LUKATA (BULUNTULAR)

17.01.2024
107

Lukata nedir? Lukata ‘nın dindeki yeri nedir ? Lukata ile ilgili Resulullah’ın söylediği hadisler şunlardır;

  • Zeyd İbnu Halid ’i (r.a) işittim. Diyordu ki: “Resulullah (sav)’e altın veya gümüş buluntu hakkında sorulmuştu. “Kesesini ve bağını belle sonra onu bir yıl ilan et. Sahibini bilemezsen, onu harca. O yanında bir emanet olsun. Günün birinde arayanı gelecek olursa, ona ödersin” buyurdu. Bunun üzerine Resulullah ’a (sav) kaybolmuş develerden soruldu. “Kaybolan develerden sana ne? Onları (kendi haline) bırak. Zira sahibi onu buluncaya kadar, ayağında çarığı, sırtında su tulumu vardır. Suya gider, ottan yer” buyurdular. Bu sefer kaybolmuş davardan soruldu: “Onları alın. Zira onlar ya senindir, ya kaybeden kardeşinindir, ya da kurdundur” buyurdular.” Buhari, İlm 28, Şürb 12, Lukata 2, 3, 4,11, Talak 22, Edeb 75, Müslim, Lukata 1, (1722), Muvatta, Akdiye 46, (2, 757), Ebu Davud, Lukata 1, (1704, 1705, 1706, 1707, 1708), Tirmizi, Ahkam 35, (1372, 1373)
  • Resulullah (sav)’e dalında asılı meyve hakkında sorulmuştu: “İhtiyaç sahibi, sepetine almaksızın ağzıyla ulaşırsa, kendisine bir vebal gelmez. Ancak kim de, eteğinde bir şeyler alarak oradan çıkarsa, aldığının iki kat değeriyle borçlanır. Ayrıca (ta’zir nevinden) ceza da yer. Kim de yığın yapıldıktan sonra meyveden çalarsa ve bunun değeri miğfer fiyatını bulursa, eli kesilir” buyurdu. Sonra kendisine lukata buluntudan sorulmuştu: “İşlek yolda bulunmuş olanla, insanların çokça yaşadığı meskun karyede bulunmuş olanı bir yıl boyu ilan et. Eğer sahibi gelirse hemen ver. Eğer gelmezse artık o senin olmuştur. Harabede bulunmuş ise, bununla, maden için humus (beşte bir) vergisi vardır” buyurdular.  Ebu Davud, Lukata 1, (1710, 1711, 1712, 1713), Nesai, Kat’u’s-Sarik 11, (8, 84-85)
  • Ali İbnu Ebu Talip Radıyallahu Anh, (bir gün), Hazreti Fatıma ‘nın (r.a) yanına girmiş idi. O sırada Hazreti Hasan ve Hüseyin ağlamakta idiler. “Niye ağlıyorsunuz?” diye sordu. Hazreti Fatıma: “Acıktılar!” dedi. Hazreti Ali (bir yiyecek temin etmek üzere) çıktı. Derken yolda bir dinar para buldu. Dönüp Hazreti Fatıma’ya gelerek haber verdi. O da: “Falan Yahudiye git, bununla un satın al!” dedi. Ali (r.a) ona vardı ve un aldı. Yahudi ona: “Sen, kendini Allah elçisi zanneden şu zatın damadı mısın?” dedi. Hazreti Ali’nin “evet”i üzerine: “Dinarını al, un da senin olsun!” dedi. Ali oradan ayrılıp, Fatıma ‘ya unu ve dinarı getirdi, durumu da anlattı. Hazreti Fatıma: “Şimdi de şu falan kasaba git, bize bir dirhemlik et al!” dedi. Hazreti Ali gidip, dinarı bir dirhemlik et mukabilinde rehin bıraktı. Eti Hazreti Fatıma’ya getirdi. O hamur yaptı , tencereye koydu, ekmek pişirdi. Babasına haber gönderdi. Resulullah yanlarına gelince, Hazreti Fatıma: “Ey Allah’ın Resulü! Şu yemeğin hikayesini size anlatayım da eğer helalse yiyelim, bizimle siz de yiyin. Bunun mahiyeti