İHRAM VE HARAMLARI

02.11.2023
149

İhram ve haramları nelerdir? ihrama nasıl girilir? İhram ve haramları ile ilgili Resulullah’ın söylemiş olduğu hadisi şerifler şunlardır;

  • Resulullah (sav)’e muhrimin giyeceği şeylerden sorulmuşta şu cevabı verdi: “Muhrim ne kamis (gömlek), ne sarık, ne bürnus, ne şalvar, ne de vers veya zaferan bulaşmış bir giysi taşımaz. Ayağında da mest ve benzeri ayakkabı yoktur. Ancak nalın bulamazsa, mestlerin topuktan aşağı kısmını kesmelidir.” Buhari’de şu ziyade var: “İhramlı kadın yüzünü örtmez, eldiven de giymez.” Buhari, Hacc 21, Cezau’s-Sayd 13, 15, İlm 53, Salat 9, Müslim, Hacc 1, (1177), Muvatta, Hacc 8, (1, 324-328), Tirmizi, Hacc 18, (833), Ebu Davud, Menasik 32, (1824, 1825, 1826), Nesai, Hacc 28, (5, 129)
  • Rivayete göre demiştir ki: “Resulullah (sav) kadınları ihrama girdikleri vakit eldiven kullanmaktan, yüzlerini örtmekten ve vers ve za’feran değmiş elbise giymekten yasakladı ve: “Bunlardan gayrı, hoşuna giden elbise çeşitlerinden safranla boyanmış veya ipekli veya zinet veya şalvar veya kamis veya mest giysin” dedi.” Ebu Davud, Menasik 32, (1827)
  • Resulullah (sav) ihramlı iken mest giymede kadınlara ruhsat tanıdı. Ebu Davud, Menasik 33, (1831)
  • Resulullah (sav) hazretleri buyurdular ki: “Kim izar bulamazsa şalvar giysin, kim de nalın bulamazsa mest giysin.” Buhari, Libas 14, 37, Hacc 132, Cezau’s-Sayd 15, 16, Müslim, Hacc 4, (1178), Tirmizi, Hacc 19, (834), Ebu Davud, Hacc 32, (1829), Nesai, Hacc 32, (5, 132)
  • Nafi’nin anlattığına göre, Eslem Mevla Ömer’in, İbnu Ömer ‘e (r.a) şöyle söylediğini işitmiştir: “Ömer (r.a), Hz. Talha ‘nın (r.a) üzerinde, ihramlı iken boyalı bir giysi görmüştü. “Ey Talha bu boyalı giysi de ne?” diye sordu. Talha cevaben: “Ey mü’minlerin emiri, bu kızıl toprakla boyanmıştır!” dedi. Ömer (r.a): “Ey azizler, sizler halkın imamlarısınız, halk sizlere uymaktadır. Eğer cahil biri bu elbiseyi görse: “Talha İbnu Ubeydullah, ihramda boyalı elbise giymiş” diyecek. Ey azizler, bu boyalı elbiselerden hiçbirini giymeyin!” dedi.” Muvatta, Hac 10, (1, 326)
  • Esma Binti Ebubekir (r.a) ihramlı olduğu halde, sarı renkli giysiler giyerdi. Ancak bunlarda za’feran olmazdı. Muvatta, Hacc 11, (1, 326)
  • Resulullah (sav) Ciirrane’de iken umre için ihrama girmiş bir adam geldi. Adamın sakal ve saçları sarıya boyanmış, sırtında da za’feran lekeleri bulunan bir cübbe vardı. “Ey Allah’ın Resulü,” dedi, “şu gördüğün vaziyette, umre için ihrama girdim!” Resulullah (sav): “Şu cübbeyi çıkar, sarı boyayı da yıka!” diye emretti. Bu metin, Sahiheyn ’deki metindir. Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: “Umrede iken, hacda yaptığını yap.” Buhari, Umre 10, Cezau’s-Sayd 16, 17, Megazi, 56, Fedailu’l Kur’an 2, Müslim, Hacc 6, (1180), Muvatta, Hacc 18, (1, 328-329), Tirmizi, Hacc 20, (835, 836), Ebu Davud, Menasik 31, (1819-1822), Nesai, Hacc 43, (5, 142-143)
