünen (1286) – Hds 6366)
  • Hazreti Câbir (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Ramazan ve Kurban bayramı musallaya çıktı. Orada ayakta hutbe okudu, sonra bir miktar oturdu, tekrar kalktı ikinci hutbeyi okudu.” (İbnu Mace Sünen (1289) – Hds 6367)
  • Sa’d el-Karaz ve İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bayram namazına yürüyerek gider, yürüyerek dönerdi.” (İbnu Mace Sünen (1294) – Hds 6370)
  • Amr İbnu Şu’âyb an ebihi an ceddihi (r.a) anlatıyor. “Resûlullah (sav) hiçbir bayramda bayram namazından önce ve sonra (nafile) namaz kılmamıştır bayram namazıyla kılınan sünnet namaz yoktur.” (İbnu Mace Sünen (1292) – Hds 6368)
  • Ebu Saîdi’l-Hudrî (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bayram namazından önce hiçbir namaz kılmazdı. Evine dönünce iki rek’at namaz kılardı.” (İbnu Mace Sünen (1293) – Hds 6369)
  • Sa’d el-Karaz (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bayram namazlarına giderken Sa’îd İbnu Ebi’l-As’ın mahallesinden geçer, sonra çadırların bulunduğu yerden geçer, namaz dönüşünü başka bir yoldan yapar, Beni Zürayh’ten Ammâr İbnu Yâsir’in evine, oradan Ebu Hureyre’nin mahallesine, oradan Balât’a geçerek (evine gelirdi).” (İbnu Mace Sünen (1298) – Hds 6371)
  • Ebu Râfi’ (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bayram namazına yaya olarak gider, dönüşü de, gittiğinden başka bir yolla yapardı.” (İbnu Mace Sünen (1300) – Hds 6372)
  • Hazreti Enes anlatıyor: “Resûlullah (sav), Musalla’da bir harbeyi sütre yaparak bayram namazını kıldı.” (İbnu Mace Sünen (1306) – Hds 6375)
  • İbnu Abbas (r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, düşman karşısında olmadıkça İslâm memleketlerinde, her iki bayramda silah kuşanılmasını yasakladı.” (İbnu Mace Sünen (1314) – Hds 6379)
  • Âmir rahimehullah anlatıyor: “İyâz el-Eş’ârî, Enbâr’da bir bayram namazında hazır bulunmuştu. Şöyle dedi: “Resûlullah (sav) yanında taklîs yapıldığı gibi sizi niye taklîs yapar görmüyorum?” (İbnu Mace Sünen (1302) – Hds 6373)
  • Kays İbnu Sa’d (r.a) anlatıyor. “(Resûlullah ‘ın (sav) vefatından sonra) O’nun sağlığında mevcut olan her şeyi gördüm, ancak biri hariç. Görmediğim bu şey de, Ramazan bayramında onun için yapılan taklisdir.” (İbnu Mace Sünen (1303) – Hds 6374)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Peygamberiniz (Miraç gecesinde) elli vakit namazla emrolundu. Sonra bunu beşe indirinceye kadar Rabbinize müracaatta bulundu.” İbnu Mace Sünen (1400) – Hds 6406)
  • Ebu Katâde İbnu Rib’î anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: “Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum. Kim de bunu vaktinde kılmaya devam etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur.” (İbnu Mace Sünen (1403) – Hds 6407)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) vitir namazın: bineği üzerinde de kılardı.” (İbnu Mace Sünen (1201) – Hds 6347)
  • İbnu Abbas (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Sizin şu gününüzde iki bayram bir araya gelmiştir: Dileyene, bayram namazı Cuma namazının da yerini tutar ancak biz, cuma namazını da kılacağız.” Benzer bir rivayet Ebu Hureyre den (r.a) yapılmıştır. (İbnu Mace Sünen (1311) – Hds 6377)
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) zamanında iki bayram (Cuma ve bir bayram) aynı günde birleşti. Resulullah (sav) bayramı kıldırdı, sonra da: “Dileyen cumaya da gelsin, dileyen de gelmesin” buyurdular.” (İbnu Mace Sünen (1312) – Hds 6378)
  • (Kur’an) her bir namazda okunur. Resulullah (sav) bize hangilerini işittirmişse biz de size işittiriyoruz. Hangilerini de gizlemişse biz de size gizliyoruz. Ebu Davud, Salat 129, (797), Nesai, İftitah 58, (2, 163), Buhari, Ezan 104, Müslim, Salat 43, (396)
  • Resulullah (sav) bir gece evinden çıkmıştı. Hz. Ebubekir ‘e (r.a) uğradı. Alçak sesle namaz kılıyordu, Hz. Ömer’e uğradı, o da yüksek sesle namaz kılıyordu.” Ravi der ki: “Resulullah ’ın yanında toplanınca Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ey Ebubekir sana uğradım sen sessizce namaz kılıyordun.” Ebubekir: “Ben konuştuğum Zat-ı Zülcelal’e sesimi işittirdim ey Allah’ın Resulü!” cevabını verdi. Hz. Ömer’e de: “Sana da uğradım. Sen yüksek sesle namaz kılıyordun!” dedi. O da şu cevabı verdi: “Ey Allah’ın Resulü! Uyuklayanı uyandırıyor, şeytanı da uzaklaştırıyordum.” (Hadisin metni Ebu Davud’a ait. Hasan Basri rivayetinde der ki: “Resulullah (sav) Hz. Ebubekir ‘e: “Ey Ebubekir sen sesini biraz yükselt” dedi. Hazreti Ömer’e de, “Sesini sen de biraz alçalt!” buyurdu.”) Ebu Davud, Salat 315, (1329), Tirmizi, Salat 330, (447)
  • Ebu Hureyre ‘den (r.a) yapılan rivayette, bu kıssa aynen zikredilir, ancak Hz. Ebubekir ‘e: “Sesini biraz yükselt”, Hz. Ömer’e de: “Sesini biraz alçalt” dedi” cümleleri zikredilmez.” Fakat şu ziyadede bulunur: “Ey Bilal seni, şu sureden ve şu sureden okurken işittim” dedi. (Bilfiil) cevaben: “Kur’an tatlı bir kelam, Allah onu kısım kısım yapıp bir araya getirdi” dedi. Sonunda Resulullah (sav): “Hepiniz isabet ettiniz!” buyurdular. Ebu Davud, Salat, 310, (1330)
  • Resulullah (sav) namaz kılmakta olan insanların yanına geldi. Kıraatte sesleri yüksekti. Hemen: “Namaz kılan kimse Rabbine münacaatta hususi konuşmada bulunuyor demektir. Öyleyse ne şekilde münacaatta bulunduğuna dikkat etsin. Kur’an’ı birbirinize cehren okumasın!” dedi. Muvatta, Salat 29, (1, 80), Ebu Davud, Salat 310, (1332)
  • Resulullah (sav)’ın geceleyin kıraati bazen yüksek sesle, bazen da alçak sesle olurdu. Ebu Davud, Salat 310, (1328)
  • Hz. Ömer ‘in (r.a): “Ben üzüntü ve hüznümü yalnız Allah’a açarım…” mealindeki ayeti (Yusuf 86) okurken boğuk boğuk çıkan sesini en arka safta olduğum halde işittim. Buhari, Ezan 70, (Bab başlığında senetsiz olarak zikreder)
  • Namazda iki sekte hatırımda kaldı. Biri, imam “Allahu Ekber” dedikten kıraata başladığı ana kadar geçen sektedir. Diğeri de Fatiha ve zamm-ı sureyi okuyup bitirince rükuya gitme sırasındaki sektedir. Hadisi rivayet eden Hasan Basri der ki: “Bunun üzerine İmran İbnu Husayn ona karşı çıktı ve tek sekte olduğunu söyledi. Sonunda Medine’ye Übeyy İbnu Ka’b’e yazıp sordular. Übeyy verdiği cevapta Semüre’yi tasdik etti. (Bir diğer rivayette, “…Kıraatten çıkınca bir sekte” denmiştir. Bir diğer rivayette: “…İftitah tekbiri alınca ve kıraatten çıkınca” denmiştir.) Ebu Davud, Salat 123, (777, 778, 779), Tirmizi, Salat 186, (251), İbnu Mace, İkamet 12, (844, 845)
  • İbnu Abbas (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Üç kişi vardır ki bunların kıldıkları namaz, başlarından bir karış öte yükselmez: Kendisini sevmeyen kimselere namaz kıldıran kimse, kendisine kocası küs olarak geceyi geçiren kadın, birbirine küs iki kardeş.” İbnu Mace Sünen (971) – Hds 6280)
  • Resulullah (sav)’e ama bir zat gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! Beni mescide kadar getirecek bir rehberim yok!” diyerek Resulullah ‘tan (sav) namazı evinde kılmak için ruhsat istedi. O da izin verdi. Adam geri dönünce, Resulullah (sav) onu çağırtarak: “Ezanı işitiyor musun?” diye sordu. Adam: “Evet!” deyince: “Öyleyse icabet et” dedi ve evde kılmaya izin vermedi. Müslim, Mesacid 255, (653), Nesai, İmamet 50, (2, 109), Ebu Davud, Salat 47, (552)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim, müezzini işitir ve kendini engelleyen bir özrü olmadığı halde cemaate katılmazsa, kıldığı namaz kamil bir sevapla kabul edilmez.” “Ey Allah’ın Resulü! denildi, “meşru özür nedir?” “Korku veya hastalıktır!” buyurdu. Ebu Davud, Salat 47, (551)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı namazıyla sabah namazıdır. Eğer bu iki namazdaki hayrın ne olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa onları kılmaya gelirlerdi. Nefsimi kudret eliyle tutan Zat’a kasem olsun! Ezan okutup namaza başlamayı, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birini bırakmayı, sonra da beraberlerinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenlere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.” Buhari, Ezan 29, Husumat 5, Ahkam 52, Müslim, Mesacid 252, (651), Muvatta, Salatu’l-Cema’a 3, (1, 129-130), Ebu Davud, Salat 47, (548, 549), Tirmizi, Salat 162, (217), Nesai, İmamet 49, (2,107)
  • Ben cemaatimizi tedkik edince gördüm ki, namazı beraber kılmaktan, sadece herkesçe malum münafıklarla hastalar geri kalmaktaydı. Öyle ki iki kişinin arasında yürüyebilecek durumda olan hastalar bile namaz için mescide geliyordu.” İbnu Mes’ud devamla dedi ki: “Resulullah (sav) bize Sünen-i Huda’yı göstermişti. Sünen-i Huda’dan biri de içerisinde ezan okunan mescitte namaz kılmaktı.” Müslim, Mesacid 256, (654), Ebu Davud, 47, (560), Nesai, İmamet 50, (2, 108, 109)
  • Ebu Davud’daki rivayette şu ziyade var “…Sizden her birinizin evinde mutlaka bir mescit var. Eğer namazı evlerinizde kılıp mescitlerinizi terk ederseniz Peygamberiniz (sav)’in sünnetini terk etmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetini terk edince de küfran-ı nimete düşmüş olursunuz.” Ebu Davud, 47, (560)
  • İbnu Abbas ‘tan (r.a) gündüz oruç tutan, gece de namaz kılan ve fakat cemaate ve cumaya gelmeyen bir kimse hakkında sorulmuştu: “Bu, ateş ehlindendir!” diye cevap verdi. Tirmizi, Salat 162, (218)
  • Ebu’d-Derda (r.a) öfkeli halde yanıma geldi. Kendisine: “Niye öfkelendin?” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Vallahi, Muhammed (sav)’ın işinden bir şey anlamıyorum. Bildiğim tek şey cemaat halinde namaz kılmalarıdır.” Buhari, Ezan 31,3
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve çarşıda iş yerinde kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır. Şöyle ki, abdest alınca güzel bir abdest alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken sadece mescid gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz buna rahmet et, merhamet buyur.” Sizden herkes, namaz beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir. Buhari, Ezan 30, Cuma 2, Müslim, Salat 272 (649), Ebu Davud, Salat 49, (559), Tirmizi, Salat 245, (330), İbnu Mace, Mesacid 16, (788)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cemaatle kılınan namaz, ayrı kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür.” Buhari, Ezan 30, Müslim, Salat 272
  • Resulullah (sav)’ı işittim, şöyle diyordu: “Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur, kim de sabah namazını bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.” Müslim, Mesacid 260, (656), Muvatta, Salatu’l-Cema’a 7, (1, 132), Ebu Davud, Salat 48, (555), Tirmizi, Salat 165, (221)
  • Bir adam vardı Mescide ondan daha uzakta oturan birini bilmiyordum. Namazları da hiç kaçırmıyordu. Kendisine: “Bir eşek alsan da karanlık veya sıcak zamanlarda binsen!” denilmiştir, şu cevapta bulundu: “Evimin mescide yakın olması beni memnun etmez. Ben mescide kadar yürümelerimin, sonra da aileme dönüşlerimin sevap olarak yazılmasını diliyorum.” Resulullah (sav), Adamın bu sözünü işitince: “Allah Teala hazretleri bu isteklerinin hepsini yerine getirdi” buyurdu. Müslim, Mesacid 278, (663), Ebu Davud, Salat 49, (586)
  • Ey Allah’ın Resulü dedim, “seller benimle kabilemin mescidi arasına engel çıkarıyor. İstiyorum ki evime kadar şeref verip bir yerde namaz kılsanız da orayı mescit yapsam!” “İnşaallah bir ara geleyim!” buyurdular. Beraberinde Hz. Ebubekir olduğu halde huzuruyla evimizi şereflendirip izin isteyerek içeri girdiği zaman ilk iş olarak, “Nerede namaz kılmamı istersin?” diye sordu. Evin bir köşesini işaret ederek yer gösterdim. Orada namaza durdu. Biz de arkasından saf yaptık. Bize iki rek’at nafile namaz kıldırdı.” Buhari, Ezan 40, 50, 153, 154, Salat 45, 46, Teheccüd 36, Megazi 11, Et’ime 15, Rikak 6, İstitabe 9, Müslim, İman 54, (33), Muvatta, Kasru’s-Salat 86, (1, 172), Nesai, İmamet 10, (2, 80)
  • Resulullah (sav) sefer sırasında, soğuk veya yağmurlu gecelerde müezzine ezan sırasında şöyle söylemesini de emrederdi: “Dikkat! Namazlarınızı yerlerinizde kılacaksınız!” Buhari, Ezan 18, 40, Müslim, Müsafirin 22, (697), Muvatta, Salat 10, (1, 73), Ebu Davud, Salat 214, (1060-1064), Nesai, Ezan 17, (2,15)
  • Hz. Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Cuma günü abdest alan kimse bununla fazilet kazanır. Bu, güzel bir ameldir. Farzı da yerine getirmiş olur. Kim de guslederse, gusül daha faziletlidir.” İbnu Mace Sünen (1091) – Hds 6310)
  • Mus’ab İbnu Sa’d’ın babası Sa’d İbnu Ebi Vakkas ve İbnu Mes’ud (r.a)’un anlattıklarına göre: “Resûlullah (sav) Cuma günü sabah namazında “elif lam mim tenzil ve Hel etâ a’le’l-İnsan” surelerini okurdu.” İbnu Mace Sünen (824) – Hds 6238)
  • Sa’d el-Karaz anlatıyor: “Resûlullah (sav) harpte hutbe okurken kılınca dayanarak hutbe okurdu. Cuma günü hutbe okurken asasına dayanarak hutbe okurdu.” İbnu Mace Sünen (1107) – Hds 6319)
  • Abdullah İbnu Mes’ud ‘a (r.a): “Resûlullah (sav) ayakta mı, oturarak mı hutbe okurdu diye sorana, “Bunu sormaya ne hacet. Kur’ân’daki “Onlar seni ayakta yalnız bıraktılar!” Cuma    ayetini okumuyor musun?” diye cevap verdi.” İbnu Mace Sünen (1108) – Hds 6320)
  • Hz. Cabir İbnu Abdullah (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), minbere çıkınca selam verirdi.” İbnu Mace Sünen (1109) – Hds 6321)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Bu Cuma gününü Allah mü’minler için haftalık bayram kılmıştır. Öyleyse kim cumaya gelirse yıkansın. Eğer kokusu varsa ondan sürünsün. Misvak kullanmanız da gerekir.” İbnu Mace Sünen (1098) – Hds 6316)
  • Abdullah İbnu Selâm (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir Cuma günü minberde şöyle buyurdular: “Sizden biri, Cuma için, iş elbisesi dışında iki parçalı bir elbise satın alsa ona bir vebal yoktur.” İbnu Mace Sünen (1095) – Hds 6314)
  • Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Cuma günü, kim güzelce yıkanır, mükemmelce temizliğini yapar, iyi elbiselerini giyer, ailesinin kokusundan Allah’ın takdir ettiğini sürünür, sonra da Cuma namazına gider; camide boş söz etmez, oturan iki kişinin arasına girmezse, o Cuma ile önceki Cuma arasındaki küçük günahları affedilir.” İbnu Mace Sünen (1097) – Hds 6315)
