İSİM VE KÜNYE

22.11.2023
183

İsim ve Künye nedir? İsim ve Künye nasıl kurulmalı? İsim ve Künye bulurken nelere dikkat edilmeli? İsim ve Künye ile ilgili Resulullah’ın söylediği hadisler şunlardır;

  • Ebu Züheyr es-Sakafi (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) bize, Nebavet veya Benâvet’te -ravi dedi ki: Benâve, Taifte bir yerdir- hitapta bulundu ve dedi ki: “Cennet ehlini cehennem ehlinden tefrik edip bileceğiniz zaman yakındır.” Ashab: “Ne ile bileceğiz ey Allah’ın Resûlü?” dediler. Resûlullah (sav) açıkladı:” (Kişiler hakkında yapacağınız iyilikle anma ve kötülükle anma suretiyle, sizler, birbirinize karşı Allah’ın şahitlerisiniz, (sizin hayırla yâd ettikleriniz cennetliktir, zemmederek, kötüleyerek andıklarınız da cehennemliktir).” İbnu Mace Sünen (4221) – Hds 7298)
  • Abdullah İbnu Mes’ud (r.a) anlatıyor: “Bir adam, Resûlullah ‘a (sav): “Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?” diye sordu. Resulullah (sav): “Komşunun “İyi yaptın!” dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer “kötülük yaptın!” dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir” buyurdular.” İbnu Mace Sünen (4223) – Hds 7299)
  • İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Cennetlik kişi o kimsedir ki, Allah kulağını hakkında halkın hayırlı övgüleriyle doldurmuştur, kendisi de hayırla yâd edildiğini işitir. Cehennemlik olan da, kendi kulakları, halkın hakkındaki kötü anmalarıyla dolan ve bunu bizzat işiten kimsedir.” İbnu Mace Sünen (4224) – Hds 7300)
  • Resulullah (sav) buyurdu ki: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın” Ebu Davud, Edeb 69, (4948)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır.” Müslim, Adab, 2, (2132), Ebu Davud, Edeb 69, (4949), Tirmizi, Edeb 64, (2835)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah’ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrahman’dır. En sadık olanları da Haris ve Hemmam isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir.” (Metin Ebu Davud’a aittir, Nesai’de muhtasar olarak kaydedilmiştir [Hayl 3 (6, 218, 219)]) Ebu Davud, Edeb 69, (4950)
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah katında en düşük (anha) isim Melikü’l-emlak (mülklerin maliki) ismidir. Allah’tan başka Malik yoktur.” Süfyan merhum dedi ki: Şahan Şah bunun örneğidir. Ahmed İbnu Hanbel merhum dedi ki: “Ebu Amr merhum’a, ahna’ ne demek diye sordum, bana “en düşük” diye cevap verdi.” Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kıyamet günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlak (Şehinşah) olan kimsedir. Allah’tan başka Malik yoktur.” (Adab 21) Buhari, Edeb 114, Müslim, Edeb 20, (2143), Ebu Davud, Edeb 70, (4961), Tirmizi, Edeb 65, (2839)
  • Hazreti Peygamber (sav) Ya’la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi’ ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti.” Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: “…Zira kişi “Bereket burada mı?” diye sorar da “hayır yok!” diye cevap verirler. (Hadisin metni Müslim’e aittir) Müslim, Adab 13, (2138), Ebu Davud, Edeb, 70, (4960)
  • Hazreti Ömer (r.a), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğire İbnu Şu’be Radıyallahu Anh, Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hazreti Ömer (r.a) ona “Ebu Abdullah künyesini kullanman sana yetmez mi?” dedi. Muğire: “Bana Ebu İsa künyesini takan Hazreti Peygamber (sav)’dir” cevabını verilice, Hazreti Ömer: “Hazreti Peygamber (sav)’in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız” dedi. Ölünceye kadar Muğire’yi “Ebu Abdullah” diye künyeledi. Ebu Davud, Edeb 72, (4963)
  • Hazreti Peygamber (sav) bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hazreti Peygamber (sav) “İsmin ne?” dedi. Adam: “Mürre (acı)!” deyince, ona, “Otur!” dedi. Hazreti Peygamber (sav) tekrar “Bunu kim sağıverecek?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hazreti Peygamber (sav) ona da: “ismin nedir?” diye sordu. Adam: “Harb” diye cevap verdi. Ona da “Otur” dedi. Resulullah (sav): “Bu deveyi kim bize sağıverecek?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. “Ya’iş (yaşıyor!)” cevabını alınca ona: “Sen sağ” diyerek müsaade etti.”  Muvatta, İsti’zan 24 (2, 973)