  • İbnu Ömer ‘in (r.a) ihramlının mıntıka takmasını mekruh addettiği rivayet edilmiştir. Muvatta, Hacc 12, (1, 326)
  • Bana, el-Ferafisa İbnu Umeyr el-Hanefi haber verdi ki, O, Hz. Osman ‘ı (r.a), ihramlı iken yüzünü örter görmüş. Muvatta, Hacc 13, (1, 327)
  • İbnu Ömer (r.a) demiştir ki: “Başın çeneden yukarısını ihramlı kimse örtemez.” Muvatta, Hacc 13, (1, 327)
  • Biz kadınlar ihramlı olarak Resulullah (sav)’la beraber iken, binekliler bize uğrardı. Onlar tam hizamıza gelince, her birimiz cilbabını başından yüzünün üzerine sarkıtıverirdi. Bizi geçtiler mi tekrar kaldırırdık.” Ebu Davud, Menasik 34, (1833)
  • Biz, bir kısım kadınlar, ihramlı iken, yanımızda Esma Binti Ebubekir (r.a) olduğu halde, yüzlerimizi sıkıca örtüyorduk.” Muvatta, Hacc 16, (1, 328)
  • Resulullah (sav)’e, ihrama gireceği zaman ihramı için, keza ihramdan çıktığı zaman da Kabe’yi tavaftan önce hıll’i için, içinde misk bulunan sürünme maddesini şu iki elimle sürdüm.” Buhari, Hacc 18, 143, Libas 73, 89, 91, Müslim, Hacc 31, 33, (1189), Muvatta, Hacc 17, (1, 328), Tirmizi, Hacc 77, (917), Ebu Davud, Menasik 11, (1745, 1746), Nesai, Hacc, 41, (5, 136-141)
  • Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: “Önce koku sürünüp sonra ihrama giren kimse hakkında soruldu. Şu cevabı verdi: “Ben tib sürünerek ihrama girip koku neşretmeyi sevmem. Katrana bulanmam bunu yapmaktan daha iyidir.” Hz. Âişe ‘ye (r.a), İbnu Ömer’in, bu sözü haber verilince: “Ben, Resulullah (sav)’e ihrama gireceği sırada tib sürdüm. Bu halde hanımlarına uğradı. Sonra da ihrama girdi, koku neşrediyordu” dedi. Buhari, Gusl 14, Müslim, Hacc 47, (1192), Nesai, Hacc 42, (5, 139), Gusl 13, (1, 203)
  • Resulullah (sav), ihrama girmeyi arzu ettiği zaman bulabildiği en güzel yağla yağlanırdı. Öyle ki, yağın parlaklığını başında ve sakalında görürdüm. Nesai, Hacc 42, (5, 139-140)
  • Ben, Resulullah (sav)’e, ihrama gireceği zaman ihramı için, şeytan taşlamasını yaptıktan sonra ve Beytullah ’a yapacağı tavaf-ı ziyaretten önce ihramdan çıkınca da hıil’i (ihramsız hali) için tib’ini sürdüm.” Nesai, Hacc 41, (5, 137)
  • Bir diğer rivayette şöyle denir: “Resulullah ’ın tib’i (sürdüğü koku) sizin şu tib’inize benzemez.” Yani sizin kullandığınız tib, uzun müddet koku neşretmeye devam etmez, demektir. Nesai, Hacc 41, (5, 137)
  • Biz Resulullah (sav) ile hacc ve umre için ihrama girip Mekke’ye giderdik. İhram sırasında alınlarımıza sükk denen bir tib sürerdik. Birimiz terleyecek olsa, yüzüne akardı. Resulullah (sav) bunu gördüğü halde bize onun sürülmesini yasaklamazdı. Ebu Davud, Menasik 32, (1830)