  • Resulullah (sav) hutbe verirken bir adam girdi. Resulullah adama: “Namaz kıldın mı?” dedi. Adam: “Hayır!” dedi. Efendimiz: “Öyleyse iki rek’atini kıl!” diye emretti. Buhari, Cuma 32,33, Teheccüd 25, Müslim Cuma 55, Ebu Davud, Cuma 237, Tirmizi, Salat 367, (510), Nesai, Cuma 21, 27, (3, 103, 107)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden biri cumayı kıldı mı, ondan sonra da dört rek’at kılsın.” Müslim, Cuma 67, (881), Ebu Davud, Salat 244, (1131), Tirmizi, Salat 376
  • Bir rivayette şöyle buyrulmuştur: “Senin acele etmen gereken bir şeyin olursa mescitte hemen iki rek’atı kıl, iki rek’at de dönünce kıl.” Müslim, Cuma 67, (881)
  • İbnu Ömer (r.a), Cuma günü bir adamın cumayı kılarken durduğu yerden hiç kımıldamaksızın iki rek’at daha kılmaya devam ettiğini görmüştü, adamı bundan menetti. “Cumayı dört mü kılıyorsun?” dedi. İbnu Ömer, Cuma günü evinde iki rekat kılar ve etrafındakilere: “Resulullah böyle kılardı!” dedi. Buhari, Cuma 39, Teheccüd 25,29, Müslim, Cuma 70, (882), Ebu Davud, Salat 244, (1127, 1128), Tirmizi, Salat 376, (521, 522), Nesai, Cuma 42, 44, (3, 113)
  • İbnu Ömer (r.a) Mekke’de cumayı kıldı mı ilerler iki rek’at daha kılardı, sonra biraz daha ilerler ve dört rekat daha kılardı. Medine’de olunca da cumayı kılar sonra evine döner, iki rekat daha kılardı, bunu mescitte kılmazdı. Bu durumun sebebi nedir? Diye kendisinden sorulmuştu: “Resulullah (sav) böyle yapardı” dedi. Ebu Davud, Salat 244, (1130, 1131), Tirmizi, Salat 376, (523)
  • Cuma günleri Resûlullah ‘a (sav) ezan okuyan Sa’d el-Karaz, ezanı, gölge ayakkabı bağı kadar olunca okuduğunu belirtmiştir.” İbnu Mace Sünen (1101) – Hds 6317)
  • Hz. Enes anlatıyor: “Biz Cuma namazını kılar, sonra evlerimize döner ve kaylûle (öğle uykusu) yapardık.”  İbnu Mace Sünen (1102) – Hds 6318)
  • Ebu Lübâbe İbnu Abdilmünzir (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Cuma günü, haftanın diğer günlerinin efendisidir. Allah katında da en mühim olanıdır. O, Allah katında, Kurban ve Ramazan bayramı günlerinden daha mühimdir. Bu günün beş hasleti vardır: Allah, Âdem’i bugünde yarattı. Allah Âdem ‘i (a.s) o günde yeryüzüne indirdi. Allah Âdem’in ruhunu o gün kabzetti. O günde bir saat vardır ki, kul o saatte Allah’tan haram bir şey talep etmedikçe her ne isterse mutlaka kendisine talebi verilir. Kıyamet de o gün kopacaktır. Bütün mukarreb Allah’a yakın melekler, sema, arz, rüzgâr, dağ, deniz hepsi o günden korkarlar.” İbnu Mace Sünen (1084) – Hds 6309)
  • Amr İbnu Sâbit, babası Sabit’ten naklen anlatıyor: “Resûlullah (sav) hutbe vermek üzere minbere çıktığı vakit, ashap ona yüzleriyle yönelirlerdi.” İbnu Mace Sünen (1136) – Hds 6330)
  • Abdullah İbnu Selâm (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) oturuyordu. Ben: “Allah’ın kitabında Tevrat’ta şu ifadeyi buluyoruz: “Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, mü’min kul o saati denk getirerek namaz kılıp Allah’a dua ettiği taktirde isteği mutlaka yerine getirilir” dedim. Abdullah devamla dedi ki: “Benim bu sözüm üzerine Resûlullah (sav): “Yahut bir saatin bir kısmı” diye bana işaret buyurdu. Ben de: “Doğru söylediniz veya bir saatin bir kısmı” diyerek sözümü düzelttim. Sonra sordum: “Bu vakit cumanın hangi vaktidir?” Bana: “O, gündüzün saatlerinin sonudur” diye cevap verdi. Ben dedim ki: “Bu saat namaz vakti değildir.” Şu cevabı verdi: “Evet, mü’min kul namaz kılar, sonra müteakip namazı beklemek maksadıyla oturursa o, sevap yönüyle aynen namaz kılıyor gibidir.” İbnu Mace Sünen (1139) – Hds 6331)
  • Amr İbnu Şuayb (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Cuma günü ihtiba şeklinde kabalarının üzerine oturup bacaklarını dikerek oturmayı yasakladı.” Râvi der ki: “Yani imam hutbe okurken.” İbnu Mace Sünen (1134) – Hds 6329)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Cuma namazından önce dört rek’ât nafile kılardı. Bu dört rek’atın arasında selam vermezdi.” İbnu Mace Sünen (1129) – Hds 6328)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kim Cuma’dan bir rekâte yetişirse, onu ikiye tamamlasın.” İbnu Mace Sünen (1121) – Hds 6324)
  • Hz. Cabir İbnu Abdullah (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir gün bize hitap etti ve dedi ki: “Ey insanlar! Ölmezden önce Allah’a tövbe edin musibet hastalık, yaşlılık gibi ağır meşguliyetlere düşmezden önce salih ameller işlemede acele edin. Çok zikir ederek, gizli ve açık çok sadaka vererek Allah’a karşı üzerinizdeki borcu ödeyin ki bol rızka, ilahi nusrete ve ıslah-ı hale mazhar olasınız. Bilesiniz Allah, benim içinde bulunduğum şu makamda, şu günde, şu ayda, bu yıldan Kıyamet’e kadar devam etmek üzere Cum’a namazını farz kıldı. Kim bunu, benim sağlığımda veya ölümümden sonra adil veya zalim bir imam oldukça, istihfaf ederek veya inkar ederek terk edecek olursa Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin, işine bereket vermesin. Haberiniz olsun! O kimsenin tevbe etmedikçe ne namazı, ne zekatı, ne haccı, ne orucu, ne de makbul bir iyiliği vardır. Kim de tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Haberiniz olsun! Bir kadın bir erkeğe imamlık yapamaz. Bir bedevi de muhacire imamlık yapamaz. Facir de mü’mine imamlık yapamaz. Ancak fâsık zor kullanır, mü’min de onun kılıcından ve kamçısından korkarsa bu durumda imama uyar.” İbnu Mace Sünen (1081) – Hds 6308)
  • Resulullah (sav), cumayı öğleyin güneş meyledince kılardı. Ebu Davud, Cuma 224, (1084), Tirmizi, Salat 361, (503)
  • Buhari’nin bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resulullah (sav) soğuk şiddetlenince namazı erken ilk vaktinde kılardı. Sıcak şiddetlenince namazı-yani cumayı öğleyin biraz serinleyince kılardı.” Buhari, Cum’a 16
  • Biz Resulullah (sav)’la cum’ayı kılar sonra da kaylule (öğle uykusu) yapardık. Buhari, Cum’a 40, 41, Hars 21, Et’ime 17, İsti’zan 16, 39, Müslim, Cuma 30, (859), Ebu Davud, Cuma 224, (1086), Tirmizi, Salat 378 (525)
  • Resulullah (sav), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer (r.a) devirlerinde Cuma namazın ilk ezanı, imam minbere oturunca okunurdu. Ancak Hazreti Osman zamanı olup cemaat artınca, emri üzerine Medine çarşısında Zevra nam yerde üçüncü bir ezan daha okundu. Cuma ezanı işi bu şekilde sabitleşti. Buhari, Cuma 21, 22, 24, 25, Ebu Davud, Salat 225, Tirmizi, Salat 372, (516), Nesai, Cuma 15, (3,100,101)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a)anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Cuma günü gelince, mescidin her bir kapısı üzerinde melekler yer alır. İnsanları mertebelerine göre yazarlar. Bu mertebeler önce geliş sırasına göredir. İmam minbere çıktımı defteri kapatırlar, hutbeyi dinlerler. Namaza erken gelen, bir deve tasadduk etmiş gibidir. Ondan sonra gelenler bir sığır tasadduk etmiş gibidir. Onu takiben gelenler bir koyun tasadduk etmiş gibidir.” Resûlullah saymaya devam ederek tavuğu ve yumurtayı da saydı. Selh hadisinde bu ziyadede bulundu “Bundan da sonra gelen kimse, artık yalnız namaz sevabını almak için gelmiş olur.” İbnu Mace Sünen (1092) – Hds 6311)
  • Semüre İbnu Cündeb Radıyallahu Anh anlatıyor: “Resûlullah (sav), Cuma namazına erken gelmenin ehemmiyetini deve kurban edene, sığır kurban edene, davar kurban edene ve hatta tavuk tasadduk edene benzetti.” İbnu Mace Sünen (1093) – Hds 6312)
  • Alkame rahimehullah anlatıyor: “Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) ile birlikte Cuma namazına gittik. Mescitte kendinden önce üç kişinin geldiğini gördü: “Ben dört kişinin dördüncüsüyüm, dördüncü de rahmet-i ilahiye den uzak değildir” dedi ve açıkladı: “Ben Resûlullah ‘ın (sav) şöyle buyurduğunu işittim: “Kıyamet günü insanlar, Cuma namazlarına geliş sıralarına göre Allah’a yakınlık kazanacaklardır. Birinci, ikinci, üçüncü… şeklinde.” Abdullah sonra: “Ben dördün dördüncüsüyüm, dördüncü olan da Allah’ın rahmetinden uzak değildir” dedi.” İbnu Mace Sünen ( 1094) – Hds 6313)
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Kuba ehli, Cuma günü, Resûlullah ‘ın (sav) mescidine gelerek Cuma namazı kılarlardı.” İbnu Mace Sünen (1124) – Hds 6325)
  • Hz. Cabir (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kim cumayı zaruret şer’î bir mazeret olmadan üç kere terk ederse, Allah kalbini mühürler.” İbnu Mace Sünen (1126) – Hds 6326)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Farz edelim ki sizden birinin, şehirden bir-iki mil uzakta davar sürüsü olsun da, orada ot bulmak zorlaşsın ve daha uzaklara gitsin, sonra Cuma gelsin, fakat o Cuma namazına gelmesin, bir Cuma daha gelsin, o yine Cuma namazına katılmasın, üçüncü Cuma gelsin, o yine de Cuma namazına gelmesin. İşte Allah böyle birinin kalbini mühürler.” İbnu Mace Sünen (1127) – Hds 6327)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Allah’a dua edince avuçlarının içini açarak dua et, ellerinin sırtlarıyla dua etme. Duayı bitirince avuçlarını yüzüne sür.” İbnu Mace Sünen (1181) – Hds 6341)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) rüku sırasında ellerini diz kapakları üzerine koyar, pazularını da karnından yanlara doğru uzaklaştırırdı.” İbnu Mace Sünen (874) – Hds 6256)
  • Asım İbnu Amr anlatıyor: “Irak ahalisinden bir grup, Hazreti Ömer’e gitmek üzere yola çıktı. Yanına geldikleri vakit Hazreti Ömer onlara: “Siz kimlerdensiniz!? Diye sordu. Onlar: “Biz Irak ahalisindeniz!” dediler. “İzinli olarak mı geldiniz?” dedi. Onlar: “Evet!” dediler. Onlar Hz. Ömer ‘den (r.a) kişinin evde kıldığı namazın hükmünü sordular. Hazreti Ömer: “Ben Resûlullah ’a bu hususta sormuştum da: “Kişinin evinde kıldığı namazı nurdur, öyleyse evlerinizi nurlandırın” buyurdu” dedi.” İbnu Mace Sünen (1375) – Hds 6396)
  • Ebu Saîdi’l-Hudrî anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Sizden biri namazını kılınca, ondan evi için de bir nasip ayırsın. Zira Allah Teâla hazretleri, onun evine, namazından bir hayır bırakır.” İbnu Mace Sünen (1376) – Hds 6397)
  • Abdullah İbnu Sad (r.a) anlatıyor: “Ben Resûlullah ‘a (sav): “Evdeki namaz mı, mescitteki namaz mı daha efdal?” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Evime bakmıyor musun, mescide ne kadar yakın! Farzlar hariç, evimde kılmam, benim nazarımda mescitte kılmamdan daha makbuldür.” İbnu Mace Sünen (1378) – Hds 6398)
  • Salim, babası Abdullah İbnu Ömer (r.a)’den anlatıyor: “Resulullah (sav), namazları duyurup toplanmayı sağlama vasıtası üzerine halkla istişare etti. Boru öttürmeyi teklif ettiler. Yahudilerin usulü olması sebebiyle bunu hoş karşılamadı. Bunun üzerine halk çan çalınabileceğini hatırlattı. Aleyhissalâtu vesselâm, Hıristiyanlara benzeme endişesiyle bunu da hoş karşılamadı. Aynı gece, Ensar’dan Abdullah İbnu Zeyd denen bir zata ve Ömer İbnu’l-Hattab’a rüyalarında ezan öğretildi. Ensarî, geceleyin Resulullah (sav)’ın kapısını çaldı. Resulullah (sav) onu öğrenip okumasını Bilal’e emretti. Bilal da ezan olarak okudu.” Zührî diyor ki: “Bilal (r.a) hazretleri sabah ezanına şu ibareyi ilave etti: “Essalatu  hayrun mine’nnevm (namaz uykudan hayırlıdır).” Resulullah bu ilaveyi te’yid etti.” Hz. Ömer (r.a): “Ey Allah’ın Resulü, Abdullah İbnu Zeyd’in gördüğünü rüyamda ben de görmüştüm ancak o, size duyurmakta benden önce davrandı” dedi. İbnu Mace Sünen (707) – Hds 6199)
  • Hz. Osman (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim mescitte iken  ezan okunmaya başladığı halde, bir ihtiyaç olmadan ve tekrar mescide dönme gayesinde bulunmadan mescidi terk ederse o kimse münafıktır.” İbnu Mace Sünen (734) – Hds 6210)
  • Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav)  buyurdular ki: “Müezzin ezan okuduğu vakit onun söylediklerini aynen tekrar edin…”  İbnu Mace Sünen (718) – Hds 6205)
  • Ümmühatu’l-Mü’minîn’den olan Ümmü Habibe (r.a)’nin anlattığına göre, “Resulullah (sav), yanında iken, ister gece, ister gündüz olsun, her ne zaman müezzinin ezanını işitirse, müezzinin söylediğini aynen tekrar etmiştir.” İbnu Mace Sünen (719) – Hds 6206)
  • Resulullah (sav)’ın müezzini Sa’d el-Karazi  (r.a)’den rivayet edildiğine göre, “Resulullah (sav), Bilal (r.a)’e ezan okurken iki parmağını kulağına sokmasını emrederek: “Şüphesiz bu, sesin daha çok yükselmesini sağlar” buyurmuştur.” İbnu Mace Sünen (710) – Hds 6201)
  • Ebu Cuhayfe (r.a) anlatıyor: “Ebtah nam mevkide Resulullah (sav)’ın yanına geldi. Kırmızı bir çadırda kalıyordu. Derken Bilal çıkıp ezan okudu. Ezanında her bir cihete dönüyor ve iki parmağını kulaklarına sokuyordu.” İbnu Mace Sünen (711) – Hds 6202)
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Müezzinlerin boyunlarına, Müslümanların iki hasleti takılmıştır: Namazları ve  oruçları bunların vakitlerini Müslümanlara müezzinler ilan eder.)” İbnu Mace Sünen (712) – Hds 6203)
  • Hz. Bilal (r.a)’in anlattığına göre: “Bir gün sabah namazını haber vermek üzere Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına gelmiş, ancak kendisine “uyuyor” denilmiş. Bunun üzerine: ”Essalatu hayrun mine’nnevm, essalatu hayrun mine’nnevm (namaz uykudan daha hayırlıdır)” demiştir. Bundan böyle bu ibarenin sabah ezanına dahil edilmesi kabul görmüş ve ezan bu minval üzere kesinlik kazanmıştır.” İbnu Mace Sünen (716) – Hds 6204)
