TEFSİRİN HÜKMÜ 

29.02.2024
63

Tefsirin Hükmü Nedir? Tefsirin Hükmü ‘nün dindeki hükmü nedir? Tefsirin Hükmü ile ilgili Resulullah’ın söylediği hadisler şunlardır;

  • Mescide uğramıştım, gördüm ki halk, zikri terk edip malayani konulara dalmış, konuşuyor. Hazreti Ali ‘ye (r.a) çıkıp durumdan haberdar ettim. Bana: “Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?” dedi, Ben: “Ben Resulullah ‘ın (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: “Haberiniz olsun bir fitne çıkacak!” Ben hemen sordum: “Bundan kurtuluş yolu nedir Ey Allah’ın Resulü?” Buyurdu ki: “Allah’ın Kitabına uymaktır. O’nda sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcut. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, itaat-isyan, haram-helal vs. cereyan edecek ahvalin de hükmü var. O, hak ile batılı ayırt eden ölçüdür. O’nda her şey ciddidir, gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip, O’na inanmaz ve Onunla amel etmezse, Allah onu helak eder. Kim O’nun dışında hidayet ararsa Allah onu saptırır. O  Allah’ın sağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir, O dosdoğru yoldur. O, kendine uyan hevaları koymaktan, kendisini (kıraat eden) delilleri iltibastan korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokça tekrarı usanç vermez, tadım eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez, O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz, hiç duyulmadık bir tilavet dinledik. Bu doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık” (Cin, 1). Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ücrete mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A’ver, bu güzel kelimeleri öğren.” Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 14, 2908
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Bir grup, Kitabullah’ı okuyup ondan ders almak üzere Allah’ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah’ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar.” Ebu Davud, Salat 349, 1455
  • Resulullah (sav): “Sizden kim evine döndüğü zaman üç adet gebe, iri, semiz deve bulmayı istemez?” diye sordu. “Hepimiz isteriz” diye cevap verdik, “öyle ise, buyurdu, kim namazda üç ayet okusa bu ona, üç iri ve semiz deveden daha hayırlıdır” Müslim, Salatu’l-Müsafirin, 250 (802)
  • Biz Suffa’da iken Resulullah (sav) (dışarı) çıkarak: “Hanginiz her gün hiç günah işlemeden ve akrabalık bağlarını da bozmadan Buthan’a veya Akik’e gidip oradan (zahmete ve masrafa girmeden) iki adet iri hörgüçlü dişi deve tutup getirmeyi ister?” diye sordu. Biz: “Ey Allah’ın Resulü bunu hepimiz isteriz” dedik. Hazreti Peygamber (sav): “O halde birinizin mescide gidip orada Allah’ın kitabından iki ayeti öğrenmesi veya okuması, kendisi için iki deveden daha hayırlıdır. Üç ayet onun için üç deveden, dört ayet onun için dört deveden ve okunacak ayetler kendi sayılarınca deveden daha hayırlıdır” buyurdular. Müslim, Salatu’l-Müsafirin 251, Ebu Davud, Salat 349,1456
  • Hazreti Peygamber (sav)’i dinledim, şöyle diyordu: “Kur’an-ı Kerim’den tek harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle (kayda geçer). Elif-Lam-Mim bir harftir demiyorum, Aksine elif bir harf, lam bir harf ve mim de bir harftir.” Tirmizi, Sevabul-Kur’an 16, 2912
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’i (güzel bir sesle açıktan okuyan bir peygamere kulak verip sevabı bol kıldığı kadar hiçbir şeye kulak verip mükafaat ihsan etmemiştir” Buhari, Tevhid 32, 52, Fedailul-Kur’an 19, Müslim, Müsafirin 232, 233, 234, Ebu Davud, Vitr 20, Tirmizi, Sevabu’l Kur’an 17, Nesai, İftitah 83, İbnu Mace, İkamet 176, (1340)