  • Salt İbnu Zübeyd (r.a), ailesinin bazı fertlerinden naklen şunu rivayet etmiştir: “Hz. Ömer (r.a) Şecere nam mevkide iken, bir tib kokusu hissetti. “Bu koku kimden geliyor?” diye sordu: Kesir İbnu’s-Salt: “Bendendir, saçımın dağılmaması için süründüm ve tıraş olmamaya karar verdim” dedi. Hazreti Ömer (r.a): “Su birikintilerinden birine git, başını koku gidinceye kadar ovuştur!” diye emretti. Kesir İbnu’s-Salt öyle yaptı.” Muvatta, Hacc 20, (1, 329)
  • Ömer (r.a), bir tib kokusu hissetmişti. “Bu koku kimden?” diye sordu. Muaviye İbnu Ebi Süfyan Radıyallahu Anh: “Ey mü’minlerin emiri! Bendendir!” diye cevap verdi. Hazreti Ömer kızgın bir eda ile: “Allah Allah! Senden mi?” diye çıkıştı. Hazreti Muaviye: “Bana Ümmü Habibe sürdü, ey mü’minlerin emiri!” (diye özür) beyan etti. Hazreti Ömer: “Allah aşkına geri dön ve şu sürdüğün şeyi yıka!” diye emretti. Muvatta, Hacc 19
  • İhramlı iken Cuhfe’de ölmüş olan oğlu Vakid’i kefenlemiş, bu arada başını ve yüzünü örttükten sonra şöyle demiştir: “Eğer ihramlı olmasaydık, cenazeye tib de sürerdik.” Muvatta, Hacc 14, (1, 327)
  • İbnu Ömer (r.a) ihram giyerek Mekke’ye müteveccihen yola çıktığı zaman, güzel kokusu olmayan bir yağ ile yağlanırdı. Sonra Zülhuleyfe mescidine gelir, orada ihram için iki rek’at namaz kılar, sonra hayvanına binerdi. Devesi ayağa kalkıp onu doğrultunca telbiyeye başlar ve şöyle derdi: “Ben Resulullah ’ın böyle yaptığını gördüm.” Buhari, Hacc 28, Muvatta, Hacc 32, (1, 333)
  • İbnu Ömer reyhanlanmamış bir yağla yağlanırdı. Yani kokulandırılmamış. Tirmizi, Hacc 114, (962), İbnu Mace, Menasik 88, (3083)
  • İhramlı reyhan koklayabilir, aynaya bakabilir. Yediği zeytinyağı ve tereyağı ile tedavi olabilir. Buhari, Hacc 18, (Bab başlığında, senetsiz olarak kaydetmiştir)
  • İbnu Abbas ile Misver İbnu Mahreme Radıyallahu Anh Ebva’da ihtilaf ettiler, İbnu Abbas: “Mührim başını yıkar” dedi. Misver ise: “Hayır, yıkayamaz!” dedi. İbnu Abbas, beni Ebu Eyyub el-Ensari ‘ye (r.a) gönderdi. Ben onu iki direk arasına gerilmiş bir perde gerisinde yıkanıyor buldum. Kendisine selam verdim. “Kim o?” dedi. “Abdullah İbnu Huneyn ’im. Beni, size İbnu Abbas gönderdi. Sizden, ihramlı iken Resulullah (sav)’ın başını nasıl yıkadığını soruyor” dedim. Bunun üzerine Ebu Eyyûb (r.a) elini perde ipinin üzerine koyup aşağı doğru bastı ve başı göründü. Üzerine su döken birisine: “Dök!” dedi. O da döktü. Ebu Eyyûb (r.a) başını elleriyle ileri geri ovalayıp: “Resulullah (sav)’ı böyle yapar gördüm” dedi.” (Muvatta dışındaki rivayetlerde şu ziyade mevcuttur: “Misver, İbnu Abbas’a şunu söyledi: “Seninle bir daha münakaşa etmeyeceğim ne dersen kabulüm).” Buhari, Cezau’s-Sayd 14, Müslim, Hacc 91, (1205), Muvatta, Hacc 4, (1, 323), Ebu Davud, Menasik 38, (1840), Nesai, Hacc 27, (5, 128-129), İbnu Mace, Menasik 22, (2934)