  • Ebu Mahzûre İbnu Mi’yer (r.a)’in terbiyesinde yetim olarak yetişen Abdullah İbnu Muhayrız’dan rivayet edildiğine göre, “Ebu Mahzûre, kendisini Suriye’ye göndermek üzere hazırlarken, Abdullah, Ebu Mahzûre’ye şöyle dediğini anlatıyor: “Ey amcacığım! Ben Suriye’ye gidiyorum ve senin ezan okuyuşunun (hikâyesini) soruyorum.”Ravi, bunun üzerine Ebu Mahzûre’nin şunu anlattığını belirtir: “Ben bir grupla birlikte yola çıkmıştım. Epey bir yol almıştık. Resulullah  (aleyhissalâtu vesselâm)’ın müezzini Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında namaz için ezan okudu. Biz de müezzinin sesini Aleyhissalâtu vesselâm’a arkamız dönük olarak işittik. Biz onun sesini alaylı alaylı tekrar edip yansıladık. Bu yaptığımızı) Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) işitti. Bize bazı kimseler yollayarak yanına çağırttı, önüne oturttu ve: “Kulağıma kadar gelen ses hanginizin?” dedi. Arkadaşlarım beni işaretlediler. Doğru da söylediler. Resulullah, onları geri çevirdi, beni alıkoydu. Sonra bana: “Kalk ezan oku!” dedi. DoğruldumEzanı bilmediğimden) öyle mahçup olmuştum ki, o anda nazarımda Resulullah’tan  ve yapmamı emrettiği şeyden daha menfur bir şey yoktu. Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)’ın önünde doğrulmuş, öyle kalmıştım.Bunun üzerine Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), ezanı kendisi bana okudu. Arkadan: “Haydi söyle!” dedi. Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, eşhedü en la ilahe illallah, eşhedu en la ilahe illallah, eşhedü enne Muhammede’r-Resulullah, eşhedü enne Muhammede’r-Resulullah!”Sonra bana şunu söyledi: “Sesini yükselt. Eşhedü en la ilahe illallah, eşhedu en lailahe illallah, eşhedü enne Muhammed’r-Resulullah, eşhedu enne Muhammede’r-Resulullah, hayye ala’ssalati, hayye  ala’ssalah, hayye ale’lfelahi hayye ale’lfelah. Allahuekber Allahuekber, lailahe illallah!”Sonra, ezanı bitirince beni çağırdı ve bana içerisinde gümüş para bulunan bir çıkın verdi. Sonra elini Ebu Mahzûre’nın alnına koydu, arkadan yüzüne kaydırdı, sonra göğsü üzerine götürdü, sonra ciğerinin üzerine kaydırdı. Sonra Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)’ın mübarek eli, Ebu Mahzûre’nın göbeği üzerine ulaştı. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm: “Allah seni mübarek kılsın, Allah sana bereket yağdırsın” dedi. Ben de: ”Ey Allah’ın Resulü! Bana Mekke’de ezan okumam emir buyursanız?” dedim. ”Haydi emrettim!” buyurdular. Derken içimde Resulullah’a karşı duyduğum bütün kötü hisler kayboldu. Yerine Resulullah (sav) sevgisi doldu. Hemen Resulullah ’ın Mekke’deki valisi Attab İbnu Esid’in yanına geldim. Resulullah (sav)’ın emri sebebiyle Attab ’ın yanında namaz için ezanı ben okudum.” İbnu Mace Sünen (708) – Hds 6200)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kim, bir günde farzlar dışında on iki rekâtlık namaz kılarsa, cennette onun için bir köşk kurulur. Bunun iki rekât sabahın farzından önce, iki rekât öğleden önce, iki rekât öğle namazında sonra, iki rek’at -zannediyorum dedi ki- ikindi farzından önce, iki rek’at akşam farzından sonra ve iki rek’at -zannediyorum dedi ki- yatsı farzından sonra.” İbnu Mace Sünen (1142) – Hds 6332)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) yatsı namazından boşaldığı vakitten fecr vaktine kadar on bir rek’at namaz kılardı, her iki rek’atte bir selam verirdi, bir rek’atle de vitirde bulunurdu yani tek kılardı. Bütün rek’atler sırasında, secdeleri öyle uzun tutardı ki, siz bu secde esnasında, daha başını kaldırmadan elli ayet okuyabilirdiniz. Müezzin sabah namazının birinci ezanını tamamlayınca kalkar, hafif iki rek’at namaz kılardı.” İbnu Mace Sünen (1358) – Hds 6391)
  • Ümmü Hâni Binti Ebu Talip (r.a) anlatıyor: “Ben evimin damında iken, Resûlullah ‘ın (sav) geceleyin namazda okuduğu Kur’ân’ı işitirdim.” İbnu Mace Sünen (1349) – Hds 6389)
  • Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) sabah oluncaya kadar namazda bir ayeti tekrarlayıp durdu. O ayet şudur: “Eğer sen onlara azap edersen onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen muhakkak ki sen azizsin, hakimsin” (Maide/118) İbnu Mace Sünen (1350) – Hds 6390)
  • Hz. Câbir İbnu Abdullah (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), Hz. Ebubekir ‘e: “Vitri ne zaman kılarsın?” diye sordu. O: “Gecenin başında, yatsıdan sonra!” diye cevap verdi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Ömer, sen ne zaman?” diye sordu. Hz. Ömer: “Gecenin sonunda!” diye cevap verdi. Resulullah (sav) da: “Ey Ebubekir! Sen sağlam (ihtiyatlı) olanı tutmuşsun! Ey Ömer, sen de kuvveti tutmuşsun.” İbnu Mace Sünen (1202) – Hds 6348)
  • Amr ibnu abese (r.a) anlatıyor: Resûlullah ‘a (sav) gelip: “Ey Allah’ın Resûlü! Kim seninle birlikte (ilk defa) Müslüman oldu?” diye sordum. “Bir hür, bir köle!” buyurdular. Ben: “Allah’a daha yakın (olunan) bir saatte mi?” dedim, “Evet, gecenin son yarısı Allah’a daha yakın olunan saattir” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (1364) – Hds 6392)
  • Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) gecenin evvelinde uyur, son kısmını ibadetle ihya ederdi.” İbnu Mace Sünen (1365) – Hds 6393)
  • Rıfâ’atü’l-Cühenî (r.a) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri gecenin yarısı veya üçte ikisi geçinceye kadar günahların kaydını geciktirir. Sonra: “Sakın kullarım benden başkasından bir talepte bulunmasınlar! Kim ben Azimüşşân’dan talep ederse, isteğine icabet eder, duasını kabul ederim. Kim benden talepte bulunursa, ona istediğini veririm. Kim benden af dilerse onu affederim, bu hal fecir doğuncaya kadar devam eder” buyurur.” İbnu Mace Sünen (1367) – Hds 6394)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kimin Allah’a veya herhangi bir insana ihtiyacı hasıl otursa önce abdest alsın, abdesti de güzel yapsın. Sonra iki rek’at namaz kılsın, sonra Allah Teala Hazretlerine senada bulunsun, Resulullah (sav)’e salat okusun, sonra şu duayı okusun: “Halim, kerim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Arş-ı Azam’ın Rabbi noksan sıfatlardan münezzehtir. Hamd alemlerin Rabbine aittir. Rahmetine vesile olacak amelleri, mağfiretini celb edecek esbabı hakkımda yaratmanı talep ediyor, her çeşit günahtan koruman için yalvarıyor, her çeşit iyilikten zenginlik, her çeşit günahtan selamet diliyorum. Rabbim! Affetmediğin hiç bir günahımı, kaldırmadığın hiçbir sıkıntımı bırakma! Hangi amelden razı isen onu ver, ey rahim olan, bana en ziyade rahmet gösteren Rabbim.” Tirmizi, Salat 348, (479), İbnu Mace, İkamet 189, (1384)
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
  • Abdullah İbnu Ebi Evfa el-Eslemî (r.a) anlatıyor: “(Bir gün) Resûlullah (sav) yanımıza geldi ve: “Kimin Allah’a veya mahlukatından birine bir haceti varsa abdest alsın, iki rek’at namaz kılsın, sonra şu duayı okusun: Lailahe illallahu’l-Halîmu’l-Kerîm. Sübhanallahi Rabbi’l-Arşı’l-azim. Elhamdülillahi Rabbi’l-Alemin. Allahümme innî eselüke mûcibâtı rahmetike ve azâime mağfiretike ve’l-ganîmete min külli birrin Vesselâmete min külli ismin, Es’elüke ellâ teda’a li zenben illâ ğafartehü. Ve la hemmen illâ ferrectehu velâ hâceten hiye leke rıdan illa kaday tehâ  lî (Halîm ve kerim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Büyük Arşın Rabbi noksan sıfatlardan mukaddestir. Hamd alemlerin Rabbine aittir. Allah’ım, şüphesiz ben, senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini gerektiren hasletleri, her hayrın ganimetlerini ve her günahtan selamette olmayı senden dilerim. Allah’ım! Her günahımı bağışlamanı, her kederimi gidermeni, rızana uyan her dileğimi görmeni senden talep ediyorum. ”Sonra Allah’tan dünya ve ahiretle ilgili ne dilerse ister, çünkü şüphesiz o dilek takdir edilir.” İbnu Mace Sünen (1384) – Hds 6399)
  • Vâil İbnu Hucr (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ı (sav) hasta iken oturduğu yerde sağ tarafı üzerine yaslanmış vaziyette namaz kılarken gördüm.” İbnu Mace Sünen (1224) – Hds 6352)
  • Resulullah (sav) ashabına korku namazı kıldırdı. Bu maksatla ashabı arkasında iki saf yaptı. Hemen arkasında bulunan safa birinci rek’ati kıldırdı. Sonra ayağa kalktı ve arkasındakilere bir rek’at namaz kıldırıncaya kadar kıyamda kaldı. Sonra gerideki safta bulunanlar ilerledi, ön saftakiler de geriledi. Bu şekilde ilerleyenlere de bir rek’at namaz kıldırdı, Sonra gerileyenler bir rek’at namaz kılıncaya kadar yerinde oturdu. Sonra da selam verdi. Buhari, Megazi 31, Müslim, Müsafirin 309, (841), Muvatta, Salatu’l-Havf 1, (1, 183), Tirmizi, Salat 398, (565), Ebu Davud, Salat 282, (1337, 1338, 1339), Nesai, Salatu’l-Havf 1, (3, 170-171)
  • Muvatta’nın bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: Korku namazı şöyledir: “İmam, beraberinde arkadaşlarından bir grup olduğu halde namaza durur, bir grup da düşmana karşı yerini alır. İmam bir rek’ati beraberindekilerle rüku ve secde ile kılar, ve ayağa (ikinci rek’ate) kalkar. Tam doğrulunca öyle kalır. Cemaat geri kalan rek’ati kendi başlarına tamamlayıp selam verirler ve oradan ayrılırlar. İmam yerinde ayakta durmaya devam eder. Namazını kılanlar düşmanın karşısında yerlerini alırlar. Namaz kılmamış olan diğerleri gelip imamın arkasında dururlar, tekbir getirerek uyarlar. İmam onlara da bir rek’at namaz kıldırır, secdeden sonra oturur ve selam verir. İmama uyan bu ikinci grup imam selam verince kalkıp, geri kalan rek’ati kılıp selam verirler.” Muvatta, Salatu’l-Havf 2 (1,183)
  • Biz Zaturrika’da Resulullah (sav) ile beraberdik. Koyu gölgeli bir ağacın yanına gelmiştik. Bu ağacı, altında dinlenmesi için Resûlullah ‘a (sav) bıraktık. Resulullah kılıcını ağaca asıp istirahate çekilmişti ki, O’nu gizlice takip eden müşriklerden biri gelip asılı olan kılıca kapıp kınından sıyırarak (Resulullah’a): “Benden korkmuyor musun?” dedi. Resulullah (sav): “Hayır!” deyince: “Peki seni benden kim kurtaracak? ”dedi. Efendimiz: “Allah!” diye cevap verdi. Duruma muttali olan ashap adamı tehdit etti. O da kılıcı kınına koydu ve ağaca astı. Sonra namaz kılındı. Resulullah (sav) bir gruba iki rek’at kıldırdı. Bunlar geri çekildiler. Sonra ikinci grup geldi, onlara da iki rek’at namaz kıldırdı. Resulullah ’ın namazı dörde tamamlanmıştı, cemaatin namazı ise iki rek’atti.” Buhari, Megazi 31, 84, 87, Müslim, Müsafirin 307-311, (840, 843), Nesai, Salatu’l-Havf 1, (3,175, 176, 178)
  • Biz Usfan’da Resulullah (sav) ile beraberdik. Müşriklerin başında henüz müslüman olmayan Halid İbnu’l-Velid vardı. Öğleyi kılmıştık. Müşrikler (kendi kendilerine aralarında şöyle) konuştular: “İyi bir fırsat elimize geçmişti, onlar namazda iken saldırsaydık ya!” Bunun üzerine hemen kasr (namazı kısaltma) ile ilgili ayet öğle ile ikindi arasında nazil oldu. İkindi vakti olunca, Resulullah (sav) kalkıp kıbleye karşı durdu. Müşrikler de önlerindeydi. Arka tarafına da bir saf yaptı. Bu safın arkasına da bir saf koydu. Resulullah rükuya varınca hep birlikte rüku yaptılar. Resulullah secde yaptı, hemen arkasındaki saftakiler de secde yaptı. Diğerleri (rükudan) doğrulup onları korumak üzere kıyamda kaldılar. Bunlar iki secdeyi tamamlayıp kalkınca arkalarında bulunanlar secdeye gittiler. Sonra Resulullah ’ın arkasındaki saftakiler diğerlerinin yerlerine gittiler, arkadaki saftakiler de öndekilerin yerine ilerlediler. Sonra Resulullah rükuya gitti, hepsi O’nunla birlikte rüku yaptı. Sonra Resulullah secde yaptı ve hemen arkasındaki saftakiler de secde yaptılar. Bu sırada arkadakiler bunları korumak üzere kıyamda kaldılar. Resulullah (sav) ve arkasındakiler oturunca, en arkadakiler secdeye gittiler. Sonra hep beraber oturup hep beraber selam verdiler. Ebu Davud, Salat 281, (1236), Nesai, Salatu’l-Havf 1, (3, 176-177)
  • Resulullah (sav) korku namazını iki gruptan birine tek rek’at olarak kıldırırken, diğer grup düşmana karşı durmuştur. Kılanlar kalkıp, düşmana dönük vaziyette, bekleyen arkadaşlarının yerine geçtiler, onlar da gelip Resulullah ’ın arkasına geçtiler. O da bunlara bir rek’at namaz kıldırdı, sonra da bu iki gruptan her biri birer rek’at namazlarını kaza ettiler.” Buhari, Salatu’l-Havf 2, Megazi 31, Tefsir, Bakara 44, Müslim, Müsafirin 205, (839), Muvatta, Salatu’l-Havf 3, (1, 184), Ebu Davud, Salat 285, (1243), Tirmizi, Salat 398, (564), Nesai, Salatu’l-Havf 1, (3, 171-173)
  • Resulullah (sav) Dacnan ile Üsfan arasında, müşriklerle sarılmış bir yere indi. Müşrikler aralarında: “Bu Müslümanların bir namazları var topluca kılarlar, bu onlara evlatlarından da, bakirelerinden de kıymetlidir, işte bu, ikindi namazlarıdır. Hazırlığınızı yapın, üzerlerine toptan bir kerede çullanın!” dediler. Cebrail (as), Resulullah (sav)’e, gelerek ashabını iki kısma ayırmasını, onlardan bir grupla namaz kılarken diğer grubun geri tarafta ayakta beklemesini, tedbirli olmalarını ve silahlarını beraberlerine almalarını, birinci gruba bir rek’at kıldırmasını, bu kısmın birinci rekatten sonra geri çekilmesini, arkadaki grubun öne ilerlemesini, bu yeni gruba da bir rek’at kıldırmasını, böylece her bir grubun Resulullah’la birlikte birer rek’atlerinin olmasını, Resulullah ’ın da böylece iki rek’at kılmış olmasını emretti.” Ebu Davud, Salat 284, (1240, 1241), Tirmizi, Tefsir, Nisa, (3038), Nesai, Salatu’l-Havf 1, (3, 173, 174)
  • Resulullah (sav), beni, Halid İbnu Süfyan el-Hüzeli’yi öldürmem için bulunduğu yere gönderdi. O, Urane ve Arafat taraflarında idi. “Git onu öldür!” dedi. Ben onu gördüğümde ikindi namazının vakti girmişti. Kendi kendime: “(Bu herifi öldürme işi) onunla benim arama girip namazımı geciktirmesinden korkarım” dedim. Ara vermeden ilerledim. Hem yürüyor hem de ima ile namazımı kılıyordum. Herife tam yaklaşmıştım ki: “Sen kimsin?” dedi. “Araplardan biriyim. Duydum ki, şu adam için asker topluyormuşsun, onun için sana katılmaya geldim!” dedim. “Evet ben bu işin içindeyim” dedi. Onunla bir müddet yürüdüm, öldürmeme imkan sağlayacak bir fırsat doğunca kılıçla tepesine bindim ve geberttim. Ebu Davud, Salat 289, (1249)
  • Übey İbnu Ka’b (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Cuma günü, ayakta Tebâreke ’yi okudu. Bize Allah’ın günlerini Kıyamet’i hatırlattı. Bu sırada Ebu d-Derda – veya Ebu Zerr – bana dürttü ve: “Bu sure ne zaman indirildi? Ben, onu şu ana kadar işitmedim” dedi. Ubey ona: “Sus!” diye işaret etti. Namazdan çıkınca: “Ben sana bu surenin ne zaman indirildiğini sordum, sen bana söylemedin!” dedi. Ubey de: “Bugünkü namazından, bu lakırdıdan başka bir nasibin yok!” diye cevap verdi. Soru sahibi koşarak Resûlullah ‘a (sav) gitti ve hadiseyi anlatarak Ubey’in kendisine söylediğini haber verdi. Resûlullah da ona: “Übey doğru söylemiş” cevabında bulundu.” İbnu Mace Sünen (1111) – Hds 6322)
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Gözlerinizin hızla kör olmaması için, namazdayken onları semâya kaldırmayın.” İbnu Mace Sünen (1043) – Hds 6301)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), her iki bayramda da kızlarını ve hanımlarını (musallaya) çıkarırdı.” İbnu Mace Sünen (1309) – Hds 6376)
  • Hz. Cabir İbnu Abdullah (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı en öndeki saftır, en hayırsızı da en arkadakidir. Kadınların saflarını en hayırlısı en geride olanıdır, en kötüsü de en önde olanıdır.” İbnu Mace Sünen (1001) – Hds 6288)