şöyle şöyledir…” diye anlattı. Resulullah (sav): “Allah’ın adıyla yiyin!” buyurdular ve hep beraber ekmekten yediler. Onlar daha yerlerinde iken, bir köle gelip, Allah ve İslam adına dinar bulan var mı?” diye sormaya başladı. Resulullah (sav) onu çağırıp (dinarı hakkında) sordu. Köle: “Çarşıda benden düştü!” dedi. Resulullah (sav): “Ey Ali! Haydi kasaba git. Ona: “Resulullah (sav) sana “Dinarı bana göndersin, dirhemini ben ödeyeceğim!” diyor de!” emretti. Kasap dinarı gönderdi. Resulullah (sav) onu öleye verdi. Ebu Davud, Lukata 1, (1714)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim bir buluntu ele geçirirse, buna adalet sahibi birini şahid kılsın, ne filanı terk ederek buluntuyu gizlesin, ne de (bir başka yere yollayarak) nazardan kaçırsın. Sahibini buldu mu hemen ona versin. Sahibini bulamazsa (bilsin ki) bu mal Allah’ın malıdır, Allah onu dilediğine verir.”  Ebu Davud, Lukata 1, (1709)
  • Resulullah (sav) değnek, kamçı, ip ve benzeri şeylerde ruhsat tanıdı. Bunları bulan kimse (ilan etmeksizin) onlardan faydalanabilir.  Ebu Davud, Lukata 1, (1717)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: Kim, sahibinin beslemekten aciz kalarak bırakıverdiği bir hayvan bulur da, onu alıp ihya edecek olursa o onun olur.” Ebu Davud, Büyu 77, (3524, 3525)
  • Resulullah (sav) yolda giderken bir hurma tanesine rastlamıştı. “Eğer sadakadan (düşmüş) olacağından korkmasaydım bunu yerdim!” buyurdular. Buhari, Büyu 4, Lukata 6, Müslim, Zekat 165, (1071), Ebu Davud, Zekat 29, (1651)
  • Resulullah (sav) hacının lukatasını nehyetti. Müslim, Lukata 11, (1724), Ebu Davud, Lukata 1, (1719)
  • Anlattığına göre: “Yedi yüz dirheme bir cariye satın almış ve borcunu ödemeden sahibini kaybetmiştir. Bir yıl sahibini arayan İbnu Mes’ud onu bulamaz ve bu parayı, bir dirhem, iki dirhem şeklinde parça parça vermeye başlar ve: “Ey Allah’ım, bunu falanca adına sadaka kabul et! Eğer adam gelirse sadaka benim adıma olacak, borç da uhdemde kalacak!” der. İbnu Mes’ud der ki: “Sahibini bulamadığınız buluntu hakkında böyle hareket edin!”  Buhari, Talak 22, [Tercümede (bab başlığında) muallak olarak kaydedilmiştir]
  • İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Şüf’a (hakkı) devenin bağlı bulunduğu ipi çözmek gibidir (ipi çözülen deve kaçırıldığı gibi, kullanılmayan şut”a hakkı da kaçırılır).” İbnu Mace Sünen (2500) – Hds 6773)
  • İbnu Ömer  anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Bir ortak diğer bir ortaktan önce üçüncü bir ortağın hissesini şuf’a yoluyla satın aldığı zaman, diğer ortağın, hisseyi satın alan ortağa karşı şuf’a hakkı yoktur. Buluğ çağına varmamış ortak ve gâib (yani hazır bulunmayan) ortak için de şüf’a hakkı yoktur. İbnu Mace Sünen (2501) – Hds 6774)
ETİKETLER: ,
YAZAR BİLGİSİ
İslami hakikatleri Allah rızası için insanlara ulaştırmaya çalışan bir kul.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.