  • Harice İbnu Zeyd, babası Zeyd ‘den (r.a) naklediyor: “Resulullah (sav) ihrama girmek için soyundu ve yıkandı.” Tirmizi, Hacc 16, (830)
  • İbnu Ömer (r.a) ihrama girmezden önce ihram için, Mekke’ye girmek için, Arafat’ta vakfe için yıkanırdı. (Bir rivayette şu ziyade vardır: “İhrama girdi mi, başını sadece ihtilam olduğu zaman yıkardı.”) Muvatta, Hacc 3, (1, 322), Buhari, Hacc 38
  • Resulullah (sav) yıkandığı su ile saçlarını dağıtmayacak şekilde tarayıp nizama soktu. Ebu Davud, Menasik 12, (1747, 1748), Nesai, Hacc 40, (5, 136), Buhari, Hacc 19, Müslim, 21, (1184), İbnu Mace, Menasik 72. (3047)
  • İhramlı kimse hamama girer. Buhari, Cezau’s-Sayd 14 (Tercüme bab başlığı olarak, senetsiz şekilde) kaydedilmiştir.
  • Resulullah (sav) ihramlı iken hacamat oldu kan aldırdı. Bu metin Sahiheyn’in metnidir. Buhari merhumun bir diğer rivayetinde: “Resulullah (sav) oruçlu iken hacamat oldu” denir. Yine Buhari’nin bir diğer rivayetinde: “Resulullah (sav) ihramlı iken çektiği ağrı sebebiyle başından hacamat oldu” denir. Bir diğer rivayette: “Şakika denen başının ön kısmındaki bir ağrı sebebiye, Lahyu Cemel adında Mekke yolu üzerindeki bir su başında, başının ortasından hacamat oldu” denir. Buhari, Cezau’s-Sayd 11, Tıbb 12, 15, Müslim, Hacc 88, (1203), Ebu Davud, Menasik 36, (1835-1836), Tirmizi, Hacc 22, (839), Nesai, Hacc 92, (5, 193), İbnu Mace, Menasik 87, (3081)
  • Resulullah (sav) ihramlı iken ayağının sırtından çektiği bir ağrı sebebiyle hacamat oldu. (Nesai’nin rivayetinde “…Maruz kaldığı incinme sebebiyle ayağının sırtımdan hacamat oldu” denmiştir.) Ebu Davud, Menasik 36, (1837), Nesai, Hacc 94, (5, 194)
  • İbnu Ömer (r.a) dedi ki: “İhramlı kimse kaçınılmaz bir sebepten dolayı mecbur kalmadıkça hacamat olamaz.” Muvatta, Hacc 75, (1, 350)
  • Ömer İbnu Ubeydullah İbni Ma’mer, ihramlı iken gözünden hastalandı. Bunun üzerine gözlerine sürme çekmek istedi. Ancak Eban İbnu Osman onu bundan men etti ve gözlerine sabır basmasını tavsiye etti. İllaveten: Hz. Osman ‘ın (r.a) Resulullah ’ın böyle yaptığını rivayet ettiğini söyledik. (Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade var: “Eban hacc emiri idi.”) Müslim, Hacc 89, (1204), Ebu Davud, Menasik 37, (1838), Tirmizi, Hacc 106, (962), Nesai, Hacc 45, (5, 143)
  • Rivayet edilmiştir ki, ihramlı iken, gözüne gelen bir rahatsızlık sebebiyle aynaya bakmıştır. Muvatta, Hacc 93, (1, 358)
  • Resulullah (sav) Meymune validemizle (r.a) ihramlı iken tezevvüc buyurdular. (Buhari’nin bir rivayetinde şu ziyade var: “Umretü’l-kaza sırasında, ihramsız olarak Meymune ile gerdek yaptı. Meymune Serefte vefat etti.” Ebu Davud der ki: İbnu Müseyyeb demiştir ki: “İhramlı iken Resulullah ’ın Meymune ile evlenmesi meselesinde İbnu Abbas (r.a) vehme düşmüştür.” Nesâî ’ye ait bir başka rivayette: “İhramlı iken Resulullah (sav) evlendi” denir. Meymune ile evlendiği zikredilmez.) Buhari, Cezau’s-Sayd 12, Meğazi 43, Nikah 30, Müslim, Nikah 46, (1410), Ebu Davud, Menasik 39, (1844, 1845), Tirmizi, Hacc 24, (842), Nesai, Hacc 90, (1, 191, 192)