  • Abdurrahman İbnu’s-Sâib anlatıyor: “Sa’d İbnu Ebi Vakkas yanımıza geldi. Gözü kapanmış idi. Kendisine selam verdim. İbnu Mace Sünen (1337) – Hds 6384)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) sağlığında bir gece, yanına gitmekte ağır kaldım ve sonra geldim. “Nerdeydin?” buyurdu. “Ashabından birinin kıraatını dinliyordum. Onunki kadar güzel bir kıraati ve sesi hiç kimsede görmedim” dedim. Bunun üzerine Resulullah (sav) kalktı, onunla ben de kalktım. Gidip onun kıraatini dinledi. Sonra bana dönüp: “Bu, Sâlim Mevlâ Ebu Huzeyfe’dir. Ümmetim içerisinde böylelerini var eden Allah’a hamdolsun!” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (1338) – Hds 6385)
  • Hazreti Câbir anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kur’ân’ı okumada sesçe insanların en güzeli o kimsedir ki, okurken kendisini dinlediğiniz vakit, Allah’tan korktuğu kanaatine varırsınız.” İbnu Mace Sünen (1339) – Hds 6386)
  • Fedâle İbnu Ubeyd (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri, güzel sesle Kur’ân’ı açıktan okuyan kimseyi dinleme hususunda, güzel sesli cariyesini dinleyen erkekten daha çok alâka sahibidir.” İbnu Mace Sünen (1340) – Hds 6387)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir gün mescide girince bir kimsenin kıraatini işitmişti: “Bu kim?” diye sordu. “Abdullah İbnu Kays!” denilince: “Buna Âl-i Davud’un mizmarlarından (nağmelerinden) bir mızmar verilmiştir” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (1341) – Hds 6388)
  • Resulullah (sav) zamanında güneş tutulmuştu. Hemen kalkıp halka namaz kıldırdı. Namazda kıraati uzun tuttu. Sonra rükuya gitti, rükuyu da uzun tuttu.Sonra başını kaldırdı, bu sırada uzun okudu, ancak bu okuyuşu öncekinden daha kısa idi. Sonra tekrar rüku yaptı ve rükuyu uzattı, ancak önceki rükudan kısa idi. Sonra başını kaldırdı, sonra secdeye gidip iki secde yaptı. Sonra kalkıp, birinci rek’atte yaptıklarını aynen yaptı. Sonra selam verdi. Artık güneşde açıldı. Sonra kalkıp halka hitab etti. Dedi ki: “Bilesiniz, güneş ve ay bir kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmaz. Onlar Allah’ın ayetlerinden iki ayettir, kullarına gösterir. Bunların tutulduğunu görünce namaza koşun.” Buhari, Küsuf 2, 4, 5, 13, 19, el-Amel fi’s-Salat 11, Bed’ü’l-Halk 4, Tefsir, Maide 13, Müslim, Küsuf 1, 8, (901, 902, 903), Muvatta, Küsuf 1, (1, 186), Ebu Davud, 261, 263, 264, 265, (1177, 1180, 1187, 1188, 1190, 1191), Tirmizi, Salat 396, (561, 563),
  • El-Berâ (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) ile birlikte Beytu’l-Makdis’e doğru on sekiz ay namaz kıldık. Medine’ye girişinden iki ay sonra kıble istikameti Ka’be’ye çevrildi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Beytu’l Makdis’e müteveccihen namaz kılarken yüzünü çokça semaya çeviriyordu: Allah Teâla hazretleri, Peygamberinin kalbinden geçeni yani, Kabe’ye yönelme arzusunu bildi. Bir gün Cebrail (a.s) göğe doğru yükseldi. Resûlullah (sav), o yerle gök arasında yükselirken onu gözüyle takip etmeye başladı, onun nasıl bir vahiy getireceğini gözetliyordu. Derken aziz ve celil olan Allah “Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu görüyoruz…” (Bakara    ) ayetini indirdi. Biz, Beytu’l-Makdis’e doğru farzın iki rek’atini kılmış tam rükuda iken, bir adam gelip: “Kıble, Ka’be’ye doğru çevrilmiştir!” haberini getirdi. Derhal yönlerimizi çevirdik. Namazımızı yenilemeyip kıldığımız kısmın devamını tamamladık. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Cibril! Beytu’l-Makdis’e doğru kıldığımız namazlarımızın hali ne olacak?” diye sordu. Bunun üzerine de, Allah Teâla hazretleri: “Allah sizin (daha önce Beytu’l-Makdis’e doğru kıldığınız) namazları zayi etmeyecektir” (Bakara 143) ayetini inzal buyurdu.” İbnu Mace Sünen (1010) – Hds 6292)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) namazın kıraatini “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin…” ile başlatırdı.” İbnu Mace Sünen (814) – Hds 6237)
  • Hazreti Câbir İbnu Abdullah (r.a) anlatıyor: Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Hazreti Davud’un oğlu Hazreti Süleyman’ın annesi, oğlu Süleyman’a: “Ey oğlum! Geceleyin fazla uyuma! Zira geceleyin fazla uyku, kişiyi Kıyamet günü fakir bırakır” demiştir.” İbnu Mace Sünen (1332) – Hds 6383)
  • Hazreti Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor. “Saffân İbnu’l-Muattâl, Resûlullah ‘a (sav) bir husus sorarak: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben size sizin bildiğiniz, benim bilmediğim bir şey soracağım” dedi. Resulullah (sav): “Nedir o?” deyince: “Gece ve gündüzlerin saatleri içerisinde namaz kılmanın mekruh olduğu bir saat var mı?” dedi. Resûlullah şu cevabı verdi: “Evet! Sabah namazını kıldın mı, artık güneş doğuncaya kadar namazı terk et. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar. Doğduktan sonra güneş başın üzerinde ok gibi dik oluncaya kadar geçen zaman içinde namaz kıl. Çünkü bu esnada kılınan namazlara melekler hazır bulunurlar ve namazlar makbuldür. Güneş ne zaman ki başın üstünde ok gibi dik durur, namaz terk et. Çünkü tam o sırada cehennem tutuşturulur ve kapıları açılır. Bu hal güneş senin sağ kaşından kayıncaya kadar devam eder. Güneş kaydı mı, artık, ikindi namazı kılıncaya kadar ki zaman içinde kılınan namazlar melekler hazır olur ve o namazlar makbuldür. İkindi namazını kıldın mı artık güneş batıncaya kadar namaz kılmayı terk et.” İbnu Mace Sünen (1252) – Hds 6360)
  • Ebu Abdullah es-Sunâbihî (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Güneş şeytanın iki boynuzu arasında doğar -veya güneşle birlikte şeytanın iki boynuzu doğar dedi.- Güneş yükselince şeytan ondan ayrılır. Güneş semanın ortasına gelince şeytan güneşe yaklaşır. Güneş batıya yönelince -veya ayrılınca dedi- şeytan güneşten ayrılır. Güneş batmaya yaklaşınca, şeytan güneşe yaklaşır. Güneş batınca şeytan ondan ayrılır. Öyleyse bu üç saatte namaz kılmayın.” İbnu Mace Sünen (1253) – Hds 6361)
  • Resûlullah (sav) azatlısı Meymune (r.a) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz Beytü’l-Makdis hakkında fetva ver!” demiştim. Şöyle buyurdular: “Orası mahşer (yani Kıyamet günü insanların toplanacağı) ve menşer (herkesin defterlerinin neşredileceği) yeridir. Oraya gidin ve içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınacak tek namaz kendi dışındaki yerlerde kılacağınız bin namaz gibidir. “Ben tekrar sordum: “Ben oraya gitmeye muktedir olamazsam ne yapmalıyım?” Şu cevabı verdi: “Ona kandil yağı bağışlarsın, aydınlatılmasında kullanılır. Böyle yapan da oraya varan gibidir. İbnu Mace Sünen (1407) – Hds 6409)
  • Abdullah İbnu Amr (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Hazreti Davud’un oğlu Süleyman, Beytu’l Makdis’in inşaatını tamamlayınca Allah’tan üç şey talep etti: “Allah’ın hükmüne muvafık düşecek şekilde hüküm vermek, kendinden sonra kimseye nasip olmayacak bir saltanat, bu mescide sırf namaz kılmak niyetiyle gelenleri günahlarından temizlenerek annelerinden doğdukları gündeki gibi olmaları: Resûlullah ilave etti: “İlk ikisi verilmiştir, üçüncünün de verildiğini ümit ediyorum.” İbnu Mace Sünen (1408) – Hds 6410)
  • Enes İbnu Mâlik (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kişinin evinde kıldığı namazı bir namazdır, ama mahallesinin mescidinde kıldığı namazı yirmi beş namazdır. İçerisinde Cuma kılınan mescitte kıldığı namazı beş yüz namazdır. Mescid-i Aksa’da kıldığı namazı elli bin namazdır. Benim mescidimde kıldığı namazı da elli bin namazdır. Mescid-i Haram’da kıldığı namazı yüz bin namazdır.” İbnu Mace Sünen (1413) – Hds 6411)
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
  • Hazreti Câbir anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Benim mescidimde kılınacak bir namaz, onun dışındaki mescitlerde kılınan bin namazdan efdaldir. Ancak Mescid-i Haram hariç. Zira Mescid-i Haram ’da kılınan bir namaz, diğer mescitlerde kılınan yüz bin namazdan efdaldir.” İbnu Mace Sünen (1406) – Hds 6408)
  • Hz. Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe verirdi. Minber yapılınca hutbelerde kütüğü bırakıp minbere çıktı. Bunun üzerine kütük (bu ayrılık sebebiyle ağlayıp) inledi. Aleyhissalâtu vesselâm yanına gelip kucaklayıp teselli etti, kütük sustu. Aleyhissalâtu vesselâm şu açıklamayı yaptı: “Eğer onu kucaklamasaydım Kıyamet gününe kadar inleyecekti.” İbnu Mace Sünen (1415) – Hds 6412)
  • Hz. Câbir İbnu Abdullah (r.a) anlatıyor: “Resûlullah hutbe sırasında bir ağaç kökünün -veya bir hurma kütüğünün dedi- yanında ayağa kalkardı. Sonradan bir minber edindi. Terk edildiği vakit hurma kütüğü ağladı.” Hz. Câbir der ki: “Kütüğün iniltisini bütün mescit halkı işitti. O kadar ki Resûlullah (sav) yanına gelip okşadı. Bunun üzerine kütük sustu Bazıları da: “Eğer Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yanına gel(ip teselli etmeseydi Kıyamet’e kadar ağlayacaktı” dedi.” İbnu Mace Sünen (1417) – Hds 6413)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Biriniz mescide girince oturmazdan önce iki rek’at kılıversin.” Buhari, Salat 60, Teheccüd 25, Müslim, Müsafirin 69, (714), Muvatta, Kasru’s-Salat 57, (1, 162), Ebu Davud, Salat 19, (367, 368), Tirmizi, Salat 235, (316), Nesai, 37, (2, 53)
  • Resulullah (sav), bir seferden dönünce önce mescide uğrar, orada iki rekat namaz kılar, sonra insanlar ile görüşmek için otururdu.” Ebu Davud, Cihad 178, (2781), Buhari, Salat 59 (bab başlığında muallak olarak)
  • Ebu Saîd (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Her iki rek’atte bir selam vermek vardır.” İbnu Mace Sünen (1324) – Hds 6382)
  • Ebu Cuheyfe anlatıyor: “Resûlulallah (sav) namazdayken, yanında nasiplerden bahis açıldı. Bir adam: “Falanın nasibi atlardadır” dedi. Bir diğeri: “Falanın nasibi de develerdedir” dedi. Bir başkası ise “Falanın nasibi koyunlardadır” dedi. Bir diğeri “Falanın nasibi kölededir” de Resulullah (sav) namazını kılıp son rek’atın rüku’un dan başını kaldırınca “Ey Rabbimiz! Semâvât ve arz dolusu, daha başka dileyeceğin şeyler dolu hamdimiz sanadır. Ey Rabbimiz! Senin verdiğine mani olacak yoktur. Men ettiğin şeyi de verecek yoktur. Nasib sahibinin de bir faydası yoktur. Nasibi veren de sensin” dedi ve Resûlullah (sav) onlara, dediklerinin doğru olmadığını duyurmak için sesini nasip kelimesinde uzattı. İbnu Mace Sünen (879) – Hds 6257)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav),  buyurdular ki: “Biriniz, namaz kılan kardeşinin önünden geçmesinde nasıl bir günah bulunduğunu bilseydi, o adımı atmaktansa yüz yıl yerinde kalmak nazarında daha hayırlı olurdu.” İbnu Mace Sünen (946) – Hds 6271)
  • Hz. Huzeyfe ‘nin (r.a) anlattığına göre, “Şebese! İbnu’r-Rıb’iyy’in önüne tükürdüğünü görmüş ve: “Ey şebese! Önüne tükürme, zira Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bundan yasaklamış ve: “Kişi namaza durduğu vakit Allah Teâla hazretleri ona veçhinden yönelir” buyurmuştur dedi.” İbnu Mace Sünen (1023) – Hds 6294)
  • Emevi halifelerinden Mervan, Ebu Hureyre ‘yi (r.a) Medine’ye halef tayin etti. Ebu Hureyre, cumayı kıldırdı ve birinci rek’atte, el-Hamd süresini okuduktan sonra Cuma süresini okudu, ikinci rek’atte Ve iza caeke’l-Münafikun’u okudu. Dedi ki: “Ben Resulullah (sav)’ın bunları okuduğunu işittim.” Müslim, Cuma 61, (877), Ebu Davud, Salat 242, (112), Tirmizi, Salat 374, (519)
  • Resulullah (sav) cumada Sebbihisme Rabbike’l-A’la ve Hel etake hadisu’l-Gaşiye sürelerini okurdu. Ebu Davud, Salat 242, (519), Nesai, Cum’a 39, (3, 111,112)
  • Resulullah (sav) Cuma günü sabah namazında Elif-lam mim Tenzil’i birinci rek’atte, Hel Eta’yı da ikinci rek’atte okurdu. Cuma namazında da Cuma ve Münafikun surelerini okurdu. Müslim, Cuma 64, (879), Ebu Davud, Salat 218, (1074), Tirmizi, Salat 375, (520), Nesai, Cuma 38, (3,111)
  • Kaf ve’l Kur’ani’l-Mecid suresini, Cuma günü minber üzerinden her cumada okurken Resulullah (sav)’ın kendi dillerinden aldım. Müslim, Cuma 52, (873), Ebu Davud, Salat 229, (1100), Nesai, Cuma 28, (3,107)
  • Resulullah (sav)’ı minberde: “… (Zuhruf 77) diye okurken işittim.” Buhari, Tefsir, Zuhruf 2, Bed’ü’l-Halk 6, 10, Müslim, Cuma 49, (871), Ebu Davud, Huruf 1, (3992), Tirmizi, Salat 365, (508)
  • Osman İbnu Affân (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ın (sav) şöyle söylediğini işittim: “Birinizin evinin avlusunda bir nehir aksa da bunun içinde günde beş sefer yıkansa acaba bedeninde hiç kir kalır mı?” Resûlullah ‘ın (sav) muhatabı: “Hiçbir şey kalmaz!” dedi. Resûlullah da: “İşte namaz da böyledir, suyun kiri, pası giderdiği gibi o da günahları giderir.” İbnu Mace Sünen (1397) – Hds 6405)
  • Ammâr İbnu Yâsir (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) namazın sonunda sağına ve soluna selam veriyor, bu sırada yanağının beyazı görülecek kadar başını çeviriyordu. Selamda: “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi, essalamu aleyküm ve rahmetullahi” diyordu.” İbnu Mace Sünen (916) – Hds 6265)
  • Ebu Musa (r.a) anlatıyor: “Bize Hz. Ali Cemel günü, öyle bir namaz kıldırdı ki, bu bize Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın namazını hatırlattı. Biz o namazı ya unutmuştuk yahut da tamamen terk etmiştik. Zira Ali, sağına da soluna da selam verdi.” İbnu Mace Sünen (917) – Hds 6266)
  • Sehl İbnu Sa’d es-Sâidî (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) namazın sonunda bir kere önüne selam verdi.” İbnu Mace Sünen (918) – Hds 6267)
  • Seleme İbnu’l-Ekva’ (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ı (sav) namaz kılarken gördüm namazdan çıkarken bir kere selam vermişti.” İbnu Mace Sünen (920) – Hds 6268)
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) namazda, ihtiyaç halinde, kadınların ellerini çırpmasına, erkeklerin de “Sübhanallah!” demesine ruhsat tanıdı.” İbnu Mace Sünen (1036) – Hds 6298)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) namazda iken, onu bir akrep sokmuştu. “Allah akrebe lanet etsin! Dedi. Namaza duranı da başkasını da bırakmıyor. Onu Harem bölgesinde de, dışında da öldürün!” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (1246) – Hds 6358)