  • Buhari’nin bir rivayetinde Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Kur’an’ı teganni etmeyen bizden değildir.” (Sahabeden biri, bununla) açıktan okumayı kastediyor demiştir. Buhari, Tevhid, 32, 44
  • Hazreti Peygamber (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: “Allah, geceleyin Kur’an okuyan bir kula kulak verdiği kadar hiçbir şeye kulak verip dinlemez. Allah’ın rahmeti namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, ondan çıktığı andaki kadar hiçbir zaman Allah’a yaklaşmış olmaz.” (Ebu’n Nadr der ki: “Ondan” tabiriyle “Kur’an’dan” denmek istenmiştir) Tirmizi, Sevabul-Kur’an, 17, 2913 (13)
  • Resulullah (sav)’ı dinledim şöyle diyordu: “Kur’an’ı cebren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur’an’ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir.” Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 20, 2920, Ebu Davud, Salat 315, 1333, Nesai, Zekat 68
  • Bir adam: “Ey Allah’ın resulü, Allah’a hangi amel daha sevimlidir?” diye sordu. Resulullah (sav): “Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan” cevabını verdi. “Yolculuğa bitirip tekrar başlamak nedir?” diye ikinci sefer sorunca: “Kur’an’ı başından sonuna okur, bitirdikçe yeniden başlar” cevabını verdi. Tirmizi, Kıraat 4,2949
  • Resulullah (sav), buyurdular ki: “Aziz ve celil olan Allah diyor ki: Kim, Kur’an-ı Kerim’i okuma meşguliyeti sebebiyle benden istemekten geri kalırsa, ben ona, isteyenlere verdiğinden fazlasını veririm.” Tirmizi, Sevabul-Kur’an 25, 2927
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim Kur’an’ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş dünyadaki herhangi bir evde bulunduğu takdirde onun vereceği ışıktan daha güzeldir, öyleyse, Kur’an’la bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?” Ebu Davud, Salat, 349,1453
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim Kur’an’ı okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır.” Tirmizi, Sevabul-Kur’an 13,2907
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kur’an’ı okuyup ona sahip çıkan kimseye (ahirette): “Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel, dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku. Zira senin makamın, okuduğun en son ayetin seviyesindedir” denir.” Ebu Davud, Vitr, 20, 1464, Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 18, 2915, İbnu Mace, Edeb 52, 3780
  • Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Kur’an’da mahir olan (hıfzını ve okuyuşunu güzel yapan), Sefere denilen kerim ve muti meleklerle beraber olacaktır. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyana iki sevap vardır.”  Buhari, Tevhid 52, Müslim, Müsafirin 244, Ebu Davud, Vitr 14, (1454), Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 13, (2906), İbnu Mace, Edeb 52, (2779)
  • Anlattığına göre, geceleyin, (hurma harmanında iken) Kur’an’dan Bakara suresini okuyordu. Hemen yakınında da atı bağlı idi. Birden bire atı şahlandı. Bunun üzerine sükut ederek okumayı bıraktı. At da sükûnete geldi. Üseyd tekrar okumaya başlayınca at yine şahlandı. Üseyd yine sükut edince at da sükûnete erdi. Az sona yine okumaya başlayınca at da şahlanmaya başladı. Oğlu Yahya, ata yakındı. Ona bir zarar vermesin diye attan uzaklaştırmak için yanına gitti. Bir ara başını göğe kaldırınca bir de ne görsün! Gökte şemsiye gibi bir şey ve içerisinde kandilimsi nesneler var. Sabah olunca koşup gördüklerini Resulullah (sav)’e anlattı. Hz Peygamber (sav) kendisine: “O gördüklerin neydi bilir misin?” diye sordu. “Hayır!” cevabı üzerine açıkladı: “Onlar melaike idi. Senin sesine gelmişlerdi. Sen okumaya devam etseydin onlar seni sabaha kadar dinleyeceklerdi. Öyle ki, sabahleyin herkes onları seyredebilecekti çünkü halktan gizlenmeyeceklerdi.” Buhari, Fedailul-Kur’an 15, Müslim, Müsafirin 242, (796)