  • Resulullah (sav) ihramsız iken Meymune Radıyallahu Anh ile evlendi. İhramsız olduğu halde onunla gerdek yaptı. İkisinin evlenmesinde aralarında ben elçilik yapmıştım. Tirmizi, Hacc 23, (841)
  • Her ikimiz de Seref’te ihramsız iken, Resulullah (sav) benimle evlendi. Bu metin Ebu Davud’daki dir. Müslim’de şöyle denmiştir: “Kendisi ihramsız olduğu halde O’nunla Meymune evlendi. Rai -ki Yezi İnu’l-Esamm’dır- der ki: “Meymune hem benim teyzemdi, hem de İbnu Abbas’ın teyzesi idi.” Tirmizi’de şu ziyade vardır: “Meymune (r.a) ile gerdek yaptığında ihramsız idi. Meymune Seref’te öldü. Onu, Resulullahın kendisiyle gerdek yaptığı çadırda defnettik. Müslim, Nikah 48, (1411), Ebu Davud, Menasik 39, (1843), Tirmizi, Hacc 24, (845)
  • Resulullah (sav), azatlısı Ebu Rafi’yi Ensar’dan bir başkasıyla birlikte Meymune ’ye gönderdi. Onlar, Resulullah (sav)’ı Meymune bintu’l-Haris (r.a) ile evlendirdiler. O vakit Resulullah (sav) henüz Medine’de idi ve umretu’l-kaza için yola çıkmamıştı. Muvatta, Hacc 69, (1, 348)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “İhramlı ne evlenir, ne evlendirir, ne de dünür gönderir.” Müslim, Nikah 41, (1409), Muvatta, Hacc 70, (1, 348, 349), Ebu Davud, Menasik 37, (1841), Tirmizi, Hacc 23, (840), Nesai, Hacc 91, (5, 192)
  • İbnu Ömer (r.a) şöyle hükmetmiştir: “İhramlı evlenmez, evlendirmez, ne kendisi için kız ister, ne de başkası için.” Muvatta, Hacc 72. (1, 349)
  • Ebu Gatafan el-Mürri’nin anlattığına göre, babası Tarif, ihramlı iken bir kadınla evlenmiş ise de Hz. Ömer (r.a) bu nikahı reddetmiştir. Muvatta, Hacc 71, (1, 349)
  • Hudeybiye Sulhu yapıldığı sene, bir gün Resulullah (sav)’ın ashabından bir grupla birlikte, Mekke yolu üzerinde bir yerde oturuyordum. Resulullah (sav), bizden ileride konaklamış idi. Ben hariç herkes ihramlıydı. Halk vahşi bir eşek gördü, ben o sırada meşguldüm, ayakkabımı tamir ediyordum. Gördüklerinden beni haberdar etmediler, onu kendiliğimden görmüş olmamı istiyorlardı. Bir ara aralarında bir gülüşme oldu. Birden etrafıma bakındım ve bu esnada hayvanı gördüm. Hemen Cerade adındaki atıma gidip eğerledim ve bindim. Acelemden kamçıyı ve mızrağı unutmuştum. “Kamçı ve mızrağımı bana verin!” diye seslendim. “Hayır, dediler, vallahi bu işte sana yardımcı olmak istemeyiz.” Öfkelendim. İnip onları aldım. Tekrar binip, eşeğe doğru hızla gittim, yetişip avladım. Beraberimde getirdim, ölmüştü. Arkadaşlarım etinden yediler. Ancak sonradan ihramlı iken yiyip yememe hususunda şekke düşüp yediklerine pişman oldular. Yürüdük, ben