  • Rafi (r.a) anlatıyor. “Resûlullah (sav) namazda iken bir akrep öldürdü.” İbnu Mace Sünen (1247) – Hds 6359)
  • İbnu Mes’ud (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav): “Allahümme innî euzü bike mine’şşeytani’rracim ve  hemzihi ve nefhihi ve nefsihi “Allahım, şeytan-ı racimden, onun dürtmelerinden, telkinlerinden, atacağı kibirden sadece sana sığınırım”  diye dua ederdi.” İbnu Mace Sünen (808) – Hds 6236)
  • Ali İbnu Şeybân (r.a) anlatıyor: “Kavmimizin, heyetiyle Resûlullah ‘a (sav) geldik. Ona biat ettik ve  arkasında namaz kıldık. Resulullah (sav) namazını tam yapmayan yani rüku ve secdede belini düzgün tutmayan bir adama gözünün ucuyla baktı. Resûlullah namazı kılınca: “Ey Müslümanlar, rükû ve secdede belini düzgün tutmayan kimsenin namazı namaz değildir” dedi.” İbnu Mace Sünen (867) – Hds 6254)
  • Vâbısa İbnu Ma’bed (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ı (sav) namaz kılarken gördüm, rüku yapınca sırtını (başını) dümdüz yapıyordu. Öyle ki üzerine su dökülecek olsa öyle sabit kalacaktı.” İbnu Mace Sünen (872) – Hds 6255)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Biriniz namaz kılarken hadesi vaki olsa, burnunu tutup namazdan çıksın.” İbnu Mace Sünen (1222) – Hds 6351)
  • Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ın (sav) namazdan çıkınca bazen sağından, bazen solundan dönüp gittiğini gördüm.”  İbnu Mace Sünen (931) – Hds 6270)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) hazar namazını ve sefer namazını farz kılmıştır. Biz hazarda farzdan önce ve sonra sünnet kılardık. Seferde de farzdan önce ve sonra sünnet kılardık.” İbnu Mace Sünen (1072) – Hds 6306)
  • Hz. Enes İbnu Mâlik ‘in (r.a) anlattığına göre: “Resûlullah (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Kulla şirk arasında sadece namazın terki vardır. Onu terk etti mi şirke düşmüş demektir.” İbnu Mace Sünen (1080) – Hds 6307)
  • Kendisi, Resulullah (sav)’ın Ashabından on kişilik bir grupla oturuyor idi. Resulullah ’ın namazını zikrettiler. Bunun üzerine: “Ben içinizde Resulullah ‘ın (sav) namazını en iyi bilen kimseyim!” “Nasıl olur. Allah’a yemin olsun, sen O’na bizden daha çok tabi olmuş bizden önce onun sohbetine katılmış değilsin!” dediler. O: “Her şeye rağmen!” deyip ısrar edince: “Peki Efendimizin nasıl namaz kıldığını arz et görelim” dediler. O da anlattı: “Resulullah (sav), namaza kalkınca kollarını omuzları hizasına kadar kaldırırdı. Bütün kemikleri mutedil şekilde yerlerinde istikrarını bulunca tekbir getirir, sonra kıraatte bulunur, sonra tekrar tekbir getirir, ellerini omuzları hizasına kadar kaldırır, sonra rükuya gider ve el ayalarını dizlerinin üzerine koyar, sonra o durumda mutedil bir vaziyet alır, başını ne aşağı kırar ne de yukarı kaldırır, sonra başını kaldırıp: “Semi’allahu li-men hamideh (Allah kendisine hamdedeni işitir)!” der, sonra ellerini tekrar omuzlarının hizasma kadar mutedil şekilde kaldırır, sonra: “Allahu ekber!” deyip yere eğilir, ellerini yanlarına açar, sonra başını kaldırır, sol ayağını büker, üzerine oturur, secde edince ayaklarının parmaklarını açar, sonra secde eder, sonra: “Allahu ekber!” der, başını kaldırır, sol ayağını büker, her kemik yerine gelinceye kadar sol ayağının üzerine oturur. Sonra aynı şeyleri diğer rek’at de yapardı. Sonra iki rek’ati tamamlayıp kalkınca, iftitah tekbirinde olduğu gibi tekbir getirir, ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırır. Sonra aynı şeyleri namazın geri kalan kısmında da yapardı. Selam vereceği son rek’atin secdesi olunca sol ayağını mak’adının altından sağ tarafına çıkarır ve sol tarafı üzerine yere çökerek otururdu.” Onun bu açıklamasını dinleyince yanındakiler “Doğru söyledin, Resulullah (sav) böyle namaz kılardı!” dediler.” Ebu Davud, Salat 117, (730-735), Tirmizi, Salat 227, (304, 305) [Hadis Buhari’de muhtasar olarak gelmiştir (Ezan 145)]
  • Biz mescitte iken bedevi kılıklı bir adam çıkageldi. Namaza durup, hafif bir şekilde yani rükunleri, teşbihleri kısa tutarak namaz kıldı. Sonra namazı tamamlayıp Resulullah (sav)’e selam verdi: Efendimiz: “Üzerine olsun. Ancak git namaz kıl, sen namaz kılmadın!” buyurdu. Adam döndü (tekrar) namaz kılıp geldi, Resulullah’a selam verdi. Resûlullah (sav) selamına mukabele etti ve: “Dön namaz kıl, zira sen namaz kılmadın!” dedi. Adam bu şekilde iki veya üç sefer aynı şeyi yaptı, her seferinde Resûlullah (sav) “Dön namaz kıl, zira sen namaz kılmadın!” dedi. Halk korktu ve namazı hafif kılan kimsenin namaz kılmamış sayılması herkese pek ağır geldi. Adam sonuncu sefer: “Ben bir insanım isabet de ederim, hata da yaparım. Bana (hatamı) göster, doğruyu öğret!” dedi. Resûlullah (sav): “Tamam. Namaza kalkınca önce Allah’ın sana emrettiği şekilde abdest al. Sonra ezan okuyarak şehadet getir, ikamet getir namaza dur. Ezberinde Kur’an varsa oku, yoksa Allah’a hamdet, tekbir getir, tehlil getir, sonra rükuya git. Rüku halinde itmi’nana er (azaların rükuda mutedil halde bir müddet dursun). Sonra kalk ve kıyam halinde itidale er, sonra secdeye git ve secde halinde itidale er, sonra otur ve bir müddet oturuş vaziyetinde dur, sonra kalk. İşte bu söylenenleri yaparsan namazını mükemmel kılmış olursun. Bundan bir şey eksik bırakırsan namazını eksilttin demektir.” “Resulullah (sav)’ın bu sonuncu sözü Ashap ’a önceki: Dön, namaz kıl, zira sen namaz kılmadın! sözünden daha kolay ve rahatlatıcı oldu. Zira bu söze göre, sayılanlardan bir eksiklik yapan kimsenin namazında eksiklik oluyor ve fakat tamamı heba olmuyordu. Tirmizi, Salat 226, (302), Ebu Davud, Salat 148, (857-861), Nesai, İftitah 105, (2,193), 167, (2, 225)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Namazın anahtarı temizliktir, Namaz dışı şeylerle meşguliyeti haram kılan şey iftitah tekbiridir, namaz dışı meşguliyeti helal kılan şey de sondaki selamdır.” Ebu Davud, Taharet 31, (61), Tirmizi, Taharet 3, (3)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kişinin namazda iken yapışan öteberiyi gidermek için alnını silme işini çok yapması namazın edebine aykırıdır.” İbnu Mace Sünen (964) – Hds 6276)
  • Hz. Ali (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Namazda iken sakın parmaklarını çıtlatma!” ibnu Mace Sünen (965) – Hds 6277)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Biriniz esneyince elini ağzına koysun ve (haaah! Diyerek) ses çıkarmasın. Çünkü bu hale şeytan güler:” İbnu Mace Sünen (968) – Hds 6278)
  • Adiyy İbnu Sâbit, babası kanalıyla dedesinden, Resûlullah ‘ın (sav) şu sözünü rivayet etmiştir: “Namazda tükürmek, sümkürmek, hayız haline girmek ve uyuklamak şeytandandır.” İbnu Mace Sünen (969) – Hds 6279)
  • Resulullah (sav)’ın öğle ve ikinci namazındaki kıyamlarının uzunluğunu tahmin ve takdir ederdik. Öğledeki ilk iki rek’atin uzunluğunu Elif-lam-mim Tenzilü’s-Secde suresini okuyacak kadar tahmin ettik. Sonra iki rek’atin uzunluğunu da bunun yarısı kadar takdir ettik. İkindinin ilk iki rek’atinin kıyamının uzunluğunu, öğlenin son iki rek’atinin uzunluğu kadar takdir ettik, ikindinin son iki rek’atinin uzunluğunu da bunun yarısı kadar.” Müslim, Salat 156, (452), Ebu Davud, Salat 130, (804), Nesai, Salat 16, (1, 237)
  • Öğle namazı başlardı, bu anda bir kimse Baki’ye gider, ihtiyacını görür, sonra abdest alır, gelir ve uzunluğu sebebiyle Resulullah ’ın birinci rek’atine yetişirdi. Müslim, Salat 161, (454), Nesai, İftitah 66, (2, 164)
  • Bir gece Resulullah (sav) ile birlikte namaz kıldım. Öylesine namazı uzattı ki, içimden çirkin bir şey yapmak geçti. “Ne yapmak istemiştin?” diye sordular. Dedi ki: “Oturup O (sav)’nu terk etmeyi düşündüm.” Buhari, Teheccüd 9, Müslim, Müsafirin 204, (773)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Namaz ikişer ikişer kılınır. Her iki rek’atte bir teşehhüd vardır. Namazda huşu duyulur (tazarruda bulunulur), temeskün (tezellül) izhar edilir. Ellerini kaldırırsın.” Şöyle de dedi: “Ellerini, içleri kendi yüzüne dönük olarak Rabbine kaldırır, isteklerini ısrarla tekrarla söyleyerek istersin: “Ya Rabbi! Ya Rabbi! Ya Rabbi!…” Kim bunu yapmazsa namazı eksiktir.” Tirmizi, Salat 283, (385)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kişi vardır, namazını kılar bitirir de, kendisine namazın sevabının onda biri yazılır. Kişi vardır, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri, yarısı yazılır.” Ebu Davud, Salat 128, (796)
  • Resulullah (sav), kızı Zeynep ’in kerimesi olan torunu Ümame’yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırırdı. Secdeye varınca çocuğu (yana) bırakır, kıyam için doğrulunca tekrar omuzuna alırdı. Buhari, Salat 106, Edeb 18, Müslim, Mesacid 41, (543), Muvatta, Kasru’s-Salat 81, (1, 170), Ebu Davud, Salat 169, (917, 918, 919, 920), Nesai, Mesacid 19, (2, 45), Sehv 13, (3,10)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden biri namaz kılarken uyuklayacak olursa, uykusu gidinceye kadar hemen yatsın. Zira, uyuklayarak namaz kılanınız, istiğfar ederken kendi nefsini sebbetmeye kalkar da farkında olmaz.” Buhari, Vudu 53, Müslim, Müsafirin 222, (786), Muvatta, Salatu’l-Leyl 3, (1, 118), Ebu Davud, Salat 308, (1310), Tirmizi, Salat 263, (355), Nesai, Taharet 117, (1, 99-100)
  • Abdullah İbnu’l-Haris’i,-saçını arkadan topuz yapmış olduğu halde- namaz kılarken görmüş, arkasında durup, topuzu çözmeye başlamış, öbürü de kımıldamayıp, ona imkan tanımıştır. İbnu’l-Haris namazını bitirince, İbnu Abbas’a gelip: “Benim saçımla niye ilgilendin?” diye sormuş, İbnu Abbas (r.a) şu cevabı vermiştir. “Ben Resulullah (sav)’ı işittim, demişti ki: “Böylesinin misali, kolları arkasından bağlı olduğu halde namazını kılan kimsenin misalidir.” Müslim, Salat 232, (492), Ebu Davud, Salat 88, (647), Nesai, İftitah 147, (2, 215-216)
  • Hz. Âişe ‘nin yanında idik. Yemeği getirildi. Derken Kasım İbnu Muhammed namaza kalktı. Hazreti Aişe: “Resulullah (sav)’ın şöyle söylediğini işittim” dedi. “Yemeğin yanında namaz kılınmaz, iki habisin yani büyük ve küçük abdestin sıkışmasında da kılınmaz.” Müslim, Mesacid 67, (560), Ebu Davud, Taharet 43,(89)
  • Hz. Enes İbnu Mâlik (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir gün evinden çıkınca, mescitte oturarak nafile namaz kılanları gördü, şöyle buyurdu: “Oturanın kıldığı namaz, sevaben ayakta kılanın namazının yarısına denktir.” İbnu Mace Sünen (1230) – Hds 6354)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ın (sav) gece namazını hep ayakta kıldığını gördüm, başka şekilde kıldığını hiç görmedim. Bu hal yaşlanıncaya kadar devam etti. Yaşlanınca oturarak kılmaya başladı. Okumakta olduğu kıraatından otuz-kırk ayet kalınca, kalkar onları ayakta okuyup secdeye giderdi.” İbnu Mace Sünen ( 1227) – Hds 6353)
  • Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) şöyle dedi: “Resûlullah ‘a (sav) salavat okuyunca salavatı güzel yapın. Zira siz bilemezsiniz, belki bu salavatınız ona arz edilir.” Kendisine: “Öyleyse güzel olan salavatı bize öğretin!” dediler. O da: “Şöyle söyleyin: Allahümme’c’al salâteke ve rahmeteke ve berekâtike alâ seyyidi’l-mürselîn ve imâmi’l-Muttakîn ve hatemi’n-nebiyyîn Muhammedin abdike ve Resûlike imâmi’l-hayri ve kâidi’l-hayrı ve Resûli’r-rahmeti. Allahümme’b’ashu makâmen mahmûden yağbituhu bihi’l-evvelûn ve’l-âhirûn. Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ sallayte alâ İbrahime ve alâ al-i İbrahime inneke hamidun mecid. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve ala âli Muhammedin kemâ barekte alâ İbrahime ve alâ âl-i İbrahime inneke hamidun mecidAllahım, salâtını, rahmetini, bereketlerini peygamberlerin efendisi, müttakilerin imamı ve peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed’e kıl. O senin kulun ve elçindir, hayrın imamı, hayrın komutanı ve rahmet peygamberidir. Allahım! Onu makam-ı Mahmud üzere dirilt, ondan önce gelenler de sonra gelenler de bu makamı sebebiyle ona gıbta ederler. Allahım! Muhammed’e, Muhammed’in âline salât et, tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi. Sen hamîd ve mecîdsin. Allahım, Muhammed’i ve Muhammed’in âlini mübarek kıl, tıpkı İbrahim’i ve İbrahim’in âlini mübarek kıldığın gibi, sen hamîd ve mecîdsin).” İbnu Mace Sünen (906) – Hds 6260)
  • Amr İbnu Rabi’a (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Bana salavat okuyan bir mü’min yoktur ki ona melekler rahmet duası etmemiş olsun. Bu, bana salavat okuduğu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az ister çok yapsın!” İbnu Mace Sünen (907) – Hds 6261)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: ”Kim bana salavat okumayı unutursa, cennetin yolunu terk etmiş olur:” İbnu Mace Sünen (908) – Hds 6262)
  • Resulullah (sav) onları, kesin bir emirde bulunmaksızın ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. Bu maksatla derdi ki: “Kim ramazan gecesini, sevabına inanarak ve bunu elde etmek niyetiyle namazla ihya öderse geçmiş günahları affedilir.” Resulullah (sav) -bu tavsiyesi herhangi bir değişikliğe uğramadan- vefat etti. Bu durum teravihin ferden kılınması Hazreti Ebu Bekr’in hilafeti zamanında da böylece devam etti, Hazreti Ömer’in hilafetinin başında da böyle devam etti. Buhari, Teravih 1, Müslim, Müsafirin 174, (769), Ebu Davud, Salat 318, (1371), Tirmizi, Savm 83, (808), Nesai, Siyam 39, (4, 164, 156), Muvatta, Salat fi Ramazan 2, (1, 119)
  • Bir rivayette şöyle gelmiştir: “Kadir gecesini, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.” Buhari, Ramazan kıyamı ile, Kadir gecesi kıyamı üzerine ondan merfu rivayet kaydeder Buhari, Teravih 1, Müslim, Müsafirin 174, (769), Ebu Davud, Salat 318, (1371), Tirmizi, Savm 83, (808), Nesai, Siyam 39, (4, 164, 156), Muvatta, Salat fi Ramazan 2, (1, 119)
  • Resulullah (sav) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazanın son on gününde ise çok daha şiddetli bir gayrete geçerdi. Son on günde geceyi ihya eder, ailesini de gecenin ihyası için uyandırırdı, izarını da bağlardı. Buhari, Fadlu Leyleti’l-Kadir 5, Müslim, İ’tikaf 8, (1175), Ebu Davud, Salat 318, (1376), Tirmizi, Savm 73, (796), Nesai, Kıyamu’l-Leyl 17, (3, 218)