  • Bir zat Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah (sav)’e gelip vak’ayı anlattı. Hazreti Peygamber (sav) ona şu açıklamada bulundu: “Bu sekinet idi, Kur’an için inmişti” Buhari, Fedailu’l-Kur’an 11, Müslim, Müsafirin 240, 241, (795), Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 6, 2887
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kur’an okuyan mü’minin misali portakal gibidir. Kokusu güzel tadı hoştur. Kur’an okumayan mü’minin misali hurma gibidir. Tadı hoştur fakat kokusu yoktur. Kur’an’ı okuyan facir misali reyhan otu gibidir. Kokusu güzeldir, tadı acıdır. Kur’an okumayan facirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir, tadı acıdır, kokusu da yoktur.” Buhari, Et’ime 30, Fedailu’l-Kur’an 17, 36, Tevhid 57, Müslim, Müsafirin 243, Ebu Davud, Edeb 19, 4329, Tirmizi, Edeb 79, Nesai, İman 32, İbnu Mace, Mukaddime 16, 214
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir.” Buhari, Fedailu’l-Kur’an 21, Tirmizi, Fedailu’l-Kur’an 15, 2909, Ebu Davud, Salat 349, 1452, İbnu Mace, Mukaddime 16, 211
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hafızasında Kur’an’dan hiçbir ezber bulunmayan kişi harap olmuş bir ev gibidir.” (Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir) Tirmizi, Sevatbu’l-Kur’an 18, 2914
  • Resulullah buyurdular ki: “Kur’an-ı Kerim okuyan bir kimse sonradan terk eder ve okumayı unutursa kıyamet günü cüzzamlı olarak Allah’a kavuşur.” Ebu Davud, Vitr 21,1474
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ümmetime verilen ücretler bana arz edildi. Bunlar arasında bir kimsenin mescitten kaldırıp attığı bir çöp için verilmiş olanı da vardı. Keza ümmetimin işlediği günahlar da bana arz edildi. Bunlar arasında, bir kimsenin lütf-i İlahi olarak öğrenip de sonradan unuttuğu bir sure veya ayet sebebiyle kazandığından daha büyüğünü görmedim” Ebu Davud, Salat 16, 461, Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 19, 2917
  • Anlattığına göre, İmran, Kur’an okuyan, arkasından da buna mukabil halktan dünyalık talep eden birisine rastlamıştı. “İnna lillahi ve inna ileyhi raci’un”, deyip arkasından şu açıklamayı yaptı: “Hazreti Peygamber (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: “Kim Kur’an okursa (isteyeceğini) Allah’tan istesin. Zira bir takım insanlar zuhur edecek, onlar Kur’an okuyup, okudukları mukabilinde halktan (dünyalık) isteyecekler.” Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an 20, 2918
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kur’an’ın haram kıldığı şeyleri helal addeden kimse Kur’an’a inanmamıştır.” Tirmizi, Sevabul-Kur’an 20, 2919
  • Resulullah (sav) düşman arazisine Kur’an-ı Kerim’le birlikte askeri seferi yasakladı.” Buhari, Cihad 129, Müslim, İmamet 92, 93, 94, (1869), Ebu Davud, Cihad 88, (2610), İbnu Mace, Cihad 45, (2879), Muvatta, Cihad 7, (2, 446)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim Kitabullah hakkında şahsi re’yi ile söz ederse, isabet bile etse hatadadır.” Ebu Davud, İlm, 5 (3652), Tirmizi, Tefsir 1, (2953)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim Kur’an hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.” Tirmizi, Tefsir 1, (2951)
  • Yine Tirmizi’nin bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Benim hakkımda da bildiğiniz dışında sözden kaçının. Kim bana bile bile yalan nispet ederse ateşteki yerini hazırlasın. Kim de Kur’an hakkında re’yi ile söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.” Tirmizi, Tefsir 1, (2952)
ETİKETLER: ,
YAZAR BİLGİSİ
İslami hakikatleri Allah rızası için insanlara ulaştırmaya çalışan bir kul.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.