bir parça ayırdım. Resulullah’a kavuşunca, bu meseleyi sorduk. “Beraberinizde bir şeyler kaldı mı?” dedi. Ben: “Evet!” diyerek parçayı uzattım, ihramlı olduğu halde, ondan yedi. Ve: “Bu bir taamdır. Onunla Allah size ikramda bulunmuştur.” dedi. Bunlarda gelen bir ziyade şöyledir: Resulullah “O helaldir, yiyin dedi.” Bir diğer rivayette: “Resulullah (sav) onlara şunu söyledi: “Sizden biri hayvanı yakalamak üzere saldırmasını emretmedi, veya ona hayvanı göstermedi mi?” Onlar: “Hayır!” diye cevap verince, Resulullah “Öyleyse yiyin!” buyurdu.” Bir diğer rivayette: “Resulullah: İşaret ettiniz veya yardım ettiniz veya saldırmasını sağladınız mı? diye sordu.” Buhari, Cezau’s-Sayd 2, 3, 4, 5, Hibe 3, Cihad 46, 88, Megazi 35, Et’ime 19, Zebaih 10, 11, Müslim, Hacc 56, (1196), Muvatta, Hacc 76, (1, 350), Tirmizi, Hacc 25, (847), Ebu Davud, Menasik 41, (1852), Nesai, Hacc 78, (5, 182), İbnu Mace, Menasik 93, (3093
  • Sab İbnu Cessame ‘nin (r.a) anlattığına göre, kendisi, Resulullah (sav)’e, Ebva veya Vehdan’da canlı bir yaban eşeği hediye etmiştir. Ancak Resulullah bunu kendisine iade etmiş, Sa’b’ın üzüldüğünü yüzünden anlayınca: “Bunu sana iade edişimizin sebebi ihramlı oluşumuzdur” demiştir. Buhari, Cezau’s-Sayd 6, Hibe 5, 17, Müslim, Hacc 50, (1193), Muvatta, Hacc 83, (1, 353), Tirmizi, Hacc 26, (849), Nesai, Hacc 79, (5, 183-185), İbnu Mace, Menasik 92, (3090)
  • Sa’b İbnu Cessame (r.a), Resulullah (sav)’e, ihramlı iken, Kudeyd’de ucundan kan damlayan bir vahşi eşek budu hediye etti. Resulullah, bu hediyeyi Sa’b’a iade etti kabul etmedi. Nesai, Hacc 79, (5, 183-185)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Siz ihramlı iken, bizzat avlamamış iseniz veya sizin arzunuzla sizin için avlanmamış ise kara av hayvanlarının eti size helaldir.” Ebu Davud, Menasik 41, (1851), Tirmizi, Hacc 25, (846), Nesai, Hacc 81, (5, 187)
  • Biz ihramlı iken Talha ile beraberdik. Bize bir kuş hediye edildi. Bu sırada Talha yatıyordu. Kuş etinden bazılarımız yedi, bazılarımız çekinip yemedi. Talha uyanınca yiyenleri te’yid etti ve: “Biz Resulullah (sav) ile birlikte onu yedik” dedi. Müslim, Hacc 65, (1197), Nesai, Hacc 78, (5, l82)
  • Hz. Osman ‘a (r.a) Arc’ta iken bir av eti getirildi. Arkadaşlarına: “Yiyiniz!” dedi. Onlar: “Sen yemiyor musun?” diye sordular. “Ben,” dedi, “sizin durumunuzda değilim, bu hayvan benim için avlandı.” Muvatta, Hacc 84, (1, 354)
  • Hz. Aişe ‘ye (r.a): “Bir av hayvanı benim için avlanmamışsa bu bana helal mi, haram mı?” diye sormuştum, şu cevabı verdi: “Ey kız kardeşimin oğlu, o ihram müddeti on gündür. İçinde bir seğrime rahatsızlık, şüphe hissedersen bırakıver yeme.” Muvatta, Hacc 85, (1, 354)