  • Resulullah (sav) ramazanda geceleyin namaz kılardı. Bir gece gelip yanında ben de namaza uydum. Sonra bir erkek daha geldi, o da namaza uydu, derken sayımız arttı ve bir cemaat olduk. Resulullah (sav) bizim arkasında olduğumuzu hissedince namazı hızlandırdı. Sonra selam verip ayrıldı ve evine girdi. Orada bizim yanımızda kılmadığı bir namaz kıldı. Sabah olunca kendisine: “Bizim arkanıza durduğumuzu geceleyin fark etmiş miydiniz?” diye sordum. Bana: “Evet ve işte bu, beni o yaptığıma sevk eden şeydir. Yani sizi arkamda hissedince namazı hızlı kılarak yanınızdan ayrıldım” buyurdu. Müslim, Siyam 69, (1, 104)
  • Resulullah (sav) bir gece mescitte nafile namaz kılmıştı. Birçok kimse de ona iktida ederek namaz kıldı, Sabah olunca “Resulullah geceleyin mescitte namaz kıldı” diye konuştular. Ertesi gece de Efendimiz namaz kıldı. Halk yine olanları konuştu, katılacakların sayısı iyice arttı. Üçüncü veya dördüncü gece halk yine toplandı. Öyle ki mescit, insanları alamayacak hale gelmişti. Ancak Resulullah (sav) bu dördüncü gecede yanlarına çıkmadı. Sabah olunca Efendimiz: “Yaptığınızı gördüm. Size çıkmamdan beni alıkoyan şey, namazın sizlere farz oluvermesinden korkmamdır” dedi. İşte bu hadise ramazanda cereyan etmişti. Buhari, Salatu’t-Teravih 1, Cuma 29, 5, Müslim, Müsafirin, 177, (761), Muvatta, Salat-fi’r Ramazan 1, (1, 113), Ebu Davud, Salat 318, (1373, 1374), Nesai, Kıyamu’l-Leyl 4, (3, 202)
  • Resulullah (sav) Ramazan’da, mescidin bir kenarında namaz kılmakta olan bir gruba uğramıştı. “Bunlar ne yapıyorlar?” diye sordu. “Bunlar, yanlarında ezberlenmiş fazla Kur’an bulunmayan kimselerdir. Übeyy İbnu Ka’b (r.a) bunlara namaz kıldırıyor!” dediler. Efendimiz (sav): “İsabet etmişler, bu davranış ne kadar iyi!” buyurdular. Ebu Davud, Salat 318, (1377)
  • Resulullah (sav) ile bir ramazan ayında beraber oruç tuttuk. Ay boyunca bize son yedi güne kadar hiç ziyade namaz kıldırmadı. Ayın son yedinci gününde gecenin üçte biri geçinceye kadar bize namaz kıldırdı. Altıncı gününde yine bir şey kıldırmadı. Beşinci gününde gecenin yarısı geçinceye kadar namaz kıldırdı. Kendisine: “Bu gecemizin geri kalan kısmında da bize nafile kıldırsanız!” dedik. Talebimize karşı: “Kim imamla namaza başlar, sonuna kadar devam ederse, kendisine gecenin tamamını namazla geçirmiş sevabı yazılır” buyurdular. Sonra Resulullah (sav) aydan son üç gece kalıncaya kadar başka namaz kıldırmadılar. Üçüncü gece bize namaz kıldırdılar. Ehline ve kadınlarına dua ettiler. Bize (o kadar uzun) namaz kıldırdılar ki “Felah”ı kaçırmaktan korktuk. (Ebu Zerr’e): “Felah” nedir? Diye soruldu: “Sahur!” cevabını verdi. Sonra ayın geri kalan kısmında bize namaz kıldırmadı. Ebu Davud, Salat 318, (1375), Tirmizi, Savm 81, (805), Nesai, Sehv 103, (3, 83, 84), Kıyamu’l-Leyl 4, (3, 202)
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
  • Übeyy ‘i (r.a) dinledim, diyordu ki: “Ramazanda teravih namazından ayrılıp, hizmetçilerden alelacele sahur yemeği getirmelerini isterdik, çünkü vaktin çıkmasından korkardık.” Muvatta, es-Salat fı’r-Ramazan 7 (1, 116)
  • Sâlim İbnu Ubeyd anlatıyor: “Resûlullah (sav) hastalığı sırasında bir ara bayılmıştı. Sonra ayıldı ve: “Namaz vakti girdi mi?” diye sordu. “Evet!” dediler. “Bilal’e söyleyin ezan okusun! Ebubekir ‘e söyleyin o da halka imamlık etsin!” buyurdular. Üzerine yine baygınlık geldi, az sonra ayıldı. Yine: “Namaz vakti girdi mi?” diye sordu. “Evet!” dediler. “Öyleyse Bilal’e söyleyin ezan okusun ve Ebubekir ‘e söyleyin o da halka imamlık etsin!” buyurdular. Sonra tekrar bayıldı. Az sonra ayıldı. Ayılır ayılmaz: “Namaz vakti girdi mi?” dediler. “Evet!” denildi. “Öyleyse Bilal’e söyleyin ezan okusun ve Ebubekir ‘e söyleyin o da halka imamlık etsin!” buyurdular. Hz. Aişe (r.a): “Babam Ebubekir yufka yürekli bir kimsedir size mahsus bu makama geçerse dayanamaz ağlar, sizin yerinize imamlığa tahammül edemez! Bu işi bir başkasına söyleseniz!” dedi. Derken Resûlullah (sav) bir kere daha bayıldı. Az sonra ayıldı. Yine: “Bilal’e söyleyin ezan okusun, Ebubekir ‘e söyleyin o da halkın namazını kıldırsın” buyurdular. Sonra: “Siz kadınlar Hazreti Yusuf’un kıssasında zikri geçen fettan kadınlar gibisiniz” buyurdular.” “Bilal’e emredildi, ezan okudu. Hazreti Ebubekir ‘e emredildi o da namaz kıldırdı. Sonra Resûlullah (sav) bir hafiflik hissedip: “Kendisine dayanacağım birini çağırın!” buyurdular. Berîre ve bir de erkek geldi. Onlara dayanarak mescide gitti. Hazreti Ebubekir onu görünce geri çekilmek istedi. Ancak Resulullah (sav) ona: “Yerinden ayrılma!” diye işaret buyurdu. Sonra Resûlullah (sav) gelip Hazreti Ebubekir’in yanına oturdu. Ebubekir böylece namazı Resulullah (sav) Bilahare  ruhunu teslim etti.” İbnu Mace Sünen (1234) – Hds 6355)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), kendisini ölüme götüren hastalığa yakalandığı vakit Hazreti Aişe ’nin evinde idi. “Bana Ali’yi çağırın!” buyurdular. Hazreti Aişe (r.a): “Ey Allah’ın Resûlü! Sana Ebubekir ‘i çağırsak olmaz mı?” dedi. “Onu çağırın!” buyurdular. Hafsa (r.a): “Sana Ömer’i çağırsak olmaz mı?” dedi. “Onu çağırın!” buyurdular. Ümmü’l-Fadl: “Ey Allah’ın Resûlü! Sana Abbâs’ı çağırsak olmaz mı?” dedi. “Evet!” buyurdular adı geçenler toplanınca Resûlullah (sav) mübarek başlarını kaldırarak etrafa bir bakıp sükut ettiler. Hazreti Ömer: “Kalkın! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı yalnız bırakın!” dedi. Az sonra Bilâl geldi. Resûlullah ’a namazı haber verdi. Resûlullah (sav): “Ebu Bekr’e söyleyin halka namaz kıldırsın!” buyurdular. Hazreti Aişe “Ey Allah’ın Resûlü! Muhakkak ki Ebubekir, yumuşak kalpli, tutuk bir kimsedir makamınızda sizi göremezse ağlar, insanlar da ona katılıp ağlarlar. Emretseniz de halka namazı Ömer kıldırsa!” dedi Resûlullah (sav) namazı Ebubekir ’in kıldırması için ısrar edince Hazreti Ebubekir, halka namaz kıldırmak üzere öne geçti. Bu sırada Resûlullah (sav) kendinde bir hafiflik hissetti. İki kişinin arasında dayanarak mescide geçti, ayakları yerde sürünüyordu. Halk Aleyhissalâtu vesselâm’ı mescitte görünce Ebubekir ‘i “sübhanallah!” diyerek ikaz ettiler. O geri çekilmek istedi. Ama Resulullah (sav): “Yerinde kal” diye işaret etti. Resûlullah gelip Ebu Bekr’in sağına oturdu. Ebubekir kalktı. Hazreti Ebubekir Resûlullah’ı imam kıldı, halk da Ebubekir ‘i imam kıldı. İbnu Abbâs (r.a) der ki: “Resûlullah (sav), kıraatı, Hz. Ebubekir ’in kıldığı yerden aldı.” Vekî der ki: “Sünnet böyledir ikinci imam, kıraatı birincinin kaldığı yerden devam ettirir.” İbnu Mace Sünen (1235) – Hds 6356)
  • Enes İbnu Malik (r.a) dinledim şöyle diyordu: “Resulullah (sav)’dan sonra, namazı Resulullah ’ın namazına bu derece benzeyen, şu gençten yani Ömer İbnu Abdülaziz ’den başka birinin ardında namaz kılmadım.” Enes devamla dedi ki: “Rükusunda on tesbihat, secdelerinde de o kadar tesbihat tahmin ettik.” Ebu Davud, Salat 154, (88), Nesai, İftitah 166, (2, 224-225)
  • Es’Sa’di babasından veya amcasından naklediyor: “Resulullah (sav)’e namazını kılarken dikkatle baktım, rüku ve secdelerinde üçer kere subhanallahi ve biamdihi diyecek kadar duruyordu.” Ebu Davud, Salat 154, (885)
  • Sahiheyn’in diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resulullah (sav)’ın rüku ve secdesi ve iki secde arasındaki fasıla ile, rükudan başını kaldırdığı zamanki fasıla -kıyam ve ku’ud oturma hariç- birbirine yakın miktardaydı.” Buhari, Ezan 120, 127,140, Müslim, Salat 194, (471), Ebu Davud, Salat 147, (852), Tirmizi, Salat 207, (279), Nesai, İftitah 114, (2, 197-198)
  • Huzeyfe (r.a) bir adamın namaz kılarken hile yaptığını görmüştü. “Sen bu namazı ne zamandan beri kılıyorsun?” diye sordu. Adamcağız, “Kırk yıldan beri!” dedi. Huzeyfe “Öyleyse kırk yıldan beri namaz kılmadın bütün kıldıkların boşa gitmiş. Şayet bu şekilde namaz kılarak ölecek olursan Muhammed’in fıtratından başka bir fıtrat üzere öleceksin!” dedi ve ilave etti: “Kişi namazı hafif kılar ama buna rağmen tam kılar, güzel kılar!” Buhari, Ezan 119,132, Nesai, Sehv 66, (3, 58-59)
  • Resulullah (sav) karga gagalamasından, vahşi hayvanlar gibi kolları yaymaktan, kişinin mescitte deve gibi mekan tutmasından nehyetti. Ebu Davud, Salat 148, (862), Nesai, İftitah 145, (2, 214)
  • Hazreti Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ın (sav), namazda, iftitah tekbiri sırasında ellerini omuzlar hizasına kadar kaldırdığını gördüm. Rüku sırasında da, rükûdan secdeye gitme sırasında da aynı şekilde kaldırıyordu.” İbnu Mace Sünen (860) – Hds 6249)
  • Umayr İbnu Habîb (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) farz namazda, her tekbir ile beraber ellerini kaldırırdı.” İbnu Mace Sünen (861) – Hds 6250)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor. “Resûlullah (sav), her tekbir sırasında ellerini kaldırırdı.” İbnu Mace Sünen (865) – Hds 6251)
  • Hz. Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, namaza girdiği vakit ve rükuya giderken ellerini kaldırırdı.” İbnu Mace Sünen (866) – Hds 6252)
  • Hazreti Câbir İbnu Abdullah (r.a), namaza başlarken ellerini kaldırırdı. Rükuya gidince, rükudan başını kaldırınca aynı şekilde ellerini kaldırırdı ve derdi ki: “Resûlullah ‘ı bu şekilde yapıyor gördüm.” İbrahim İbnu Tahmîn ellerini kulaklarına kadar kaldırırdı.” İbnu Mace Sünen (868) – Hds 6253)
  • Ümmü Seleme (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) sabah namazında kunut yapmaktan nehyolundu.” İbnu Mace Sünen (1242) – Hds 6357)
  • Hazreti Aişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) abdest alınca, iki rek’at namaz kılar sonra mescide giderdi.” İbnu Mace Sünen (1146) – Hds 6333)
  • Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) fecirden önce iki rekât namaz kılardı ve: “Şu iki sure ne kadar iyidir, sabahın o iki rekatinde bunlar okunur: Kulhü vallahu ahad” ve “Kul ya eyyûhe’l-kâfirûn.” İbnu Mace Sünen (1150) – Hds 6334)
  • Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) uyuyakalarak sabahın iki rekat sünnetini kaçırmış, güneş doğduktan sonra bunları kaza etmiştir.” İbnu Mace Sünen (1155) – Hds 6335)
  • Abdullah İbnu Ebî Evfa (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Ebu Cehil ’in başının kesildiği müjdelendiği gün, iki rek’at şükür namazı kıldı.” İbnu Mace Sünen (1391) – Hds 6402)
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
  • Enes İbnu Mâlik (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), ciddi bir ihtiyacının görüldüğü hususunda müjdelenmişti, bunun üzerine hemen secdeye kapandı.” İbnu Mace Sünen (1392) – Hds 6403)
  • Ka’b İbnu Mâlik (r.a), Allah tövbesini kabul edince derhal secdeye kapanmıştır. İbnu Mace Sünen (1393) – Hds 6404)
  • Hazreti Ali (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman gecesinde namaz kılın, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teâla hazretleri, o gün, güneşin batmasıyla, dünya semasına iner ve şöyle der: “Bana istiğfar eden yok mu mağfiret etsem! Benden rızık isteyen yok mu rızık versem, belaya maruz kalan yok mu afiyet versem… şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu?..” Bu hal fecrin sökmesine kadar devam eder.” İbnu Mace Sünen ( 1388) – Hds 6400)
  • Ebu Musa el-Eş’ari (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri, Şaban ayının on beşinci gecesi kullarına rahmetle nazar eder ve müşrikle, müşahin (kindar bencil) hariç herkese mağfiret buyurur.” İbnu Mace Sünen ( 1390) – Hds 6401)
  • İnsanlar kıtlığa maruz kaldılar. Resulullah (sav) bir Cuma günü hutbe verirken bir bedevi kalkıp: “Ey Allah’ın Resulü, malımız helak oldu, horantamız aç kaldı, bizim için Allah’a dua ediver!” dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) ellerini kaldırdı. Biz gökte bir bulut göremiyorduk. Nefsim elinde olan Zat’a yemin olsun, daha ellerini geri çekmeden semada dağlar gibi bulutlar peydah oldu. Derken daha minberden inmemişti bile ki, sakalından yağmur damlaları dökülmeye başladı. O gün, ertesi güne kadar yağmur yağdı. Daha sonraki günde de yağdı, onu takib eden günde de yağdı, hatta müteakip cumaya kadar yağış devam etti. Öyle ki, o bedevi veya bir başkası kalkıp: “Ey Allah’ın Resulü, binalarımız yıkıldı, mallarımız suda boğuldu, bizim için Allah’a dua ediver (artık yağmur kesilsin)” dedi. Resulullah (sav) ellerini kaldırıp: “Allah’ım etrafımıza yağdır, üzerimize olmasın!” diye dua ettiler. Eliyle bulutlara doğru hangi istikametteki buluta işaret etti ise, bulutlar orada açıldı. Bütün Medine buluttan temizlendi.” Bir rivayette de de şöyle denmiştir: “Allah’ım, yağmur etrafımıza yağsın, üzerimize değil! Allah’ım, dağların ve tepelerin üzerine, vadilerin içine, ağaç biten yerlere olsun!” Hazreti Enes der ki: “Bulut hemen çekildi, biz de çıkıp güneşte yürüdük. “ Buhari, İstiska 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 14, 24, Menakıb 25, Cum’a 34, 35, Edeb 68, Da’avat 24, Müslim, İstiska 9, (897), Muvatta, İstiska 3, (1, 191), Ebu Davud, Salat 260, (1174,1175), Nesai, İstiska 1, 9, 10, 17, 18, (3,154,155, 158, 160, 165, 177)
  • Resulullah (sav)’e yağmur kıtlığından şikayet edildi. Bunun üzerine bir minber getirilmesini söyledi. Musallaya minber kuruldu. Halka, oraya gidilecek gün tespit edildi.” Hazreti Aişe devamla der ki: “Güneşin kızıllığı ufukta görülür, görülmez yola çıktı. Musallaya vanp minbere oturdu. Tekbir getirdi. Allah’a hamdetti. Sonra: “Sizler memleketinizin kuraklığa uğradığından, yağmurun normal yağma zamanında gelmeyip gecikmesinden şikayetlendiniz. Allah kendisine dua etmenizi emrediyor. Duanıza icabet edeceğini vaadetti” buyurdular ve sonra şöyle dediler: “Hamd alemlerin Rabbine aittir ve Rahim’dir, ahiret gününün sahibidir. Allah’tan başka ilah yoktur. O dilediğini yapar. Ey Rabbimiz kendisinden başka ilah olmayan Allah’sın. Sen zenginsin, biz fakiriz. Üzerimize yağmur indir, indirdiğini bize kuvvet ve güç kıl. Ecel zamanımıza kadar yetecek kıl!” Bunu söyledikten sonra ellerini kaldırdı. O kadar yukarı kaldırdı ki, koltuk altı beyazlığı göründü. Sonra sırtını halka döndürdü, elbisesini ters çevirdi, elleri bu sırada hep kalkmış vaziyette idi. Sonra tekrar halka yöneldi. Minberden indi ve iki rek’at namaz kıldı. Anında Allah bulut hasıl etti. Gök gürledi. Şimşek çaktı. Allah’ın izniyle yağmur başladı. Resulullah daha mescidine dönmeden seller aktı. Resûlullah (sav), cemaatin sığınağa dönmekteki acelelerini gönülce azı dişleri görününceye kadar güldü. Ve: “Şehadet ederim ki, Allah her şeye kadirdir ve ben de Allah’ın kulu ve Resulüyüm” buyurdular. Ebu Davud, Salat 260, (1173)