  • Hazreti Mu’âviye (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Sakın birbirinizi methetmeyin. Çünkü bu boğazlamak (yani methedileni bir nevi katletmek)dir.” İbnu Mace Sünen (3743) – Hds 7114)
  • Resulullah (sav) çirkin isimleri değiştirirdi” buyurmuştur. Tirmizi, Edeb 66, (2841)
  • Zeynep Binti Ebi Seleme’nin ismi Berre idi. “Nefsini tezkiye ediyor” denildi. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (sav) onu Zeynep diye isimlendirdi.” Buhari, Edeb 108, Müslim, Edeb 17, (2141)
  • Cüveyriye Bintu’l-Haris’in ismi Berre idi, Resulullah (sav) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (sav) “Berre’nin yanından çıktı” denmesini sevmiyordu. Müslim, Edeb 16, (2140)
  • Hazreti Peygamber (sav), kavmimin beni Ebu’l-Hakem diye künyelediklerini işitmişti. Beni çağırtarak: “Hakem olan Allah’tır, hüküm de O’nadır, öyle ise, sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?” dedi. Ben açıkladım: “Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağlarım. Her iki taraf da verdiğim hükme razı olurlar.” Resulullah (sav): “Bu ne güzel şey?” buyurdu ve “Çocuklarından neler var?” diye sordu. Ben: “Şüreyh, Müslim, Abdullah var” dedim. Resulullah (sav): “En büyüğü hangisi?” dedi. “Şureyh” dedim. “Öyleyse”, buyurdu, “sen Ebu Şüreyh’sin” Ebu Davud, Edeb 70, (4955), Nesai, Kada 7, (8, 226-227)
  • Üsame İbnu Ahdari’den rivayet ediyor Ahdari diyor ki: “İsmi Asram olan bir adam vardı. Resulullah (sav) ona: “İsmin nedir?” diye sordu. Adam “Asram” diye cevap verdi. Resulullah (sav): “Hayır sen Zür’a’sın” buyurdu. Ebu Davud, Edeb 70, (4954)
  • Hazreti Peygamber (sav) Asiye (isyankar, itaatsiz kadın) ismini değiştirip, Cemile (güzel kadın) yaptı. Müslim, Edeb 14, (2139), Tirmizi, Edeb 66, (2840), Ebu Davud, Edeb 70, (4952)
  • Hazreti Ömer’le karşılaştım. Bana “Sen kimsin?” diye sordu. “Mesruk İbnu’l-Ecda” dedim. Dedi ki: “Ben Resulullah (sav)’ın ecda şeytandır” dediğini işittim.” Ebu Davud, Edeb 70, (4957)
  • El-Münzir İbnu Ebi Üseyd doğduğu zaman Resulullah (sav)’e getirilmişti. Çocuğu kucağına aldı ve: “İsmi nedir?” diye sordu, “İsmi falandır” diye ne konmuşsa söylendi. Resulullah (sav): “Hayır! Bunun ismi Münzir olacak” dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu. Buhari, Edeb 108, Müslim, Edeb 29, (2149)
  • Hz. Peygamber (sav) Fatıma (r.a) annemizin evine uğramıştı. Hazreti Ali ‘yi (r.a) evde bulamayınca: “Amca oğlun nerede?” diye sordu. Fatıma (r.a): “Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti” dedi. Resulullah (sav) birine: “Hele bir arayıver nereye gitmiş” diye emretti. “Mescitte yatıyor!” diye haber verince, Resulullah (sav) yanına gitti. Hazreti Ali (r.a) gerçekten yatıyordu ve üzerinden ridası düşmüş, (bu sebeple) toprağa bulanmıştı, Resulullah (sav), kalk ey Ebu Turab, kalk ev Ebu Turab (yani Toprak babası) diye seslendi. Sehl der ki: Hazreti Ali ‘nin en çok sevdiği ismi bu isimdi. Buhari, Salat 58, Fadaili’l,Ashab 9, Edeb 113, İsti’zan 40, Müslim, Fedailu’s-Sahabe 38, (2409)
  • Mekke’de Abdullah İbnu Zübeyr ‘e (r.a) hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke’yi terk ettim ve Medine’ye geldim, Kuba’ya indim. Abdullah’ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resulullah (sav)’e götürdüm, kucağına bıraktım. Resulullah (sav) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükürüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah’ın midesine ilk inen şey Resulullah (sav)’ın mübarek tükürükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağım oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine’de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü “Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız” diye bir şayia çıkarılmıştı.” Buhari, Menakibu’l-Ensar 45, Akika 1, Müslim, Adab 26, (2146)
  • Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resulullah (sav)’e getirdim, İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da “Mübarek olsun” diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa’nın en büyük evladı idi. Buhari, Akika 1, Müslim, Adab 24, (2145)