  • El’Behzi (r.a) -ki ismi Zeyd İbnu Ka’b’dır- anlatıyor: “Resulullah (sav) Mekke ye gitmek düşüncesiyle ihramlı olarak Medine’den çıktı. Ravha nam mevkiye varınca orada kesilmiş bir vahşi eşekle karşılaştılar. Resulullah (sav)’e bundan bahsedildi: “Bırakın onu, dedi, sahibi hemen gelebilir!” Derken hayvanın sahibi Behzi geldi ve Resulullah (sav)’ı bularak: “Ey Allah’ın Resulü, bu eşeği size bıraktım dilediğiniz gibi tasarruf edin!” dedi. Resulullah derhal Hazreti Ebu Bekir’e emrederek, “yol arkadaşları arasında taksim etmesini” söyledi. Sonra yola devam edip İsaye nam yere geldi. Burası Ruveyse ile Arc arasında bir yer idi. Sıcak bir gölgede kıvnlıp uyumakta olan bir ceylan vardı. -Ravi der ki- “Resulullah (sav) bir şahsa, herkes geçinceye kadar orada bekleyip kimseye hayvanı rahatsız ettirmemesini emretti. Muvatta, Hacc 79, 1, (351), Nesai, Hacc 78, (5, 182,183), Sayd 32, (7, 205)
  • Zübeyir (r.a) ihramlı olduğu halde yemek üzere yanına güneşte kurutulmuş ceylan eti dizisini azık olarak alıyordu. Muvatta, Hacc 77, (1, 350)
  • Biz, hacc veya umre için Hazreti Peygamber (sav)’le birlikte yola çıkmıştık. Yol esnasında bir çekirge sürüsüne rastladık. Kamçı ve yaylarımızla vurmaya başladık. Resulullah (sav): “Bunu yiyin, zira o deniz avından sayılır” dedi.” Ebu Davud, Menasik 42, (1853), Tirmizi, Hacc 27, (850), 3
  • Ka’bu’l-Ahbar demiştir ki: “Çekirge deniz avından sayılmışdır.” Ebu Davud, Menasik 42, (1853), Muvatta, Hacc 82, (1, 352)
  • Muvatta’da şu ziyade var: Hazreti Ömer (r.a) Ka’b’a sordu: “Nereden biliyorsun ki çekirge deniz avıdır?” Ka’b şu cevabı verdi: “Ey mü’minlerin emiri, nefsimi yed-i kudretinde tutan Zat-ı Zülcelal’e yemin ederim, bu bir nevi balık hapşırmasıdır, her yıl iki sefer hapşırır.” Muvatta, Hacc 82, (1, 352)
  • Esma Binti Umeys, Muhammed İbnu Ebi Bekir’in doğumu sebebiyle Şecere nam mevkide nifas olmuştu. Resulullah (sav), Hz. Ebubekir ‘i (r.a) görüp, kadına yıkanıp ihrama girmesini emretmesini söyledi. Müslim, Hacc 109, (1209), Ebu Davud, Menasik 35, (1834), İbnu Mace, Menasik 12, (2911)
  • Muhammed’i Beyda’da doğurduğunu söylemiş, önceki hadisteki durumu aynen zikretmiştir. Muvatta’nın bir başka rivayetinde şöyle denir: “(Esma..) Zülhuleyfe’de Muhammed’i doğurdu). Ebu Bekir Radıyallahu Anh ona yıkanmasını sonra da ihrama girmesini emretti.” Nesai, bir başka rivayette şu ziyadeyi ilave eder: “…sonra hacc için ihrama girmesini, Ka’be’yi tavaf hariç, herkesin yaptıklarını aynen yapmasını (emretti).” Yine Nesai’nin bir başka rivayetinde (Esma) şöyle demiştir: Resulullah’a (birisini) göndererek: “Ne yapayım?” diye sordurdum. Bana: “Yıkan, (kan gelen kısma) sargı bağla, sonra da ihrama gir” haberini gönderdi.) Muvatta, Hacc 1, (1, 322), Nesai, Hacc 26,(5, 127)