  • Biz Resulullah (sav) ile beraberken bize yağmur isabet etti. Efendimiz elbisesini açtı, bedenine yağmur isabet etti. “Bunu niye yaptınız?” diye sorduk. “O Rabbinden yeni geliyor” buyurdular. Ebu Davud, Edeb 114, (6100), Müslim, İstiska 13, (898)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Doğu ile batı arasında tek bir kıble vardır.” Tirmizi, Salat 256, (342, 343, 344)
  • Ömer İbnu’l-Hattab (r.a) dedi ki: “Kişi Beytullah istikametine yöneldi mi doğu ile batı arasında tek bir kıble vardır.” Muvatta, Kıble 8, (1, 196)
  • Resulullah (sav) bize, Kur’an’dan bir sure öğrettiği gibi her işte istiharede bulunmamızı öğretirdi. Derdi ki: “Biriniz bir iş yapmaya arzu duyduğu zaman, farzlar dışında iki rek’at namaz kılsın, sonra şu duayı okusun: “Allah’ım, senden hayır talep ediyorum, zira sen bilirsin. Senden hayrı yapmaya kudret talep ediyorum, zira sen vermeye kadirsin, Rabbim yüce fazlını da taleb ediyorum. Sen her şeye kadirsin, ben acizim. Sen bilirsin, ben cahilim. Sen gaypları bilirsin. Allah’ım, eğer biliyorsan ki bu işi bana dinim, hayatım ve sonum için -veya hal-i hazırda ve ileride demişti- hayırlıdır, bunu bana takdir et ve yapmamı kolay kıl. Sonra da onu hakkımda mübarek kıl. Eğer bu işin, bana dinim, hayatım ve akıbetim için -veya hal-i hazırda ve ileride dedi- zararlıdır, onu benden çevir, beni de ondan çevir. Hayır ne ise bana onu takdir et, sonra da bana onu sevdir!” Hazreti Cabir dedi ki: “Bu duadan sonra yapacağı işi zikrederdi.” Buhari, Da’avat 48, Teheccüd 25, Tevhid 10, Ebu Davud, Salat 366, (1538), Tirmizi, Salat 394, (480), Nesai, Nikah 27, (6, 80, 81), İbnu Mace, İkamet, 188, (1383)
  • Ebu Said (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “İster farz ister nafilelerde olsun her rekatte “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin” suresi ile bir başka sure okumayanın namazı namaz değildir.” İbnu Mace Sünen (839) – Hds 6241)
  • Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “İçinde Fatiha suresi okunmayan her namaz noksandır, noksandır.” İbnu Mace Sünen (841) – Hds 6242)
  • Ebu’d-Derda (r.a)’nın anlattığına göre: “Bir adam kendisine: “Namazda imam okurken ona uyan kimse de Kur’an’dan okur mu?” diye sormuş, o da  şu cevabı vermiştir: “Bir adam, Resulullah ‘a (sav) her namazda kıraat var mı? Diye sormuştu da Resûlullah ’tan (sav): “Evet!” cevabını almıştı. Bunun üzerine cemaatten biri de: “Bu vacip oldu” demişti.” İbnu Mace Sünen (842) – Hds 6243)
  • Hz. Cabir (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav): “Kim imama uymuş ise, imamın kıraati onun da kıraatidir” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (850) – Hds 6244)
  • Hazreti Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), muhacirlerin ve ensarların, namaz adabını kendisinden almaları için, hemen peşine durmalarından hoşlanırdı.” İbnu Mace Sünen (977) – Hds 6283)
  • Ebu Musa anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Ben artık ihtiyarladım. Ben rükuya gittim mi siz de rükuya gidin. Rükudan kalktım mı siz de kalkın. Secde yaptım mı siz de secde yapın. Benden önce rükû ve secdeye giden kimseyi görmeyeyim” İbnu Mace Sünen (962) – Hds 6275)
  • Ebu Hâzım anlatıyor: “Yüce sahabi Sehl İbnu Sa’d es-Sâidî kavminin gençlerini namaz kıldırmak için öne geçirirdi. Kendisine: “Senin İslamiyet’te hatırı sayılır bir önceliğin kıdem olduğu halde niye böyle yapıyorsun?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “Ben Resûlullah (sav) şöyle söylediğini işittim: “İmam zamin (kefildir). Eğer namazı iyi kıldırırsa sevap hem onadır, hem cemaatedir. Şayet fena kıldırırsa vebali kendinedir, cemaate değildir.” İbnu Mace Sünen (981) – Hds 6284)
  • Osman İbnu Ebi’l-Âs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Ben namazda çocuk ağlaması işitir, bunun üzerine kıraatimi kısa tutarım.” İbnu Mace Sünen (990) – Hds 6285)
  • Resulullah (sav) ikindiden önce iki rek’at kılardı. Ebu Davud, Salat 297, (1272)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “İkindiden önce dört rek’at nafile kılan kimseye Allah rahmetini bol kılsın.” Ebu Davud, Salat 297, (1271), Tirmizi, Salat 318, (430)
  • Resulullah (sav) ikindi namazından önce dört rek’at nafile kılardı. Bunların arasını (ikinci rek’atin teşehhüdünde) mukarreb meleklerle müslüman ve mü’minlerden onlara tabi olanlara selam ile ayırırdı. Tirmizi, Salat 318, (2129)
  • Resulullah (sav) bana, günümde ikindi namazından sonra iki rek’at nafile kılarak gelirdi. Buhari, Mevakitu’s-Salat 33, Hacc 75, Müslim, Salatu’l-Müsafirin 296-298, (833-835), Ebu Davud, Salat 299, (1279, 1280), Nesai, Mevakit 36, (1, 280, 281)
  • İkindi namazından sonra kıldığı iki rek’ati, yanımda hiç terk etmedi. Buhari, Mevakitu’s-Salat 33, Hacc 75, Müslim, Salatu’l-Müsafirin 296-298, (833-835), Ebu Davud, Salat 299, (1279, 1280), Nesai, Mevakit 36, (1, 280, 281)
  • Resulullah (sav) ikindi namazından sonra iki rek’at nafile kılmıştır, çünkü kendisine gelen bir malın taksimini yapmış, bu meşguliyet O’nun öğle namazından sonra kılmakta olduğu iki rek’ati kılmasına mani olmuştu. Bunun üzerine onları ikindiden sonra kıldı. Sonra bir daha bu iki rek’ati kılmadı. Tirmizi, Salat 135, (184)
  • Hz. Enes’ten ikindiden sonra kılınacak nafile namaz hakkında sordum. Dedi ki: “Hz. Ömer, ikindiden sonra nafile kılanların ellerine sopayl) vururdu. Biz iki rek’ati, Resulullah devrinde güneş battıktan sonra akşam namazından önce kılardık. Bizi bunu kılarken Efendimiz görürdü de ne emrederdi ne de nehyederdi.” Müslim, Müsafirin 302, (836)
  • Hz. Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana: “Başını secdeden kaldırınca, köpeğin ayaklarını dikip mak’adının üzerine oturduğu şekilde oturma. Kabalarını ayaklarının arasına al ve ayaklarının üst kısmını yere yapıştır” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (896) – Hds 6258)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm gece namazında, iki secde arasında: “Rabbi’ğ-fir lî ver’hamnî vecburnî ve’rzuknî verfa’nî (Rabbim! Beni mağfiret et, bana rahmet buyur kırıklarımı iyileştir, bana rızık ver, derecemi yükselt)” diye dua ederdi.” İbnu Mace Sünen (898) – Hds 6259)
  • Ebu Musa el-Eş’ari (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “İki ve daha fazlası bir cemaattir.”  İbnu Mace Sünen (972) – Hds 6281)
  • Hazreti Câbir İbnu Abdullah anlatıyor: “Resûlullah (sav) akşam namazını kılıyordu, gelip hemen sol tarafına durdum, beni tutup sağına durdurdu.” İbnu Mace Sünen (974) – Hds 6282)
  • Resulullah ‘ın (sav) müezzinlerinden Sa’d el-Karazî (r.a)’nin rivayetine göre, “Bilal-i Habeşî (r.a)’nin ezanı ikişer ikişer idi. İkameti ise birer birerdi.”  İbnu Mace Sünen (731) – Hds 6208)
  • Ebu Rafi Mevla Resulullah anlatıyor: “Ben Bilal (r.a)’in, Resulullah (sav)’ın yanında ikişer ikişer ezan okuduğunu, birer birer de ikamet getirdiğini gördüm!” İbnu Mace Sünen (732) – Hds 6209)
  • Muğire İbnu Şu’be (r.a) anlatıyor: “Biz Resulullah (sav) ile birlikte öğleyi gün ortası sıcaklığında kılardık bir ara bize: “Öğle namazını serinliğe bırakın. Zira hararetin şiddeti cehennemin kabarmasındandır” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (680) – Hds 6194)
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resulullah  (sav) buyurdular ki: “Öğle namazını  serinliğe bırakın.” İbnu Mace Sünen (681) – Hds 6195)
  • Ebu Saidi’l-Hudri (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav)’ın ashabından Bedir Savaşı’na katılanlardan otuz tanesi toplanarak aralarında: “Gelin, Resûlullah ’ın namazda sessiz okuduğu kıraatin kaç ayet olduğunu kıyaslayarak tespit edelim” dediler. Bu hususta iki kişi  bile ihtilaf  etmedi. Aleyhissalâtu vesselâm’ın öğle namazında okuduğu ayetin miktarını kıyas suretiyle hesaplayıp otuz ayet kadar olduğunu tespit ettiler. İkinci rekatte okuduğu bunun yarısı kadardı. Aynı ölçümü ikindi namazı için de yaptılar. İkindinin kıraati öğlenin son iki rekatındaki kıraatin yarısı kadardı.” İbnu Mace Sünen (828) – Hds 6239)
  • Resulullah (sav) öğlede ilk iki rek’atte Fatiha ile iki süre okurdu. Son iki rek’atte de Fatiha’yı okur, bazen da ayeti bize işittirirdi. Birinci rek’atte (kıraati) uzun tutar ikinci de o kadar uzatmazdı, ikindi ve sabah namazlarında da böyle yapardı. (Ebu Davud, bir rivayette şu ziyadeye şamildir: “O’nun (sav), halk birinci rek’ata yetişebilsin diye böyle yaptığını zannederdik.”) Buhari, Ezan 107, 97, 109, 110, Müslim, Salat 154, (451), Ebu Davud, Salat 129, (798, 799, 800), Nesai, İftitah 56-60, (2, 164, 166)
  • Resulullah ’ın öğle ve ikindi namazlarında kıraatte bulunup bulunmadığını bilmiyorum. Ebu Davud, Salat 131, (808)
  • Resulullah (sav) öğlede Velleyli iza yağşa suresini okur, ikindide dahi aynısını yapar, sabah namazında bundan daha uzun bir kıraatte bulunurdu. Buhari, Ezan 103, 95, 96, Müslim, Salat 159, (453), Ebu Davud, Salat 130, (804), Nesai, İftitah 74, (2, 174)
  • Biz, Resulullah (sav)’ın arkasında öğleyi kılmıştık. Kendisinden Lokman ve Zariyat sürelerinin ayetlerini peş peşe işitiyorduk. Nesai, İftitah 55, (2,163)
  • Resulullah (sav) bir namazda secde edip sonra kıyama kalktı ve rükü yaptı. Cemaat onun, Eif-Lam-Mim Tenzile’s-Secdetü’yü okuduğunu gördü. Ebu Davud, Salat 131, (807)
  • Habbab (İbnu Eret) ve Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) anlatmışlardır: “Biz Resulullah (sav)’a kızgın kumların hararetinden şikayet ettik. Fakat şikayetimizi dinlemedi.” İbnu Mace Sünen (675) – Hds 6193)
  • Kâbus İbnu Ebi’l-Muhârık babası Ebu’l-Muhârık ‘tan (r.a) naklen anlatıyor: “Babam beni Hazreti Aişe ’ye göndererek, Resûlullah ‘ın (sav)  farz dışında hangi namaza ısrarla devam etmeyi sevdiğini sordu. Hazreti Aişe: “Resulullah (sav), öğleden önce dört rek’at kılar ve bunlarda kıyamı uzatır, rükû ve secdeyi de güzel yapardı” dedi.” İbnu Mace Sünen (1156) – Hds 6336)
  • Abdullah İbnu’l-Hâris anlatıyor: “Hz. Muaviye bir gün Resûlullah ’ın (sav) muhterem zevceleri Ümmü Seleme ‘ye (r.a) bir elçi gönderdi. Elçinin yanında ben de vardım. Elçi Ümmü Seleme ’ye sordu. O da şöyle cevap verdi: “Zekat toplamak üzere bir memur göndermiş olan Resûlullah (sav) bir gün benim odamda öğle namaz için abdest aldığı sırada yanında çokça muhacir vardı. Resûlullah muhacirlerin meseleleriyle yakinen ilgileniyor idi. Derken kapı vuruldu. Kapıya çıktı tahsildar gelmişti. Önce öğle namazının farzını kıldı; sonra, tahsildarın getirdiğini taksim etmek üzere oturdu. Bu taksim işi ikindi vakti girinceye kadar devam etti. Sonra odama girdi, iki rekat namaz kıldı ve arkadan şu açıklamayı yaptı: “Tahsildarla olan meşguliyetim, bu iki rek’ati öğlenin peşinden kılmama mani oldu. Bu sebeple onları ikindiden sonra kıldım. İbnu Mace Sünen (1159) – Hds 6337)
  • Ümmü Seleme (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) Ümmü Seleme’nin hücresinde namaz kılıyordu, önünden, Ebu Seleme’nin oğlu Ömer veya Abdullah geçmek istedi. Resûlullah (sav) eliyle işaret etti. Çocuk geri döndü. Derken Zeynep Binti Ümmü Seleme geçmek istedi. Resûlullah eliyle ona da işaret etti. Ama kızcağız geçti. Resûlullah (sav) namazı kılınca: “Kadınlar muhalefette ve istediklerini yapmada erkeklerden baskındırlar” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (948) – Hds 6272)
  • Hz. Ebu Hureyre ve Abdullah İbnu Muğaffel (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) “Namaz kılanın önünden geçen kadın, köpek ve eşek, namazı keser” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (950) – Hds 6273)
  • Hasen el-Uranî anlatıyor: “Hz. İbnu Abbâs ‘ın (r.a) yanında namazı kesen şeyler mevzubahis edilmiş, bu meyanda köpek, eşek ve kadın da sayılmıştı. Şunu söyledi: “Oğlak hakkında ne dersiniz? Aleyhissalâtu vesselâm, bir gün namaz kılıyordu, önünden bir oğlak geçecekti, Resûlullah ondan evvel davranarak ileri geçip kıble duvarı ile arasını kapattı ve geçmesine mâni oldu.” İbnu Mace Sünen (953) – Hds 6274)
  • Berâ İbnu Âzib ve Abdurrahman İbnu Avf (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ’ın (sav) şöyle söylediğini işittim: “Allah ve melekleri ilk safta namaz kılanlara salât ederler.” İbnu Mace Sünen (997) – Hds 6287)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) çok namaz kılardı. Öyle ki ayakları kabarmıştı. Kendisine “Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetmiştir kendini niye bu kadar yıpratıyorsun?” denildi. O bunlara şu cevabı verdi: “Çok şükreden bir kul olmayayım mı?” İbnu Mace Sünen (1420) – Hds 6414)
  • Ubâde İbnu’s-Sâmit (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Allah için secde eden herkese Allah bir sevap yazar ve bu secde sebebiyle bir günahını affeder, makamını da bir derece artırır; öyleyse secdeyi çok yapın.”  İbnu Mace Sünen (1424) – Hds 6415)
  • Resulullah (sav)’e On sekiz defa refakat ettim. Ancak, sefer sırasında nafile kıldığını hiç görmedim. Allah Teala hazretleri şöyle buyurmuştur: “Resulullah ’tan sizin için güzel örnek vardır” (Ahzab 21)”. İbnu Ömer devamla der ki: “Eğer nafileyi kılsaydım namazı da tam kılardım.” Buhari, Taksiru’s-Salat 11, Müslim, Müsafirin 9, (689), Muvatta, Kasru’s-Salat 22, (1, 150), Ebu Davud, Salat 276, (1223), Tirmizi, Salat 391, Nesai, Taksiru’s-Salat 5, (3, 122, 123)
  • Ben, Resulullah (sav)’e on sekiz seferde iştirak ettim. Onun, güneş meyledince öğleden önce kıldığı iki rek’ati terk ettiğini görmedim. Ebu Davud, Salat 276, (1222), Tirmizi, Salat 393, (550)
  • İbnu Ömer (r.a), oğlu Ubeydullah’ı seferde nafile kılarken görürdü de bundan dolayı onu kınamazdı. Muvatta, Kasru’s-Salat 24, (1, 150)