  • Abdullah İbnu Ebi Talha’yı doğduğu zaman Resulullah (sav)’e götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resulullah (sav) devesine katran sürüyordu. “Beraberinde hurma da getirdin mi?” diye sordu, “Evet” dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (sav) “Ensar’ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)” diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi. (Hadisin metni, Müslim’deki metindir.) Buhari, Cenaiz 42, Akika 1, Müslim, Adab 22, (2144), Ebu Davud, Edeb 69, (4951)
  • Ey Allah’ın Rasülü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok). Dedi ki: “Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen.” (Aişe, “Ümmü Abdillah (Abdullah’ın annesi)” diye künye almıştı) Ebu Davud, Edeb 78, (4970)
  • Bir gün Resulullah (sav) Baki’de idi. Kulağına bir ses geldi: “Ey Ebu’l Kasım!” diyordu. Başını sese doğru çevirdi. Seslenen adam: “Ey Allah’ın Resulü seni kastetmedim, ben falancayı çağırdım” dedi. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!” buyurdu. Buhari, Menakıb 20, Edeb 106, Müslim, Adab 1 (2131), Tirmizi, Edeb 68, (2844)
  • Bizden birinin bir oğlu oldu. İsmini Kasım koydu. Kendisine: “Sana Ebu’l Kasım künyesini vermeyiz. Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz” dedik. Hazreti Peygamber (sav)’e gelerek durumu arz etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine: “Oğlunun adı Abdurrahman’dır” dedi. Bir rivayette şu ziyade var: “İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın. Zira ben Kasım (taksim edici) kılındım. Aranızda taksim ederim.” Ebu Davud’un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin.” Buhari, Edeb 105, 106, 109, Menakıb 20, Müslim, Adab 2, (2133), Ebu Davud, Edeb 74 (4965), Tirmizi, Edeb 68, (2845)
  • Bir kadın gelerek “Ey Allah’ın Resulü, ben bir oğlan dünyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu’l-Kasım diye de künye verdim. Bana, sizin bu durumda hoşlanmadığınız söylendi,doğru mu?” diye sordu. Resulullah (sav): “İsmimi helal, künyemi haram kılan şey de ne?” veya “Künyemi haram kılıp ismimi helal kılan şey de ne?” diyerek reddetti. Ebu Davud, Edeb 76, (4968)
  • Hamza İbnu Suhayb (r.a) anlatıyor: “Hazreti Ömer, Suhayb ‘a (r.a): “Senin oğlan çocuğun olmadığı halde niçin “Ebu Yahya” diye künye taşıyorsun?” diye sordu. Suhayb: “Beni, Ebu Yahya diye Resûlullah (sav) künyeledi” dedi.” İbnu Mace Sünen (3838) – Hds 7113)
  • Hazreti Peygamber (sav) çocuğa, doğumunun yedinci gününde isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu.” (Tirmizi’de hadis İbnu Ömer’den değil, Amr İbnu Şu’ayb (an ebihi an ceddihi) tarikindendir. Burada bir sehiv söz konuşu) Ebu Davud, Edahi, 21, (2837), Tirmizi, Edahi 23, (1522), Edeb 63, (2834), Nesai, Akika 5, (7, 166), İbnu Mace, Zebai 1,(3165)
  • Yeni doğan çocuklar Hazreti Peygamber (sav)’e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnikde bulunurdu.” Müslim, Edeb, 27 (2147), Ebu Davud, Edeb 116, (5106)
  • Hazreti Fatıma (r.a) oğlu Hasan ’ı (r.a) doğurduğu zaman, Resulullah (sav)’ı kulağına ezan okurken gördüm” (Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir.  Ebu Davud, Edeb 116, (5105), Tirmizi, Edahi 17, (1514)
  • Hazreti Ömer bir adama: “İsmin nedir?” diye sordu. Adam “Cemre (kor)” dedi. “Kimin oğlusun?” diye tekrar sordu. Adam: “İbnu Şihab (alev) deyince “Kimlerden?” dedi. Adam: “Humkalardan.” “Eviniz nerede?” diye sordu. “Harretu’n-Nar’da” cevabını alınca, “hangisinde?” dedi. “Zatı Leza’da” cevabını alınca, Hazreti Ömer (r.a) “Ailene yetiş, yanıyorlar!” dedi. Gerçekten durum aynen Hazreti Ömer’in dediği gibiydi” Muvatta, İsti’zan 25 (2,973)
  • Abdullah İbnu Selam (r.a) anlatıyor: “Resûlullah ’ın (sav) yanına geldiğimde ismim Abdullah İbnu Selâm değildi. Beni Resûlullah (sav) Abdullah İbnu Selâm diye isimlendirdi. İbnu Mace Sünen (3734) – Hds 7112)
ETİKETLER: ,
YAZAR BİLGİSİ
İslami hakikatleri Allah rızası için insanlara ulaştırmaya çalışan bir kul.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.