  • İbnu Ömer ‘den (r.a) yapılan bir rivayete göre, hacc veya umre için ihrama giren hayızlı kadın hakkında, “Kadın dilerse umre veya haccı için ihrama girer, ancak Beytullah ’ı tavaf edemez, Safa ile Merve arasındaki sa’yi de yapamaz. Bunlar dışındaki bütün menasike insanlarla birlikte katılır. Temizleninceye kadar mescide yakın olamaz.” Muvatta, Hacc 45
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Nifaslı ve hayızlı kadınlar mikata gelince guslederek ihrama girerler ve Beytullah’a olan tavaf hariç bütün menasiki ifa ederler.” Ebu Davud, Menasik 10, (1744), Tirmizi,Hacc 100, (945)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Beş hayvan vardır, bunların öldürülmesi ihramlıya günah değildir: Karga, çaylak, akrep, fare, kelb-i akur.” (Bir rivayette şöyle denmiştir: “Bunları, Harem’de ve ihramda iken öldürene günah yoktur.” Ebu Davud ve Tirmizi’nin, Ebu Saidi’l-Hudri’den kaydettikleri bir rivayette: “Adi yırtıcılar” da denmiştir. Bundan maksad insana saldırıp yaralayandır.) Buhari, Cezau’s-Sayd 7, Müslim, Hacc 72, (1199), Muvatta, Hacc 88,(1, 356), Ebu Davud, Menasik 40, (1846), Nesai, Hacc 82-84, 86-88, (5, 187-190),3
  • Alkame İbnu Ebi Alkame, annesinden rivayet etmiştir ki: “Annesi, Hazreti Aişe ‘yi (r.a) ihramlı iken bedenini kaşıyan kimse hakkında soru sorulunca dinlemiştir. Hazreti Aişe şu cevabı verir: “Evet, kaşınsın ve şiddetle kaşısın.” Sonra Hazreti Aişe ilave eder: “Ellerimi bağlasalar, (kaşınmak için ayaklarımdan başka bir imkanım olmasa) ayaklarımla kaşınırım.” Muvatta, Hacc 93, (1, 358)
  • Hacc yapmak üzere Hazreti Peygamber (sav)’le birlikte çıktık. Arc nam mevkiye kadar geldik. Orada Resulullah (sav) konakladı, biz de konakladık. Hz. Aişe (r.a) Resulullah (sav)’ın yanına oturdu. Ben de babam Ebu Bekir’in yanına oturdum. Resulullah ’ın binek devesi ile, Hz. Ebubekir ’in binek develeri tekdi ve o da Ebubekir’e ait bir köle ile birlikte yolda idi. Ebubekir  oturup, kölenin gelmesini beklemeye başladı. Köle geldi ama beraberinde deve yoktu. Hz. Ebubekir (r.a): “Deven nerde?” diye sordu. Köle: “Sabahleyin onu kaybettim!” dedi. Ebubekir (r.a): “Tek bir deveyi kayıp mı ettin!” deyip köleye vurmaya başladı. Resulullah bu sırada gülüyor ve şöyle diyordu: “Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor!” (İbnu Ebi Rizme der ki: Resulullah: “Şu ihramlıya bakın neler de yapıyor?” deyip gülüyor, (başka bir şey söylemiyordu).” Ebu Davud, Menasik 30, (1818), İbnu Mace, Menasik 21, (2933)
  • Hz. Ömer ‘i ihramlı iken Mekke ile Medine arasındaki Sükya köyünde devesinin kurtlarını alıp toprağa atarken gördüm. Muvatta, Hac 92, (1, 357)
  • İbnu Ömer (r.a), ihramlının, devesinden pire veya güve gibi haşereleri temizlemesini mekruh addederdi. Muvatta, Hacc 95, (1, 358)
YAZAR BİLGİSİ
İslami hakikatleri Allah rızası için insanlara ulaştırmaya çalışan bir kul.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.