  • Resulullah (sav) ile birlikte umre yapmak üzere Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktık. Mekke’ye gelince: “Ey Allah’ın Resulü, annem babam sana feda olsun. Sen kısa kıldın, ben tam kıldım, sen yedin ben oruç tuttum, ne dersiniz?” dedim. Şu cevabı verdi: “Ey Aişe güzel yaptın!” buyurdu ve bu işimde beni kınamadı. Nesai, Taksiru’s-Salat 4, (3, 122)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir gün yağmur duasına çıkmıştı. Ezan ve ikamet olmaksızın bize iki rek’at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Yüzünü, elleri kaldırılmış olarak kıbleye çevirdi. Ayrıca ridasını ters çevirdi; sağ yanını solu, sol yanını da sağı üzerine aldı.” İbnu Mace Sünen (1268) – Hds 6363)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Bir bedevi gelerek Resûlullah ‘a (sav): “Ey Allah’ın Resûlü! Ben öyle bir kabileden geliyorum ki, kuraklık sebebiyle çobanlar hayvan otlatamıyor ve erkek develerinden hiçbiri rahat rahat yürüyemiyor” dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) minbere geçip Allah’a hamd ü senâdan sonra: “Allahümme’s-kına gaysen muğîsan merîen tabakan merî’en gadakan âcilen ğayra râisin (Allahım! Bize can kurtaran âkibeti, hayırlı, umumi, bol, sırılsıklam eden âcil ve gecikmesiz yağmur ver”) diye dua etti, sonra minberden indi. Etraftan gelen herkes: Peygamberin duası bereketine gelen yeterli miktarda yağmurla hepimiz ihya edildik” dedi.” İbnu Mace Sünen (1270) – Hds 6364)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Bedeviler, yatsı namazı meselesinde size galebe çalmasınlar!” -İbnu Harmele şu ilavede bulundu:- “Bu namazın adı işa ( yatsı) dır. Bedeviler ona, develeri sebebiyle geciktirip te’hir ettikleri için “ateme” derler.” İbnu Mace Sünen (705) – Hds 6198)
  • Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav), bize, yatsı namazından sonra gece sohbetini kınamıştır, yani bize bunu yasaklamıştır.” İbnu Mace Sünen (703) – Hds 6197)
  • Hazreti Aişe ‘ye (r.a) Resulullah (sav)’ın namazından sordum. Dedi ki: “Yatsıyı her kılışında yanıma gelince mutlaka dört veya altı rek’at nafile kılardı. Bir gece yağmura yakalandık. Resûlullah ‘a (sav) bir post yaydık, postta suyun akmakta olduğu bir deliğe hala bakar gibiyim. Efendimizin, elbisesini hiçbir surette yerden sakındığını görmedim. Ebu Davud, Salat 305, (1303)
  • Resulullah (sav) yatsı namazında Veşşemsi ve duhaha ve benzeri süreleri okurdu. Tirmizi, Salat 231, (309), Nesai, İftitah 71, (2, 173)
  • Resulullah (sav) bir yolculuk sırasında yatsıyı kılmıştı. İki rek’atin birinde Vettini ve’z-Zeytuni’yi okudu. (Sahiheyn’de şu ziyade yer alır: “Sesçe ve kıraatçe O’ndan daha güzel kimseye rastlamadım.”) Buhari, Ezan 100, 102, Tefsir, Vettin 1, Tevhid 52, Müslim, Salat 175, (464), Muvatta, Salat 27, (1, 79-80), Ebu Davud, Salat 275, (1221), Tirmizi, Salat 231, (310), Nesai, İftitah 72, (2,173)
  • İbnu Ömer (r.a) tek başına namaz kılınca dört rek’atin her birinde Fatiha’yı ve Kur’an’dan bir sureyi okurdu. Bazen da farz namazın bir rek’atinde iki ve üç sure birden okurdu. Akşam namazının iki rek’atinde aynı şekilde Fatiha ve birer sure okurdu. Muvatta, Salat 26, (1, 79)
  • Mufassal surelerden -uzunu olsun, kısası olsun- hiçbiri yoktur ki, ben onu Resulullah ’ın namaz kıldırırken okuduğunu işitmemiş olayım. Ebu Davud, Salat 133, (814)
  • Resulullah (sav) askeri bir birliğin başına bir adamı komutan yapmıştı. Bu zat arkadaşlarına namaz kıldırırken, her seferinde kıraatini kulhüvallahu ahad ile tamamlıyordu. Döndükleri zaman durumu Hz. Peygamber’e söylediler. Resûlullah (sav): “Sorun ona niçin öyle yapıyormuş?” buyurdu. Dediği gibi kendisine sorulmuştu. “Çünkü O, Rahman sıfatıdır, ben onu okumayı seviyorum!” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (sav): “Ona bildirin, Allah onu seviyor!” müjdesini verdi. Buhari, Ezan 106, Tevhid 1, Müslim, Salat 263, (813), Nesai, İftitah, 69, (2, 171)
  • Bir adam İbnu Mes’ud’a gelerek: “Ben bir rek’atte mufassal sürelerin tamamını okudum” dedi. İbnu Mes’ud (r.a) da: “Şiir mırıldar gibi mırıldar, meyve döküştürür gibi döküştürür müsün? Olmaz öyle şey! Resulullah (sav) tek rek’atte birbirine denk iki sure okurdu. Bir rek’atte, İkterebet ve el-Hakka surelerini, bir rek’atte Vettür ve Vezzariyat surelerini, bir rek’atte Ve iza vaka’at ve Nun surelerini, bir rek’atta Seele sailun ve ven-Nazi’at surelerini, bir rek’atte Veylun li’l-Mutaffifin ve Abese surelerini, bir rek’atte el-Müddessir ve, el-Müzzemmil surelerini, bir rek’atte Hel Eta ve La Uksimu biyevmi’l-Kıyame surelerini, bir rek’atte Amme yetesaelun ve Ve’l-Mürselat surelerini, bir rek’atte de ed-Duhan ve İza’ş-Şemsü Küvvirat surelerini okurdu.” (Bu rivayet, metin olarak Ebu Davud’un rivayetidir. Ebu Davud: “Bu İbnu Mes’ud’un telifidir” demiştir. Bunu Alkame ve Esved’den kaydeder. Diğerleri, süreleri zikretmezler.) Buhari, Ezan 106, Fedailu’l-Kur’an 6, 28, Müslim, Müsafirin 275, (822), Ebu Davud, Salat 326, (1396), Nesai, İftitah 75, (2,175,176), Tirmizi, Salat 422, (602)
  • Resulullah (sav) gece namazına kalktı ve sabah vakti girinceye kadar namaza devam etti. Namazda tek ayet okudu. O da şu mealdeki ayettir: “Onlara azap edersen, doğrusu onlar senin kullarındır. Onları bağışlarsan, güçlü olan, hakim olan şüphesiz ancak sensin” (Maide 118) Nesai, İftitah 79, (2, 177)
  • Ümmü Seleme (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) vitir namazından sonra oturduğu yerden iki hafif rekat daha kılardı.” İbnu Mace Sünen (1195) – Hds 6344)
  • El-Mutallibu’bnu Abdullah anlatıyor: “Bir adam İbnu Ömer ‘e (r.a): “Vitri nasıl kılayım?” diye sordu. O da: “Bir rek’atle vitir kıl!” dedi. Öbürü: “İyi ama halkın “Büteyra (güdük)!” demesinden korkarım” dedi. İbnu Ömer “(tek rekâtlı bu namaz, Allah ve Resûlü’nün sünnetidir!” dedi. Bu ifadesiyle: “(Tek rekâtlı bu namaz), Allah ve Resûlü’nün sünnetidir” demek istemiştir.” İbnu Mace Sünen (1176) – Hds 6339)
  • Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm nafile namazların her iki rek’atinde selam verir, bir rek’atla da vitir namazı kılardı.”  İbnu Mace Sünen (1177) – Hds 6340)
  • Ümmü Seleme (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav), vitirden sonra kısa iki rekatlık bir namaz kılardı. Bunu oturarak kılardı.” İbnu Mace Sünen (1195) – Hds 6345)
  • Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) tek bir rek’atle vitir kılar, sonra oturduğu yerden iki rek’at daha kılar, bunlarda kıraatte bulunurdu. Rüku’ya gitmek isteyince, kalkar rüku yapardı.” İbnu Mace Sünen (1196) – Hds 6346)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) namaz için evinden çıkıp namaz mahalline gelerek tekbir getirdi, sonra ashaba bekleyin diye işaret buyurdu. Hemen gidip gusletti geldi. Saçlarından su damlıyordu. Onlara namaz kıldırdı. Namazdan çıkınca: “Yanınıza cünüp olarak gelmişim. Namaza duruncaya kadar da durumumu hatırlayamadım tam kılacağım anda hatırladım” buyurdular. İbnu Mace Sünen (1220) – Hds 6349)
  • Hazreti Aişe (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Kime namazda iken kusma veya burun kanaması veya bulantılı kusma veya mezi akması hallerinden biri isabet ederse, hemen gidip abdest alsın. Sonra gelip namazının üzerine kılamadığı kısmı bina etsin. İşte bu sırada dünyevî kelamla konuşmasın.” İbnu Mace Sünen (1221) – Hds 6350)
  • Ebu Derda anlatıyor: “Ben Resûlullah ile birlikte on bir tilâvet secdesi yaptım. Onların arasında Kur’ân-ı Kerîm’in el-Mufassal denen kısa surelerden) hiçbirisi yoktu. Secde ayeti olan sureler şunlardı: A’raf, Ra’d, Nahl, Beni Îsrail(İsra), Meryem, Hacc, Furkân, Neml, Secde, Sâd, Havâmîm(Fussilet).” İbnu Mace Sünen ( 1056) – Hds 6304)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Biz Resûlullah (sav) ile birlikte İza’s-Semâu’n-Şakkat ve İkrâ bismi Rabbike surelerinin secde ayetlerinde secde ettik.”  İbnu Mace Sünen (1058) – Hds 6305)
  • Vâil İbnu Hucr (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ‘ı (sav) gördüm. Teşehhüdde sağ elinin baş ve orta parmaklarını halka etmiş, bunları takiben gelen şehadet parmağını kaldırıp onunla dua ederken gördüm.” İbnu Mace Sünen (912) – Hds 6264)
  • Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir adama: “Namazda oturunca ne diyorsun?” diye sordu. Adam: “Ben teşehhüdü okurum, sonra Allah’tan cenneti isterim, ateşe karşı O’na sığınırım. Ama vallahi, ben ne senin mırıldanmalarını ne de Muâz’ın mırıldanmalarını sessizce yapılan dualar bilmiyorum” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Biz de aynı şeyler etrafında mırıldanıyoruz” buyurdu.” İbnu Mace Sünen (910) – Hds 6263)
  • Resulullah (sav) Abbas İbnu Abdilmuttalib Radıyallahu Anh’e dediler ki: “Ey Abbas, ey amcacığım! Sana bir iyilik yapmayayım mı? Sana bağışta bulunmayayım mı? Sana ikram etmeyeyim mi? Sana on haslet(in hatırlatmasını) yapmayayım mı. Eğer sen bunu yaparsan, Allah senin bütün günahlarını önceki-sonraki, eskisi-yenisi, hataen yapılanı-kasden yapılanı, küçüğünü-büyüğünü, gizlisini-alenisini yani hepsini affeder. Bu on haslet şunlardır: Dört rek’at namaz kılarsın, her bir rek’atte Fatiha süresi ve bir süre okursun. Birinci rek’atte kıraati tamamladın mı, ayakta olduğun halde onbeş kere “Subhanallahi velhamdülillahi ve lailahe illallahu vallahu ekber” diyeceksin. Sonra rüku yapıp, rükuda iken aynı kelimeleri on kere söyleyeceksin. Sonra secde edip, secdede iken onları onar kere söyleyeceksin. Sonra başını secdeden kaldıracaksın, onları onar kere söyleyeceksin. Sonra tekrar secde edip aynı şeyleri onar kere söyleyeceksin. Sonra başını kaldırır, bunları on kere daha söylersin. Böylece her bir rek’atte bunları yetmişbeş defa söylemiş olursun. Aynı şeyleri dört rek’atte yaparsın. Dilersen bu namazı her gün bir kere kıl. Her gün yapamazsan haftada birkere yap, haftada yapamazsan her ay da bir kere yap. Ayda olmazsa yılda bir kere yap. Yılda da yapamazsan hiç olsun ömründe bir kere yap.” Ebu Davud, Salat 303, (1297, 1299), Tirmizi, Salat 350, (482), İbnu Mace, İkamet 190, (1386, 1387)
  • Kaysân (r.a) demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Bi’r-i ülya nam mevkide tek parça giysi içerisinde namaz kılarken gördüm.” İbnu Mace Sünen (1050) – Hds 6302)
  • Kaysan (r.a): “Ben Resûlullah’ı (sav) öğle ve ikindi namazlarını, mübarek göğsü üzerinde topladığı tek parçalık bir giysi içerisinde kılarken gördüm” demiştir.  İbnu Mace Sünen (1051) – Hds 6303)
  • Hazreti Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Biriniz mescide girince iki rek’at namaz kılmadan oturmasın.” İbnu Mace Sünen (1012) – Hds 6293)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden biri, rükü ve secdelerde belini (tam olarak) doğrultmadıkça namazı yeterli olmaz.” Ebu Davud, Salat 148, (855), Tirmizi, Salat 196, (265), Nesai, İftitah 88, (2, 183), İbnu Mace, İkamet 21, 22, (891-893)
  • Resulullah (sav): “İçki içen, zina yapan ve hırsızlıkta bulunan kimse hakkında ne dersiniz?” diye sordu. Bu sual, bunlar hakkında henüz hadd cezası gelmezden önce sorulmuştu. “Allah ve Resulü daha iyi bilir!” diye cevap verdiler. Resûlullah (sav): “Bu fiiller ağır suçtur, onlar hakkında ceza vardır. Hırsızlığın en kötüsü de namazını çalmaktır” buyurdu. Bunun üzerine: “Ya Resulullah, kişi namazını nasıl çalar?” diye sordular. Şu cevabı verdi: “Rükusunu ve secdelerini tamamlamaz.” Muvatta, Kasru’s-Salat 72, (1, 167)
  • Ebu Mes’ud’a gelerek: “Bize Resulullah (sav)’ın namazından anlat!” dedik. Hemen önümüzde kalktı, tekbir getirdi. Rükuya varınca ellerinin ayalarını dizlerinin üzerine koydu. Parmaklarını dizinin alt kısmına getirdi. Dirseklerini yan taraflarına uzattı. Bu halde her uzvu hareketsiz sabit durdu. Sonra semi’allahu li-men hamideh dedi ve her uzvu düz oluncaya kadar doğruldu. Ebu Davud, Salat 148, (863), Nesai, İftitah 93, (2,186)
  • Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “Secdede ta’dile riayet edin, kimse kollarını köpeklerin yayışı gibi yaymasın.” Buhari, Ezan 141, Müslim, Salat 233, (493), Ebu Davud, Salat 158, (897), Tirmizi, Salat 205, (276), Nesai, İftitah 140, (2, 211, 212)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Rüku ve secdeleri yerine getirin. Allah’a yemin olsun siz secde rüku ettikçe ben arkamda olanları da görüyorum.” -Belki “Sırtımın gerisini” demişti-“ Buhari, Eyman 3, Ezan 88, Müslim, Salat 110, Nesai, İftitah 106, (2,193-194)
  • Rivayete göre, arkadaşlarına: “Size Resulullah (sav)’ın namazını haber vereyim mi?” diye sormuştur. Ebu Kilabe der ki: “(Böyle söyledikten sonra), bize şeyhimiz Ebu Yezid’in namazı (gibi) namaz kıldırdı. Ebu Yezid, başını birinci ve üçüncü rek’atin ikinci secdesinden kaldırınca otururcasına doğrulur sonra kalkardı.  Buhari, Ezan 127,140,143,45, Ebu Davud, Salat, 142, (342), Nesai, İftitah 182, (2, 234)
  • Abdullah İbnu Abdurrahman (r.a) anlatıyor: Resûlullah (sav) bize geldi ve Benî Abdileşhel mescidinde bize namaz kıldırdı. Secde edince ellerini elbisesinin üzerine koyduğunu gördüm.” İbnu Mace Sünen (1031) – Hds 6296)
  • Sâbit İbnu Sâmit (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bir elbiseye bürünmüş olarak Benî Abdileşhel kabilesinde namaz kıldı secdede çakılların soğukluğundan korunmak maksadıyla ellerini ellerinin üzerine koymuştu.” İbnu Mace Sünen (1032) – Hds 6297)
  • Kurre  (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) zamanında, sütunlar arasında saf teşkil etmekten men edilir, sütunlar olduğu yerden kovulurduk.” İbnu Mace Sünen (1002) – Hds 6289)
  • Ali İbnu Şeyban anlatıyor: “Resûlullah ‘a (sav)  gitmek üzere kavmimizin yola çıkardığı heyet olarak yola çıkıp Resûlullah ’ın yanına geldik. Ona biat ettik, arkasında namaz kıldık. Sonra arkasında bir başka namaz daha kıldık. Namaz bitmişti. Safın gerisinde tek başına namaz kılan birini gördü. Aleyhissalâtu vesselâm, adam gideceği zaman yanında durarak: “Namazına (yeniden) yönel! Çünkü safın gerisinde tek başına kılanın namazı yoktur!” buyurdu.” İbnu Mace Sünen (1003) – Hds 6290)
  • Ümmü Seleme (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) sabah namazını kılınca, selam verirken öyle derdi: “Allahümme es’elüke ilmen nâfi’an ve rızken tayyiben ve amelen mütekabbelenEy Rabbim! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve makbul amel talep ediyorum.” İbnu Mace Sünen (925) – Hds 6269)
ETİKETLER: ,
YAZAR BİLGİSİ
İslami hakikatleri Allah rızası için insanlara ulaştırmaya çalışan bir kul.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.